“Bozulmuş ruh halimi ya da psikolojimi, bu maçı kazanarak tedavi edebilir miyim” derken, Paraguay yenilgisi ile kimyam da bozuldu...
Birincisi bu...
İkincisi de rezil bir yenilgi sonrası turnuvaya veda etmek...
İyi olmadı.
xxx

Montella
Montella’nın, dolayısıyla da A Milli Takımımızın Dünya Kupası Finallerine gelirken tanımlanabilir, yani herkes tarafından kabul gören bir oyunu vardı…
Millilerin kabul gören ve saygı uyandıran bu oyundan, Avustralya karşısında “genetiği bozulmuş” bir oyuna geçişi hem yenilgi getirdi hem de can sıktı…
Vasat bir oyun ve kurgusu neticesinde beklenmedik bir yenilgi aldık…
Daha önce de yazdığım gibi, turnuva maçlarında yol kazaları olur…
Önemli olan bu yol kazalarının arkasına sığınıp, önemli olan ikinci büyük bir kazaya sebep olmamak…
Ve maalesef ikinci yol kazası daha hasarlı oldu ve 1-0’lık yenilgi ile turnuvaya veda ettik…
Bir olayı içindeki duruma göre değerlendirmek ne kadar doğru ise Montella üzerinden teknik adamları da çalıştırdıkları takımların oyun ve oyuncu gücüne göre değerlendirmek doğru bir yaklaşım olur…
Montella, grup maçlarında mevcut oyuncu gurubundan maksimum verim aldı mı?
Aldı…
Türkiye’yi Amerika’ya götürdü mü?
Götürdü…
Hem de bazı tutucu yanları ya da sabit fikirli olmasına rağmen…
Bu maçta da Kerem inadından vazgeçmedi…
Ne oldu?
İkinci 45’te kenara aldı…
Yanlış bir tercih yaptığını anladı, ama iş işten geçti ve 85 milyonluk bir ülkenin hayalleri ile oynadı…
24 yıl sonra katıldığımız turnuvaya iki maçta gol atmadan veda etmek ne kadar acı!
Berbat bir maç planı ve turnuvaya veda…
Montella tam anlamıyla dağılmış!
Bizim bildiğimiz Montella, bu Monella değil asla…
Ne olursa olsun, bu kayıp Montella ile TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na yazar…
Bu kadar net…
Evet…
Oyuncularımızın hepsi kıymetli hepsi baş tacı bizler için ama, bazıları bu seviyeler için gerçekten yetersiz…
Kimse kusura bakmasın…
İnşallah yönetenler ve teknik adamlar ders çıkarırlar…

099Db1C1E5644E6F947Cf6C7E719D78E
Şunu da söylemek lazım; Milliler baskılı oynadılar, girişimde bulundular, ama bir türlü golü bulamadılar…
Gol yemede zerre sorunumuz yok, ama gol atmada dünyalar kadar sorunumuz var!
Tabi ki, Avustralyalılar ile Paraguaylıların katı savunması da gol atmamız noktasında önemli bir faktördü…
Çok inanmam, ama sanki büyü yapmışlar top kaleye girmesin diye!
Turnuvaya büyük umutlarla giden, beklentileri yükselten, 85 milyonu “final oynayacağız” diye şartlandıranlar peş peşe kaybetmez, en azından ikinci maçta reaksiyon vererek, kırılmaya müsaade etmez…
Dolayısıyla işler kötü gittiğinde, kafa tutan oyuncu ve antrenöre ihtiyaç duyulur…
Oyun içinde bu hayata geçirilmez ise sonuç daha kötüsü olmaz, 10 kişilik Paraguay’a karşı olmadı misal…
Düşünsenize 90 dakikayı tek korner atmadan tamamlayan, hem de önde tamamlayan Paraguay’a teslim oluyorsak, bunun nedenlerini masaya yatırmak lazım…
Özür dilemek işin en kolayı…
Yazık.