Konyaspor Başkanı Ömer Atiker’in basın toplantısını başından sonuna dinlediğinizde önünüze iki fotoğraf çıkıyor.
Birinci fotoğraf umut verici…
Yeşil Beyaz Sanayi Sitesi.
İkinci fotoğraf ise iç karartıcı…
2,7 milyar lira borç!
Hangisinden başlayalım?
Bence borçtan.
Çünkü hastalığı bilmeden ilacı konuşmanın anlamı yok.
xxx
Başkan Ömer Atiker açık açık söyledi.
Göreve geldiklerinde kağıt üzerinde yaklaşık 1,5 milyar liralık bir borç görünüyormuş.
Faizi…
Kur farkı…
Yapılandırması…
Şusu busu derken gerçek tablo 2 milyar liraya dayanmış…
Bugün?
Her şey dahil net borç 2,7 milyar TL.
Az para mı?
Değil.
Artı koskoca bir sezonun giderlerini de üzerine yüklerseniz, dağ gibi bir para…
Dolayısıyla Konyaspor Başkanlık koltuğunda oturan kişinin işi yalnızca santrafor, iyi bir 10 numara almak, teknik direktör seçmek ya da maç kazanmak değil…
Adamın bir gözü sahada…
Diğer gözü kasada!
xxx


Tam da böyle bir ortamda eski yöneticilerin icra meselesi patladı.
Bu konuda daha önce ne düşündüğüm belli…
“Mesele para değilse, kulübü neden icraya verdiniz?” diye de yazdım…
Alacak başka şey…
Konyaspor’u icraya vermek başka şey…
Kimsenin parasının üzerine yatılsın demiyorum…
Ömer Atiker de zaten bunu söylemiyor.
Aksine toplantıda net konuştu: Kimsenin bir kuruş hakkı Konyaspor’da kalmayacak…
Peki o zaman problem nerede?
Tahsil yönteminde…
Yani, kulübün icraya verilerek tahsil edilme yolunun seçilmesi.
xxx
Eski Başkan Ömer Korkmaz, kendilerinin aranmadığını söyledi…
Ömer Atiker ise tam tersini söylüyor:
“Görüşüldü, konuşuldu, model sunuldu.”
İki taraftan birisinin söylediği diğerinin söylediğiyle uyuşmuyor.
Burada yapılması gereken ne?
Çok basit.
Kim kiminle ne zaman görüştü?
Ne teklif edildi?
Ne cevap verildi?
Basının huzurunda bir araya gelinir ve çıkar ortaya…
Böylece kamuoyu da neyin ne olduğunu görür…
Çünkü Konyaspor taraftarının dedikoduya değil, gerçeğe ihtiyacı var.
xxx
Ama toplantıda daha dikkat çekici bir cümle vardı.
Başkan Atiker, eski yönetimin “mesele para değil” açıklamasına karşı sordu:
Madem mesele para değil, amaç ne?
Ağır soru..
Bende sormuştum, ama cevap veren olmadı…
Aslında cevap verilmesi gereken bir soru…
Çünkü paranızı istiyorsunuz…
Eyvallah…
Son kuruşuna kadar isteyin…
Bu en doğal hakkınız…
Ama mesele para değil diyorsanız ve ardından kulübün kapısına icra gönderiyor, bununla da yetinmiyor ve kulübün banka hesaplarına bloke koyduruyorsanız, niyetiniz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek…
Haksız mıyım?


xxx
İşin sevindirici tarafı şu ki, mevcut yönetim “ödemeyiz” demiyor.
Bloke konulmasından sonra nasıl bir yol izlerler?
Bilemiyorum…
Sonuçta karşı karşıya gelmenin ceremesini kulüp çekecek…
Şehrin büyüklerinin yerinde olsam, eski ve mevcut başkanları çağırır ve bu sorunu çözerim…
Neden?
Çünkü ortada iki tarafın da kazanabileceği bir çözüm var…
Akıl akıldan üstündür…
Ama kavga ederek değil…
Aşık atışması gibi hiç değil…
Bu işi pehlivan tefrikasına çevirmenin de bir anlamı yok.
