Sporun dışındaki yazılarımda, özellikle de Karatay’la sembolleşmiş mekanlarla ilgili yazılarımın hemen hemen hepsinde “Kadınlar Pazarı”ndan söz ederim…
Ben geleneklerine bağlı bir insan olarak, doğduğum ve doyduğum yerleri asla terk etmem ve etmedim de…
Dünya şehirlerinin belirli meydanları vardır ve meydanları ile anılırlar…
Ki, doğru olan da bu…
Moskova’nın Kızıl Meydanı, New York’un Times Meydanı, Londra’nın Trafalgar Meydanı, Pekin’in Tiananmen Meydanı ve İstanbul’un Sultan Ahmet Meydanı gibi, Konya’nın da Mevlana Meydanı ve civarındaki tarihi yerleşim yerleri…
Bir başka deyişle de Türbeönü…
Konya kültürünün sembolü olmuş alanlar ve tarihi yerleşim bölgeleri…
Kadınlar Pazarı da Konya’nın sembol mekanlarından birisi…
Tam tarihini bilmemekle beraber, sanırım yüz yıllık bir tarihi geçmişi olan Kadınlar Pazarı, Konya köylüsünün, kenar mahallelisinin, zengininin, fakirinin, memurunun esnafının alış-veriş yaptığı, mutlaka uğradığı ve sayısız insana tanıklık eden Konya’nın kalbini oluşturan tarihi bir mekan…
Daha açık konuşmak gerekirse, Konya’nın kültürel, sosyal ve ticari faaliyetlerinin merkezi olan Bedesten Çarşıları, Kadınlar Pazarı, Eski Garaj, İstanbul Caddesi ve civarı bu anlamda en hareketli bölgelerdir…
Başka bir güzel tarafı ise yaşı kemale ermişlerin de buluşma ve anıları tazeleme yeridir…
Özellikle hafta sonlarında İstanbul’un İstiklali ya da İzmir’in Kemeraltı Çarşısı yoğunluğundadır Konya Karatay’ın Aziziye Camii, Bedesten, Kapı Camii, Kadınlar Pazarı ve Türbeönü çarşısı ve civarı…
Cıvıl cıvıldır…
Açıkçası 7’den 77’ye herkesin ve her kesimin uğrak yeridir Kadınlar Pazarı…
Sadece yerel halkın değil tabi ki…
Ülkenin ünlüsü ünsüzü, özellikle de gurmelerinin de mutlaka görmek istedikleri mekanlardan birisidir Kadınlar Pazarı…
Kurulduğu günden günümüze kadar ne olaylara, ne yaşanmışlıklara tanıklık etmiş, Konya’nın, özellikle de Karatay’ın ya da Karataylının kimliğini şekillendirmiştir…
Kadınlar Pazarı ile benim bile anılarım var…
Birisi simit satarken, diğeri de rahmetli İhsan Atasağun, yani Teccal İhsan abiyle…
60 yıl önce yaşanan bir anı…
Kadınlar Pazarı ile herkesin mutlaka bir anısı vardır…
Mevzu Kadınlar Pazarı olunca, benim de sık sık uğradığım, önce kendisine, sonra da ürünlerine güvendiğim, evimin ihtiyaçlarının bir kısmını karşıladığım Boğaziçi Bakkaliyesi var…
Yıllardır oradan alırım zeytini, peyniri, yağı yoğurdu…
Tahir Saygı, dededen ve babadan sonra üçüncü kuşak olarak Kadınlar Pazarı’ndaki dükkanında hizmet veriyor…
Dördüncü kuşak olan oğlu Ahmet’le birlikte…
Evde bir iki eksik vardı, hem eksikleri gidereyim hem de bir iki lafın belini kıralım diye uğradım kendisine…
Tahir Bey, sohbeti güzel bir kardeşimiz…
O da benim gibi Karataylı…
Hem de mahalle komşumuz…
O İşgalamanlı, ben Sedirlerli…
Anlayacağınız mahallelerimiz duvar dibi komşu…
Biraz eskilere gittik, laf döndü dolaştı Kadınlar Pazarı’nın yıkılacağı konusuna geldi…
Hemen karşılarındaki Peynir Pazarı’nın yıkıldığını, sırada Kadınlar Pazarı’nın olduğu dedikodusunun yayıldığını söyledi…
Biraz tedirgin, biraz buruktu…

Anılardan bahsetti, yaşanmışlıklardan bahsetti, özellikle de fotoğraftaki “Boğaziçi Bakkaliyesi” yazan 60 yıllık tabeladan söz ederken gözlerinin doldu…
“Nedret Usta yazdı bu tabelayı” dedi…
60 yıllık tabelaya hiç dokunmamışlar…
Sadece kendi ismini ve dükkanın telefon numarasını eklemişler…
“Tamamen orijinal ve üzerine bir çizgi bile çekmedik” dedi…
Kadınlar Pazarı’nın geleceği ile çok konuşmadı ya da konuşamadı…
Topu oğlu Ahmet’e attı…
İnşallah önümüzdeki günlerde Ahmet kardeşimle Kadınlar Pazarı’nın ahvaliyle ilgili bir röportaj yapacağız…
Çünkü, Kadınlar Pazarı ahalisinin, daha doğrusu esnafının neden tedirgin olduğunu paylaşacak oğul Ahmet…
Şu da var; Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın kendilerini mağdur etmeyeceği noktasında rahatlar…
Kadınlar Pazarı’nın yıkılmasını, bir mekanın ya da bir taş binanın yıkılması gibi algılamıyorlar…
“Bir tarih yıkılacak” diyorlar…
Haklılar mı?
Hem de yerden göğe kadar…
Konya’da yaşayanlar, özellikle nüfus kağıdı yıpranmış olanlar, tarihi Kadınlar Pazarı’nın kendileri için çok anlam taşıdığını bilirler…
Şehrin kalbinin attığı, insanların aksata yaptığı, daha doğrusu evinin ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşıladığı Kadınlar Pazarı’nın yıkımı ile bir tarihin yıkılacağını çok iyi biliyorlar…
Benim için de çok şey ifade eden Kadınlar Pazarı restore edilebilir mi?
Bilemiyorum…
Keşke restore edilse…
Neyse…
Yönetenlerin vardır bir bildikleri…
Şehrin ve bir kısım insanların ekonomik ve kültürel yapısını oluşturan Kadınlar Pazarı’nı gözden çıkacaklarını sanmıyorum…
Özellikle de Uğur Başkan, tarihi binalar ve tarihi mekanlar konusunda çok hassas…
Geleneklerinden asla vazgeçmeyen, ancak modernizme da kapısını kapatmayan bir Başkan.
