SÖĞÜT 733. ŞENLİK

Ertuğrul Gazi Hazretleri Domaniç Yaylasından her yıl Eylül ayının ikinci haftası SÖĞÜT'e kışlamaya göçünce obasına pilav dökermiş.

1281 yılında Ertuğrul Gazinin vefatından sonrada bu gelenek devam etmiş.

733 yıldır Cuma namazından sonra türbenin yanındaki aşevinden şifalı olduğuna inanılan pilav herkese ikram edilir.

Bu yıl nasipmiş, biz de oradaydık.

Türbeyi de ziyaret ettik, bütün Türkiye'den gelen Yörüklerin kıl çadırlarını da!

Urfa'dan gelenler vardı, Aydın'dan da. Eskişehir'den gelenler vardı, Samsun'dan da. Elbette Çumra Lille Yörükleri de!

Cirit oyunları da gördük, deve ile gelenleri de!

Söğüt'ten Çanakkale'ye gidecek Konyalı bisiklet sporcularını da, Genel Kurmayımızın gönderdiği Mehter Bölüğü de oradaydı.

Halk oyunları her çeşidiyle ve bütün zenginliği ile sahnedeydi.

50 yaşlarındaki iki Aydınlı ihtiyarın ZEYBEK oynayışına defalarca “MAŞALLAH” dedik.

Sahi, Konya'daki düğünlerde PİLAV GANİMET de niye DAVUL ZURNA yok?

“Def Çalınız” dan hissemizi “Pilava Yumulunuz” diye mi aldık?

Cumartesi gününe Yörük Beylerinin konuşmaları damgasını vurdu.

Pazar günü ise bütün Türkiye'den günübirlik gelen 200 otobüsün katılımcıları SÖĞÜT'ü tamamen doldurdu.

İzdihamdan göz gözü görmüyordu.

“Başbakanımız konuşsun sonra yola çıkarız” diye beklemeye başladık. 

İyi ki beklemişiz.

Sayın Başbakan not almaya değer güzellikte bir konuşma yaptı.

“Ahiyan-ı Rum ve Bacıyan-ı Rum” gibi üst düzey Selçuklu bilgilerini 3 defa Başbakanımızdan duymanın tarifsiz sevincini yaşadık.

Şu notlar sizler için aldık:

“1281'de burada Söğüt'te 400 çadırlık bir oba idik.

1381'de Kosova'da idik!

1481'de Fatih İstanbul'u almış, büyük devlet olmuştuk.

1581'de 7 iklime hükmeden bir cihan Devleti idik!

İşte biz bu çizgide Türkiye Cumhuriyeti Devletini bir CİHAN DEVLETİ yapana kadar maziden aldığımız ilhamla bıkmadan usanmadan çalışacağız.

İnşallah 2023'te Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş Yılında burada Söğüt'te buluşacağız ve bir CİHAN DEVLETİNİN doğuşuna şahitlik edeceğiz.

Biz bu mirasın takipçileriyiz. Aşıkpaşa Tarihi der ki;

Ertuğrul Gazi, OĞUZ HAN'ın 7. Göbekten torunudur.

O oğuz boyları bizim soyumuzdur.

Dedem bana Ahmed-i Sani ismini verdiğinde büyük dedeme atfen verildiğini zannediyordum. Öğrendik ki, Hoca Ahmed Yesevi'nin adı Ahmed-i Sani'ydi.

Bizler bu topraklar şahit olsun ki, hem hem Ahmed-i Evvel'in hem de Ahmed-i Sani'nin takipçileriyiz.

Dün ve geçen hafta İstanbul'a o kutsal, o mübarek şehre giderek Eba Eyyüp el Ensari'nin huzuruna çıktım, AHMED-İ EVVEL'i MİSFİR EDEN Eba Eyyüp el Ensari'den destur aldım. 

Şimdi de SÖĞÜT'teyiz, Ertuğrul Gazinin mübarek mekânındayız!”

Kıymetli okuyucular, Başbakanımızın güzel konuşmasından bazı satır başları bunlardı. 

Söğüt'ten BİLECİK'e geçen Sayın Davutoğlu'nun Şeyh Edebali ve Dursun Fakih Türbelerini ziyaret ettiğini öğrendik.

Başbakanımızın talimatlarıyla her Cuma sabah namazından Cuma namazına kadar bu türbelerde aralıksız Kur'an okunacağını, SÖĞÜT ŞENLİKLERİ boyunca da HATİM indirileceğini öğrendik.

Kısmetmiş, bir rüzgâr esti ve 733. Ertuğrul Gazi Şenliğini iki gün doya doya yaşadık.

“Bacıyan-ı Rum” ifadesini üç defa Başbakanımızdan duyduk. 

Şükürler olsun, şükürler olsun!