RİBAT VE OKUMANIN AZALAN DEĞERİ

Bir önceki yazımda, Konya Büyükşehir Belediye Binası'nda geri dönüşüm kutularına atılan dergilerden söz etmiştim. Bunlardan biri de Ribat Dergisi idi. Dergi poşetinden bile çıkarılmadan, hiç okunmadan çöpe yani geri dönüşüm kutusuna atılmıştı.

Dergiyi kutudan alıp eve kadar getirdim. Kapağında Ravza-ı Mutahhara'nın fotoğrafı, Hz. Peygamberimizin Kutlu Doğumu ile ilgili yazıların duyuruları vardı. Dergi Kutlu Doğum için hazırlanmış özel bir sayıydı.

Derginin içine göz atınca Türkiye'de ve Konya'mızda çok iyi tanınan, okunan ve sevilen pek çok yazarın yazmış olduğu, birbirinden güzel, önemli makaleler vardı.

Abdullah Büyük'ten Prof. Dr. Ali Akpınar'a, Prof. Dr. Ramazan Altıntaş'tan Nurettin Yıldız Hoca'ya, Ramazan Kayan'dan Ali Rıza Demircan'a, hepsi Dergi'nin önemli yazarları arasında yer almıştı. Prof. Dr. Saffet Köse'den, Osman Nuri Topbaş'a, Halil Atalay'dan Muzaffer Dereli'ye, Ahmed Varol'dan Perihan Aksoy'a kadar pek çok tanıdık ilim adamı, mutasavvıf, araştırmacı, gönül insanı sürekli yazıyorlardı. Bütün bu yazarların kıymetli yazılarını okumadan çöpe atmak ne anlama geliyordu?

Oysa o yazılar ne emekler harcanarak yazılmışlardı. Hele derginin içindeki, hüsn-ü hat örneği yazı ve resimler ayrı bir güzellik taşıyordu.

Bu güzel dergiyi çöpe atan her kim ise, bu yazıları, makaleleri, makalelerde geçen ayet ve hadisleri de bilerek ya da bilmeden çöpe atmış oluyordu.

Bu durum, tek kelimeyle kadir kıymet bilmemekti. Kitaba, dergi ve makalelere karşı, kalem tutan ellere karşı değer vermemekti. Bir cehalet örneği olan bu durum sadece Ribat için değil, pek çok Dergi ve Kitap için de geçerliydi.

Bu kafa ve bu davranış nedeniyle nice yazma eserler, nice eşsiz eserler ya imha edilmiş, yakılmış, yok edilmiş, ya da tarihin tozlu raflarında çürümeye terk edilmişti. Tarihî evraklarımız vagonlarla başka ülkelere gönderilmişti.

Sağa sola, çöpe ve geri dönüşüme atılan pek çok kitap ve dergi görüp, onları aldığım, okuyacak insanlara, öğrencilerime verdiğim çok olmuştur. Bu kitaplar arasında Safahat, Çöle İnen Nur, Çile, Büyük Sözler, Büyük İslâm İlmihâli ve Kur'an Meâli gibi eserleri görünce burnumun direği sızlamıştır.

*****

İstisnâları bir kenara koyacak olursak, artık evlerimizde kitapları dergileri ve gazeteleri okumuyor ya da çok az okuyoruz.

Kitaplar bir süs eşyası gibi, bir aksesuar gibi kullanıyoruz. Evlerimizde mutfak ve salona verdiğimiz değeri ve kıymeti, ne yazık ki kütüphanemize ve kitaplarımıza vermiyoruz.

Aynı boy sıra sıra dizilmiş kitaplarımızı elimize alıp bakmıyoruz, okumuyoruz. Kitapların önü süs eşyaları ile dolu. Onları aşıp kitapları yerinden alamıyoruz. Biblolar, aile fotoğrafları, bardaklar, fincanlar, minik heykelcikler, nikâh şekerleri kitapların önünde adeta bir set oluşturmuş. Kırmadan dökmeden alabilirsen al.

Kitaplar dolap raflarının boyutlarına göre alınıyor, kitaplar cildinin rengine göre seçiliyor. Okul ve cami kütüphaneleri bakımsız, dağınık ve perişan bir halde. Okullarda okuma dersleri çok az yapılıyor.

Televizyon, İnternet, Sosyal Medya, akıllı telefonlar elimize kitap alıp okumada en büyük engel haline gelmiş.

İnsanlar biraz da hatır için, biraz gösteriş için, biraz da entel görünmek için, biraz da zorlamayla, gazete ve dergilere abone oluyorlar, kitap alıyorlar. Ama okumuyorlar. Gazeteler sofra bezi gibi kullanılıyor. Elle buruşturulup çöpe atılıyor. Kitaplar dergiler okunmayınca evde kalabalık yapıyor diye çöpe geri dönüşüme bırakıyor.

Bu gün için kitap hem ucuz, hem de kolay bulunduğundan değeri pek bilinmiyor.

Kutsal Kitabımız Kur'an bile yarışmalarda en ucuz hediye olarak veriliyor. Birinciye bilgisayar, ikinciye bisiklet, üçüncüye cep telefonu verilirken, diğer yarışmacılara birer Kuran-ı Kerim ya da diğer kitaplardan veriliyor. Kur'an en sonda, en ucuz bir hediye gibi algılanıyor, alıp öpülüyor, alınlara götürülüyor ama okunmuyor. Çocuklar Kur'an-ı Kerim kazanınca üzülüyor. Aklında bilgisayar, bisiklet kalıyor.

Okuma sevgisi yok, kitap sevgisi kalmamış.

Okumayan bir topluma dönüşünce birbirimizin canına okumaya çalışıyoruz.

İlk emri “Oku” olan bir dinin mensupları olmakla övünen bizlerin okuması, hem de çok okuması gerekmez mi?

Evet, şimdi okuyalım, yoksa mezarda okuyamayız.

 

                                               HEM NALINA HEM MIHINA

AK PARTİ GEMİSİ

Zaman Gazetesi yazarı Kadir Balcı “Ak Parti gemisinden indik elhamdülillah” demiş. Ak Parti'ye demediğini bırakmamış.

Merak bu, Kadir Balcı bundan sonra hangi gemiye binecek? Nuh'un Gemisi de olmadığına göre. CHP gemisine mi, MHP gemisine mi, BDP gemisine mi, Saadet gemisine mi? Bir açıklasa da öğrensek

 

ÇATILARI HAVAYA UÇACAK MI?

AK Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun, muhalefete yüklenerek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Muhalefetin Çatıları Havaya Uçacak” demiş.

Aman Başkanım öyle deme. Adamlar daha Çatıyı kuramadılar, sağdan soldan, eskilerden, yurt dışından malzeme aramayı sürdürüyorlar.

Kendilerini aday olmaya lâyık görmüyorlar, Kemal Derviş diyorlar, Obama diyorlar, Putin diyorlar, F. Gülen diyorlar bir aday bulamıyorlar.

Galiba bu gidişle cümlesi havaya uçacak!

 

                                                        GÜNÜN SÖZÜ

BİR İNSANIN KIYMETİ, KİTAPLARININ KIYMETİ İLE ÖLÇÜLÜR.

Spencer