Gastronomi işinden pek anlamam…
Yemek seçmem…
Allah’ın verdiği nimetleri seçecek değilim…
Yerim, şükrederim ve sofradan kalkarım…
Gastronomi ile ilgili bir toplantıya ilk defa katıldım…
Hem de Çatalhöyük’te…
Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın gelişmesi ve genişlemesi anlamında ne kadar mesai harcıyorsa, şehrin kültürü, turizmi, sanatı ve sporuyla da o kadar yakından ilgileniyor…
Daha doğrusu sorumluluk alıyor…
“Benim şehrimde yemek bir medeniyettir” sloganıyla yola çıkan, dördüncüsü düzenlenecek olan “GastroFest”, yani yeme-içme festivalinin tanıtımını yaptı…
Davetliler gibi menü de zengindi…
Konya’nın ünlü, daha doğrusu yeme-içme sektörünün aşçıları, modernleştirirsek şeflerinin yanı sıra Karatay, Meram ve Selçuklu Belediye Başkanları ile bizim mahallenin sakinleri de bu toplantıda fotoğraflara girdiler…
Yukarıda da ifade ettiğim gibi, yemek konusunda seçici değilim, ama titizim…
Konya mutfağının zenginliğini her gittiğim yerde, bulunduğum yeme-içme mekanlarında ballandıra ballandıra anlatırım…
Ve sık sık da bazı yörelerin lezzetleri ile karşılaştırırım…
Doğu ve Güneydoğu mutfaklarını da severim…
Ama, Konya’nın mutfağını, daha doğrusu Konya takım ya da aşçı yemek takımı ile kara yemek takımını hep önde tutarım…
Tek tek sayamam, çünkü bir orduyu doyuracak kadar zengindir Konya mutfağı…
Konya’mızın bilinen yemekleri…
Çok bilirmiş gibi, ince detaylara boğmak istemem, ama mütevazi olmayacağım Konya mutfağını iyi bilirim…
Çünkü, Konya’nın en eski yerleşim yerlerinden Sedirler’de doğdum, doydum, geliştim…
Komşularımız Hatçeba, Ayşaba, Fatmaba hepsi usta aşçılardı ve Konya yemekleri noktasında üzerlerine yoktu…
Nefis yemekler yaparlardı…
Tandırda yapılan ekmeklerden, böreklerden, düşmelerden sonra, tandıra vurulan kuru fasulyelerin, nohutların lezzeti bir başka olurdu…
Uğur Başkanın bu anlamda duyarlı olması, tarihimize geleneklerimize sahip çıkması ve gastronomi festivalinin tanıtımına da, dünyanın ilk yerleşim merkezlerinden birisi olan Çatalhöyük’te gerçekleştirmesi çok anlamlı…
Saray mutfaklarından, Mevlevi mutfaklarına, daha da önemlisi günümüzde yaşadığımız Konya mutfakları ile bu birikimin, bu servetin devam etmesi, tanıtılması ve tadılması noktasında elini taşın altına koymuş…
Kim mi?
Uğur İbrahim Altay…

3Qs8Ltmhowz6B37Gxe0W3Qy6Onij9Astzit5Xayw 1785929802 5 E K P Gw
Şehrinin sporuna, sanatına, kültürüne yan gözle bakmayan, şehrin gelişmesinde ve genişlemesinde bunların önemini bilen Uğur Başkan, özellikle yeme-içme festivalini, Konya’nın lezzetlerini daha profesyonel sunumlarla, dünyaya ulaşması noktasında sorumluluk alıyor…
Başkan diyor ki, “3-6 Eylül tarihlerinde Kalehan Ecdat Bahçesi’ne davet ediyorum. Gelin, sadece midelere değil, ruhlara da hitap eden Konya’da, lezzetin başkentinde buluşalım” diyor…
Ne desin başka…
Çıkın çıkın gelin” diyor…
Özetlersem; Konya GastroFest’in teması “EKMEK” olan festivalin tanıtımını Çatalhöyük’te gerçekleştirmesini de çok anlamlı buldum…
Bugüne kadar bilinen en eski mayalanmış ekmek örneğini Çatalhöyük’te bulunduğunun altını çizen Uğur Başkan, “Bu nedenle bu yılki festival temasını “ekmek” olarak belirledik. 4. Konya GastroFest’in tanıtımını Çatalhöyük’te gerçekleştirerek; bir bakıma ekmeğin binlerce yıllık hikâyesini, başladığı topraklarda yeniden anlatıyoruz. Geçmişin bereketini bugünün sofrasıyla buluşturuyor; Konya’nın kadim yemek kültürünü hep birlikte geleceğe taşıyoruz” dedi…
Şahane değil mi?
Hem de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Çatalhöyük’ten davet etti misafirleri…
Bir konuya, daha doğrusu yaşadığım bir anıya değineceğim ve yazımı noktalayacağım…
Ateşbaz-ı Veli türbesini o güne kadar bilmiyordum…
Yıllar önce İstanbul’dan misafirlerim geldi…
Mübarek Ramazan ayıydı…
Gazeteci bir abimdi…
Eşi, “Dünya gözüyle Konya’ya gidelim, Mevlana’yı ve türbeleri ziyaret edelim” demiş…
Ne desin adam, “hayır” diyecek durumu yok, çünkü eşi kanser tedavisi görüyor, dolayısıyla da bir dediğini iki etmiyor…
Aradılar beni, yerlerini ayırttım ve geldiler…
Gündüz türbeleri, iftardan sonra da camilere geziyoruz…
Gazeteci abinin eşi, “Ateşbaz-ı türbesine de gidelim” deyince, far yemiş tavşana döndüm…
Ateşbaz-ı türbesi?
Çaktırmadan rahmetli Avni abiyi aradım ve durumu anlattım…
Hemen geliyorum” dedi ve 20 dakika sonra geldi…
Misafirlerin yanında da bir şey soramıyorum Avni abiye, çünkü cehaletimin ortaya çıkmasını istemiyorum…
Ateşbaz-ı türbesini ilk kez İstanbullu misafirimden duydum ve onların sayesinde ziyaret ettim…
Mevlana Dergahının aşçıbaşısı olduğunu, dahası önemli bir zat olduğunu öğrendim.