İcra dosyasının üzerine bir icra dosyası daha koyarak sorun çözülmez.
xxx
Gelelim Yeşil Beyaz Sanayi Sitesi’ne…
Ömer Atiker’in esas bombası burası…
295 bin 824 metrekare arazi…
264 bin 540 metrekare planlanan inşaat alanı…
1.510 iş yeri…
50 metrekareden 270 metrekareye kadar seçenekler…
5 yıl sabit taksit…
60 bin ile 300 bin lira arasında aylık ödemeler…
Büyük proje…
Hem de gerçekten büyük…
Ama benim için mesele bu rakamların büyüklüğü değil…
Ömer Atiker’in şu düşüncesi önemli: “Biz giderken ne bırakacağız?”
İşte başkanlık dediğiniz biraz da budur…
Bugün kulübe 100 milyon koyarsınız…
Yarın biter…
200 milyon koyarsınız…
O da biter…
Sponsor getirirsiniz…
Sözleşmesi sona erer…
Geçmişte Kombassan gerçeği ile bunları yaşadık…
Ama kulübe sürekli gelir oluşturacak bir varlık bırakırsanız, siz gittikten sonra da yaşamaya devam eder…
Asıl marifet burada…
xxx
Ömer Atiker, kooperatif yönetimini Konyaspor yönetiminden ayırmakla da doğru bir hamle yapmış…
Çünkü Türkiye’de futbol kulüplerinin en büyük problemlerinden birisi kurumsal hafızanın başkanlarla birlikte değişmesi…
Başkan gidiyor…
Proje gidiyor…
Yönetim gidiyor…
Plan gidiyor…
Sonra gelen yeniden Amerika’yı keşfediyor!
Bunun önüne geçilecekse kooperatifin kendi kurumsal yapısının olması gerekir…
Süleyman Oğuz, Ömer Demirhan ve İsa Özgençoğlu’nun omuzundaki yük de bu nedenle ağır.
xxx
Toplantıda önemli bulduğum bir ayrıntıyı da es geçmeyeyim.
Ömer Atiker, eski Başkan Fatih Özgökçen’in kulüpten alacağını bağışladığını söyleyerek kendisine teşekkür etti…
Yiğidin hakkını teslim etmek lazım.
İnsanları geçmişte yaptığı hatalarla eleştirebilirsiniz…
Ama doğru yaptığı işi de görmezden gelemezsiniz…
Konyaspor’dan alacağını gerçekten kulübe bırakmışsa, bunun adı fedakârlıktır…
Hem de rakam ne olursa olsun…
Bu kadar.
xxx
Şimdi önümüzde iki yol var…
Birincisi…
Ömer Korkmaz şunu dedi…
Ömer Atiker bunu dedi…
O onu aramadı…
Bu bunu kırdı…
İcra geldi…
Hesaplara bloke kondu…
Basın toplantısı yapıldı…
Aylarca bunları konuşacağız…
İkinci yol?
Önümüzde 2,7 milyar liralık bir gerçek var…
O borcun nasıl azaltılacağını konuşacağız…
Ben ikinci yolu tercih ederim…
Çünkü başkanlar gelip gider…
Yöneticiler gelip gider…
Kavgalar bile unutulur…
Ama borç defterde kalır.
xxx
Yeşil Beyaz Sanayi Sitesi başarılı olursa Ömer Atiker’in en önemli işi transfer ettiği futbolcular olmayabilir…
Kazandığı maçlar da olmayabilir…
Kupa finali oynattığı da göz ardı edilebilir…
Lakin, en büyük işi, Konyaspor’a kendisinden sonra da para kazandıracak bir düzen, bir sistem kurmak olur…
Başarısız olursa?
Onu da yazarız…
Eksik varsa söyleriz…
Yanlış varsa eleştiririz…
Ama bugün masanın üzerinde en azından “Bu borcu kime ödeteceğiz?” sorusu yerine, “Bu kulüp kendi parasını nasıl kazanır?” sorusu var.
Konyaspor’un yıllardır ihtiyaç duyduğu soru da tam olarak bu…
Öyle değil mi?