Şehirlerin gelişmişliğini gösteren unsurlardan biri de o şehrin trafiğidir... Şehir içi trafikte ulaşımın kolaylığı,yolların genişliği,toplu ulaşıma gösterilen rağbet,bağlantı noktalarındaki trafik akışı,sürücülerin bilgi, beceri ve tecrübesi ile saygı unsuru da trafikteki gelişmişliğin belirleyici unsurlarıdır.
Konya'yı bu noktada ele alacak olursak, bir trafik kültürünün olmadığını söylemek pek de yanlış olmaz. 'Ehliyeti bakkaldan almak' deyimi Konya'da vücut bulmuştur. Birçok sürücü, ben iyi şoförüm havasında geçer oturur direksiyon koltuğuna.
Şu an Konya trafiğinde araç kullanan yüz binlerce insanı toplayın, tekrar ehliyet sınavına sokun, eminim ki çok büyük bir kısmı sınıfta kalır... Direksiyonum iyi diyerek çıktığımız yolda, hangi tabela ve işaretlerin ne işe yaradığını bilmiyoruz.
Türkiye'de bir başka şehir daha yoktur ki, döner kavşakta 'ada etrafında dönene yol ver' diye bir tabela bulunsun. Ve şoförleri bu kocaman tabelayı görmezden gelip, fütursuzca kural ihlali yapsın...
Sadece şoförleri değil, şehirde trafik altyapısını sağlayanlarda da geleceğe yönelik vizyon yok. Bu net bir şekilde söyleyebilirim. Sorarım size bir yerde kavşak var ve kocaman bir göbek yapılmış. Bu göbeğin etrafını trafik ışıklarıyla çevirdiğiniz zaman ne anlamı kalıyor Konya tabiriyle bu goca göbeğin?
Geçtiğimiz hafta CNR İstanbul Bilişim Fuarı'na katılmak üzere İstanbul'da bulunduk. Fuarda sergileyeceğimiz eşyaları da yanımızda götürdüğümüz için özel aracımızla yola çıktık. İstanbul trafiğinde araç kullanmanın zorluklarını duyduğumuz için özel aracımızla gitmek pek de içimize sinmemişti.
Ancak İstanbul'daki trafik kültürünü yaşayarak görünce yağlarımız eriyiverdi. İstanbul onca kalabalığa, yoğun trafiğine rağmen trafik kültürünün tam manasıyla oturmuş olduğu bir şehir. Her şeyden önce sürücüleri saygılı ve olabildiğince sakin! Bir yola giriyorsunuz, yarım saatten daha uzun bir süre hiç kımıldamadan aracınızla yolun ortasında bekliyorsunuz. Ama öyle bir sabır var ki sürücülerinde, şehre yabancı olanlar hemen etkileniyor.
Trafik kilitlenmiş, uzun süre de açılması beklenmiyor. Şoförler birbirilerini hiç tanımadıkları halde araçlarından inip, birbirileri ile muhabbet etmeye başlıyor. Biz de bu muhabbetin ilgi odağı olduk. Kurumumuzun logolarının bulunduğu aracı İstanbul trafiğinde görenler, hemen yanımıza yaklaşıp bizimle de muhabbet etmeye başladılar. 'Burada trafik günün belirli saatlerinde durur. Aracınızla yola çıktıysanız, sabırla beklemesini bileceksiniz' diyorlar.
Hemen hemen herkesin aracında su, atıştırmalık yiyecekler, gazete, dergi ve kitap gibi bir mecmua bulunuyor. Yol kapandığı zaman aracından inip muhabbet etmeye üşenenler de araçlarında hafif bir müzikle birlikte gazetelerini okuyor. Ta ki, trafik tekrar açılana kadar...
Gazete ve dergilerimiz İstanbul trafiğindeki şoförlerin büyük ilgisini gördü. Hele 10'lar adlı dergimiz kapış kapış gitti. Konya lezzetlerinden kahve (kafe) kültürüne, eğitimden iş dünyasına kadar pek çok konuda Konya'nın potansiyeli ile ilgili fikir veren 10'lar Dergisi, o yoğun trafiği eğitici ve eğlenceli hale getirmeye yetti.
Özetle, İstanbul ile Konya'yı kıyaslamak bile yanlıştır. Ancak trafiği itibariyle şöyle yüzeysel bir baktığımız zaman bir tarafta (Konya) trafik kültüründen bihaber olduğu için rahat trafiği içinden çıkılmaz bir hale sokan şehir; diğer tarafta (İstanbul) trafiğin içinden çıkılmaz halini sabır ve hoşgörü ile yaşanabilir bir hale getiren şehir var.
Oturduğumuz ahır sekisi, çaldığımız İstanbul türküsü...
Mesnevi'den:
İster yüz yıl olsun, ister otuz yıl. Mutlaka sabır ve şükür yükünü yüklemeli.