Aslı toprak ve su olan, çamur olan, bir damla sudan meydana gelen insanların birbirlerine karşı davranış biçimleri maalesef oldukça düşündürücüdür. Bir o kadar da üzücüdür.

Eşit şartlarda dünyaya gelen insan yavrusu zamanla bir diğerine karşı, ya tepeden bakmakta, ya beğenmemekte, ya alay edip küçümsemekte ya da ötekileştirmeye çalışıp dışlamaktadır. Dünyevi menfaat, aç gözlülük, dünyada ebedi yaşama hırsı ve bencillik bu hastalıkların temelini oluşturan etkenlerden bazılarıdır.

Toplumun değer yargıları değiştikçe değerlendirme yargıları da değişmektedir. İnsanlara değer verilirken farklı kriterler uygulanmaktadır. Karşı cinsten olmak, güzel olmak, zengin olmak, makam mevki, statüko sahibi olmak, güçlü ve kuvvetli olmak, bu kriterlerden bazılarıdır.

Zenginseniz ya da güzelseniz, aptal bile olsanız fark etmez. Güçlü iseniz, kuvvetli iseniz zalim bile olsanız fark etmez. Makam mevki sahibi iseniz, sahtekâr bile olsanız fark etmez. Toplumda saygı ve değer görebilirsiniz.

Meşhur fıkradır: Adamın biri bir köye imam durmuş. Cemaatin önüne geçip namaz kıldırmaya başlamış. Namazı bitirirken de önce sola selam vermiş. Cemaattan merakla sormuşlar:

-Hocam, biraz yanlış olmadı mı, önce sağa selam verilmez mi, niçin önce sola selam verdin?

Adam pişkin ve kendinden emin bir şekilde:

-O tarafta, solda ağa var demiş.

Halk arasında yer etmiş “Şimdi rağbet zengin ile güzele” diye söylenen söz de yukarıdaki adamın davranışının sebebini bize anlatır ve gösterir. Halbuki zenginlik te güzellik te geçicidir. İkisi de Allah vergisi olup “Ben oldum, ben ettim , ben kazandım” diye övünmeyi, kibirlenmeyi değil şükretmeyi gerektirir.Veren O'dur, alan O'dur. Atalarımız “zenginliğine  güvenme, bir kıvılcım yeter; güzelliğine  güvenme, bir sivilce yeter” diye boşuna dememişlerdir.

İnsanlara sadece insan oldukları için değer vermek gerekir. İlahi ruhu taşıdığı için, dağların, yeryüzünün ve göklerin yüklenmekten kaçındıkları kutsal sorumluluk emanetini üstlendikleri için insan değerlidir. Ve insanoğlu bu değeri, ana rahmine düştükten sonra kazanmaya başlar.

Bu sebepten, diğer insanlara hor ve hakir bakılmaz. Bu yüzden kimseyle alay edilmez, kınanmaz, ayıplanmaz, kötü isim ve lakap takılmaz,  dedikodusu ve gıybeti yapılmaz. Ayıpları araştırılmaz. Su-i zanda bulunulmaz.

Bütün bunlar, insani değerleri ortadan kaldıran birer virüstür.

İnsanlara sahip oldukları statüko, kılık kıyafet ve zenginlik sebebiyle tepeden bakmak, kaş göz hareketiyle de olsa insanları küçümsemek, yan göz bakışlarıyla nanik yapmak bizim kitabımızda olmayan davranışlardır. Her insan ırkı, dili, rengi cinsiyeti ne olursa olsun değerlidir. Takva, ilim sahibi olmak, bilgili olmak, güzel ahlak sahibi olmak, dengeli ve ölçülü yaşamak üstünlük nedenidir.

İyi bir kıyafet iyi bir hitabettir ancak, kötü huylu, ahlaksız bir insan, iyi bir kıyafetle fazla bir değer kazanamaz. Kaporta iyidir, ancak, motor çürüktür.     Ziya Paşa'nın dediği gibi:

Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma?

Zer dûz palan vursan, eşek yine eşektir.

Yani kötü asıllı insanlara, üniforma, kılık kıyafet bir üstünlük katmaz. Çünkü eşeğe altından semer vursan yine eşeklikten kurtulamaz.

Sonuç olarak, insanları olduğu gibi kabul etmeye çalışalım. Birbirimizi basit kusurlar sebebiyle dışlamayalım. Birbirimizi Allah için sevelim. Birbirimize sırt çevirmeyelim. Mutlaka birbirimize açık kapı bırakalım.Kardeşlik köprülerini yıkıp da atmayalım.

                                                            BAŞSAĞLIĞI

Hakimiyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü, kıymetli kardeşim Mustafa Uğurlu'nun babası, Mevlüt Uğurlu, geçirmiş olduğu elim bir trafik kazası sonucu vefat etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil dilerim.Mekanı Cennet olsun. Kabri nurlarla dolsun.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.(Allah'tan geldik ve Allah'a döneceğiz)

                                                     HEM NALINA HEM MIHINA

KARŞI

İsmi “KARŞI” olan bir gazete,  9 Şubat'tan itibaren yayın hayatına başlamış. Amacı haksızlıklara, yolsuzluklara, hırsızlıklara karşı mücadele etmek olan, daha çok gezi parkı olaylarında kendini gösteren yazar ve çizerlerin, Abdullatif Şener'in olacağı bu gazeteyi marjinal sol gruplar ve cemaat destekliyormuş. Ne diyelim:

-İnşallah milleti KARŞI karşıya getirmezler.

 

GEKAS

Gekas Yunanistan vatandaşı bir futbolcu. Torku Konyaspor'a geldikten sonra, attığı goller ve yaptığı asistlerle, takımına puan kazandırmayı ve üst sıralara tırmandırmayı başardı.

Futbol böyle bir şey işte:

-Daha düne kadar birbirine öfke ve kinle yaklaşan iki milletin torunları bugün, Gekas gibi oyuncular sayesinde birbirlerini nasıl da seviyorlar, nasıl da alkışlıyorlar? Teşekkürler Gekas!

 

 

                                                          GÜNÜN SÖZÜ

İNSANLAR BİRBİRİNDEN KORKUYORLAR. KORKUYORLR ÇÜNKÜ, BİRBİRİNİ TANIMIYORLAR. BİRBİRİNİ TANIMIYORLAR ÇÜNKÜ,  KONUŞMUYORLAR. BİRBİRLERİYLE KONUŞMUYORLAR ÇÜNKÜ, BİRBİRLERİNİ SEVMİYORLAR.