Son zamanlarda fark ettiniz mi, neredeyse herkes birbirine aynı cümleyi söylüyor: “İyi ol.” Sanki iyi olmamız bekleniyor; hem de hiç durmadan, hiç sorgulamadan. Sabah haberleri açıyoruz, akşam sosyal medyada dolaşıyoruz; zihnimiz dolu, bedenimiz yorgun. Üstüne bir de sağlıkla ilgili endişeler biniyor ama bizden hâlâ “iyi” olmamız isteniyor. “Şükret”, “daha kötüleri var”, “pozitif düşün”… İyi niyetle söylenen bu cümleler bazen insanın omzuna daha fazla yük bindiriyor; çünkü iyi ol demek kolay, zor olan birinin gerçekten iyi olmadığını kabul edebilmek. Bir psikolog olarak şunu sık görüyorum: İnsanlar güçlü görünmeye çalışırken içten içe tükeniyor. Belki siz de kendinizde bunu fark ediyorsunuz. Kendinizi yorgun, isteksiz ya da dalgın hissediyorsanız, bu bir zayıflık değil. Bize hep güçlü olmanın ayakta kalmak olduğu öğretildi ama bazen güç, durup “ben şu an iyi değilim” diyebilmektir. Belki de bugün birine “iyi ol” demek yerine “nasıl gidiyor?” diye sormak daha iyidir. Herkesin güçlü olması gerekmiyor. Bazen sadece dürüst olmamız yeterli.
Çünkü hayat dediğimiz şey gelip geçiyor; gündem de, yükler de değişiyor. Ama sağlığımız yerinde değilse, hiçbir “iyi ol” cümlesi gerçekten iyi hissettirmiyor.