KARATAY ÜNİVERSİTESİ KİMİN?
Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi. Yaklaşık yirmibeşbin oda mensubu esnaf ve tüccarın Yani Konyalının parasıyla kurulmuş bir vakıf üniversitesi. Kurucu Vakıf KTO Eğitim ve sağlık Vakfı. Vakfın kurucusu da Konya Ticaret Odası. Vakıf kurulurken bu amaçla Oda'nın bütçesinden 1.000.000 TL (eski parayla bir Trilyon) verilmiş. Ayrıca oda her yıl gelirlerinin yüzde onunu vakfa, dolayısıyla üniversiteye ayırmış.
Kısacası hiç kimsenin cebinden bu amaçla beş kuruş çıkmamış.
Üniversite kurulduktan kısa bir süre sonra, oda başkanı Hüseyin Üzülmez, milletvekili olabilmek için başkanlıktan istifa etmiş, yerine Oda Meclisi tarafından Selçuk Öztürk seçilmiş. Üniversitenin Mütevelli Heyet başkanlığını bir süre daha devam ettiren Üzülmez, YÖK'ün ikazı üzerine bu görevi de bırakmak zorunda kalmış.
Selçuk Öztürk Ticaret Odası seçimlerinden güçlü bir şekilde çıkınca Üzülmez ve ekibi tarafından alelacele Üniversite Mütevelli Heyeti yenilenmiş ve dört yıl için yeni bir heyet belirlenmiş.
Bu esnada Üniversite içinde bir takım derin operasyonlara da başlanmış.
Üniversite'de Paralel Yapı
Gelinen noktada Üniversite görünürde Konya Ticaret Odası'nın Üniversitesi. Ancak Oda yönetimi Üniversite'de söz sahibi değil. Yakın zamana kadar kurucu vakıfta da söz sahibi değildi. Ancak Hüseyin Üzülmez'in vakıf senedini değiştirmeye yönelik girişiminin mahkemece reddedilmesi ve yapılan seçimi Selçuk Öztürk'ün kazanması sonucu Ticaret Odası Vakıf yönetimini ele aldı. Fakat tek başına bu bir şey ifade etmiyor. Üniversite mütevelli heyeti değiştirilmediği müddetçe ne Ticaret Odası ne kurucu Vakıf hiçbir şey yapamıyor. Yani binlerce esnafın oyuyla başkan olan Selçuk Öztürk, Üniversiteye geçici işçi bile alamıyor; hiçbir konuda söz sahibi değil, harcama yetkisi yok. Hatta harcamaları ve özellikle ihaleleri denetlemesi bile mümkün değil.
Üniversiteyi Ticaret Odası ile hiçbir ilgisi olmayan insanlar yönetiyor. Seçilmişler değil, atanmışlar idare ediyor. Yani tabiri caizse tam da Sayın Başbakan'ın söylediği gibi bir çeşit paralel yapı.
Selçuk Öztürk'ün müracaat edebileceği bir takım hukukî yollar yok değil. Ancak belli ki kırıp dökmek istemiyor. Üniversite'nin zarar görmesini hiç istemiyor. Göreve geldiği günden beri nazik bir üslupla mütevelliyi istifaya çağırıyor. Ancak mütevelli istifa etmemekte direniyor.
Selçuk Öztürk diyalog kurmak istiyor, bu amaçla yemekli toplantı düzenliyor ve Üniversite Mütevelli Heyetini davet ediyor. Ancak geleceğini söyleyen Mütevelli Heyet üyeleri bile yemeğe gelmiyorlar; ertesi gün Rektörle birlikte Valiyi ziyaret ederek Üniversite ile ilgili sözde projelerini anlatıyorlar.
Sözde proje diyorum, çünkü Vakıf ve Konya Ticaret Odası para vermediği takdirde hiçbir ciddî yatırımı yapmaları mümkün değil. Sadece öğrencilerden, özellikle de Hukuk Fakültesi öğrencilerinden gelen paralarla günü kurtarabilirler.
Üniversitenin paralı bölümlerinin çoğunun kontenjanı boş kalıyor. Bu nedenle Hukuk Fakültesi'ni sevmeseler, hatta öğrencilere inşallah dayandığınız duvar yıkılır da altında kalırsınız diye beddua eden Genel Sekreterlerine soruşturma açmak yerine sınırsız yetkiler verseler de bu Fakülte'ye muhtaç durumdalar. Zira şu anda Üniversiteyi Hukuk Fakültesi ayakta tutuyor. Hukuk Fakültesi olmasa ya da iki yıl geç açılsaydı maaşları bile ödeyebilecek durumda değillerdi.
Neredeyse son bir yıldır Üniversite bir adım ileri gitmediği gibi her gün kan kaybediyor. Ancak bu durum Üniversiteyi sahiplenenlerin umurunda değil.
Mütevelli heyet istifa etmediği gibi Selçuk Öztürk ve Oda yönetimi ile adeta dalga geçiyor. Bu arada Mütevelli, dekan ataması ya da öğretim üyesi alımı gibi kalıcı tasarruflarda bulunuyor. Yani Selçuk Öztürk günün birinde Mütevelli Heyet Başkanı olsa bile paralel yapının atadığı kişilerle çalışmaya mecbur ediliyor.
Bu arada olan, her zaman olduğu gibi öğrencilere ve Milletin parasına oluyor.