Büyük tartışmalara neden olan iç güvenlik paketi sonunda geri çekildi.
Hükümet ısrarlı ve kararlı görünüyordu.
Ne pahasına olursa olsun çıkaracağız yönündeki mesajlar artarda geliyordu.
Bir an önce çıkarmak için meclisteki muhalefete bile söz verilmiyordu.
Ne oldu da geri çekildi?
Aslında geri çekileceği geçen haftadan belliydi.
Ne de olsa perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
PKK'nın vekilleri açıkça tehdide başlamışlardı.
Ya geri çekersiniz ya da ortalığı karıştırırız diye.
Sonunda beklenen oldu!
Hükümet daha fazla dayanamadı ve her konuda olduğu gibi bu konuda da PKK'ya boyun eğdi.
Keşke böyle olmasaydı!
Keşke hükümet muhalefetin sesine kulak verse de tartışmalı konularda uzlaşma yolunu seçseydi.
O zaman PKK'yı bir kez daha şımartmış olmazdı.
Şimdi ne oldu?
PKK cüret ve cesaretini biraz daha arttırdı.
PKK silahın namlusunu gösterip her istediğini alabileceğini bir kez daha gösterdi.
***
HANİ ANLAŞMIŞTINIZ?
Yaklaşık on gün kadar önce hükümet temsilcileri ile PKK'nın vekilleri ortak basın açıklaması yaptılar.
Çözüm konusunda anlaştıklarını söylediler.
Bu işte bir gariplik var, derken!
Çok geçmeden, yanılmadığımızı gördük.
PKK kanadından farklı sesler yükselmeye başladı.
Anlaşma yok dendi,
Ve yeni şartlar ile sürüldü.
Bu şartlardan bir tanesi de iç güvenlik paketinin geri çekilmesiydi.
Paket geri çekildi.
Ama bitmedi.
Sırada APO'nun Nevruz'da konuşma yapması var.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da yavaş yavaş Milletin sinirleri alınıyor.
O fikre alıştırılıyoruz.
APO'nun serbest kalacağı fikrine!
Önce halkın karşısında mektupları okundu!
Alıştık!
Şimdi de kendisinin sesli ve görüntülü hitabı ile mektup arasında ne fark var? deniyor.
PKK'nın vekilleri bunun barış sürecine katkı sağlayacağını söylüyor.
Hükümet kanadı ise, barış sürecine katkı sağlayacaksa her şeyi yapmaya hazır zaten.
Ancak iş burada bitmiyor.
Kimileri APO'nun Nevruz'da sesli ve görüntülü olarak hitap etmesi yeterli derken,
Kimileri de ne olacak canım, ha görüntülü hitap etmiş ha halkın karşısına bizzat çıkmış! Arada ne fark var? Artık bunları aşmamız lâzım diyerek Milleti yavaş yavaş hazırlıyorlar.
Aslında ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibi bir şey!
Eğer APO sesli ve görüntülü olarak halka hitap ederse, hükümet bundan da bir başarı hatta kahramanlık hikâyesi çıkaracak.
Halkın karşısına çıkmasına müsaade etmedik, PKK'nın talebini yerine getirmedik diyecek.
Ama bir gün o da olacak. Kimsenin şüphesi olmasın.
Ev hapsine çıkarılması için Diyarbakır'da kendisi için bir saray inşa edildiği konuşulmaya başlandı bile!
Belli ki PKK,APO'nun serbest bırakılması için kararlı. Bu zamana kadar her istediğini alan PKK bunu da başaracak.
Ancak hükümet seçimi atlatmak istiyor. Oy kaybetmek istemiyor.
Ama Karayılan bu kez seçime kadar beklemeyeceklerini, APO Mart ayında serbest kalmazsa Nisan'da savaş başlatacaklarını söyledi.
Bekleyip göreceğiz neler olacağını!
Ama PKK özerklik diyor. Bundan hiç geri adım atmadı. Nihai hedefi ise bağımsız Kürdistan!
Hedefine ulaşmadan silah bırakmasını beklemek saflık olur.
Bu arada PKK'nın vekilleri, Kürt Halkının APO'yu çok özlediğini, liderlerini görmek istediğini söylediler.
Doğrudur! Özlemişlerdir!
Meselâ Kürt köylerinin basılıp beşikteki bebeklerin kafalarına nasıl kurşun sıkıldığını,
Evlerinin nasıl yakılıp yıkıldığını,
Kendilerinden nasıl zorla haraç alındığını,
Çocuklarının, hatta genç kızlarının nasıl zorla dağa çıkarıldığını özlemişlerdir.
Ne diyelim, herkes sevdiğiyle birlikte haşrolunurmuş.
Ve, arayan Mevla'sını da bulur, belasını da!