Gürültü bir kirlenmedir. Gürültü belki de bir ruh kirlenmesinin kendiliğinden ortaya çıkışıdır.

 Gürültü başıboşluğun, sorumsuz yaşamanın, hayvansal özgürlüğün bir tezahürüdür. 

Gürültü bedevî yaşama biçiminin, insanlara saygısızlığın bir göstergesidir. Gürültü insanları incitmenin, insanları rahatsız etmenin, korkutmanın ve ürkütmenin hoyratça ortaya dökülmesidir.

Gürültü “bana neciliğin, nemelazımcılığın” bir ayıbıdır.

Mahallenizde, oturduğunuz sokakta bir sokak düğününü düşünün. En yüksek desibelde açılmış bir müzik sesi, amatör, amatör olduğu kadar da cırtlak bir ses, ortalığı yakıp yıkıyor. Ne sanat var, ne güzellik var, ne estetik var. Sadece bağırıyor.

Çevrede hasta varmış, uyumak isteyen varmış, ders çalışmak isteyen öğrenciler varmış, rahatsız olanlar varmış, kimin umurunda? O, bu gün düğün yapacak ya, o bu gün istediği gibi bağırıp çağırabilir, müziğin sesini istediği gibi yükseltebilir. O, bu gün özgür. O bugün havai fişekler atabilir, ses bombasına benzer patlayıcılar patlatabilir. O, bu gün eğlenecek, başkası ne yaparsa yapsın?

Hele düğünlerde düzenlenen araç konvoylarına ne demeli? Yüzlerce araç, sanki ralli yarışması yapar gibi. Aşırı sürat, trafik kurallarını açıkça ihlâl! Hele o kulakları tırmalayan korna sesleri? Kazalar, kazalara sebep olmalar, trafik işgalleri, yol kapatmalar. Sadece gösteriş olsun diye, sadece gubuzluk olsun diye gaza basmalar. 

Şehri yönetenlere bile illallah dedirten gürültü konvoyları. Ya Şahincilere ne demeli? Motosikletinin egzoz borusunu söktürüp bağırtanlara, kalabalık yollarda adeta uçarcasına hız yapanlara, etrafa korku saçanlara, kim ne söylemeli? Bu trafik canavarlarına kimler dur demeli?

Şehirde yaşamak medeni olmayı gerektirir. Medeni olmak, güven ve emniyette olmak, huzur içinde yaşamak, incitmemek ve incinmemektir. Medeni olmak kul hakkına, insan haklarına saygı göstermek demektir. Medeni olmak ne zarar vermek ne de zarar görmektir.

Medeni toplumlarda şehrin ve şehirde yaşayanların huzuru üç beş çakala feda edilemez. Şehrin güvenliği ve emniyeti üç beş soysuza, üç beş magandaya peşkeş çekilemez.

Medeni toplumlarda komşu komşuyu rahatsız edecek davranışlardan kaçınır. Medeni toplumlarda bağırmak, nara atmak, gürültü yapacak davranışlardan kaçınmak esastır.

Medeni toplumlarda zil sesi, araba sesi, korna sesi, müzik sesi hatta ezan sesi bile bir ölçüye göre düzenlenir. Bir ölçüye göre okunur.

Okullarda, çarşı ve işyerlerinde, ibadethanelerde, stadyumlarda, açık hava konserlerinde, apartmanlarda, hastanelerde, sokak ve caddelerde kısacası her yerde huzurlu, sessiz sakin bir hayat yaşamak istiyorsak bağırıp çağırmaktan, gürültü yapmaktan şiddetle kaçınmalıyız. Gürültü yapanları da uyarmalı, gerekirse cezalandırma yoluna gitmeliyiz.

Ama her şeyden önce çocuklarımızı ve yeni nesli bu konuda eğitmeliyiz.

 

                                  HEM NALINA HEM MIHINA

TRAFİK CEZASI

Bir yakınım yana yakıla aldığı trafik cezalarından dolayı üzüntüsünü belirtiyor “Bu kadar da olmaz, evimin önünde 80 lira, park cezası yazmışlar” diyordu. Gerçekten o yakınımın evinin önünde “park yapılamaz” şeklinde bir uyarı levhası yoktu. 

Peki neden ceza yazılmış olabilirdi? Onu Polis amcalar bilir.

İkinci olarak aynı yakınım, üç gün sonra Karaman'dan gelirken 127 km hızla radara yakalanmış, 172 liralık bir ceza daha almanın üzüntüsünü yaşamıştı. 

Eskiden yollar bozuktu. Yolların bozukluğu arabanın masrafını artırırdı. Şimdi yollar duble, kaymak gibi. Bu seferde arabanın hızı artınca cezalar artıyor.

Yakınım para cezalarına üzülürken ben bir şeye sevindim. Demek ki kazancı helâl ve alın teri, yoksa bu kadar niye üzülsün?

Ey yakınım, sen sen ol yine de “benim kazancım helal” deyip ceza yeme.

                                                   GÜNÜN SÖZÜ

BİR DEFA KAYBOLMAKTANSA İKİ DEFA YOL SORMAK EVLÂDIR.

                                                                                                        E.LANDLOİS