YENİLİKÇİ BİR PADİŞAH SULTAN II. MAHMUD; SİZCE KİME BENZİYOR!

Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşundan itibaren birçok padişahlar gelip geçti. Ama bunların en meşhurlarından bir tanesi Sultan II. Mahmud'dur.

Şehzade Mahmud Birinci Abdülhamit ile Nakş-ı Dil Valide Sultan'ın 4. Veliahdi, yani tahtın 4. adayı olarak 20 Temmuz 1785 günü Topkapı Sarayı'nda doğdu. 

Şehzade Sultan Mahmud'un şahsiyeti, Üçüncü Selim'in 18 yıllık saltanatı esnasında oluştu. Üçüncü Selim padişahlar arasında yüksek kültüre sahip yenilikçi birisiydi. Üçüncü Selim'in yeğeni Şehzade Sultan Mahmud'u oğlu gibi kabul etti. Onun eğitimi ile özel olarak ilgilendi.        

Mutlak monarşilerde iktidarın dışında kalanlar, muhalifler hükümdarın değil, veliahdin çevresinde birikir ve çöreklenirler. Bu durumda veliahd, ister istemez muhalefet lideri haline gelir ve hükümdarla arası açılır. Sultan Selim'in şehzadesi olmadığı için iki yeğen, imparatorluk Prensi Sultan Mustafa ve Sultan Mahmud'a, şehzadelere uygulanan kafes sisteminin sert uygulamalarını işleme koymadı. Onlar hastalanır, sıkılır, ölürler ve Osmanoğulları denen azametli hanedan tarihe karışır diye endişe ediyor, dikkatli davranıyordu.

Sultan II. Mahmud karizmatik, yakışıklı, olağanüstü zeki ve kavrayışlı, mizahtan hoşlanan, tenkitlere kulağı açık bir şehzadeydi. Çok ünlü lalalardan özel dersler aldı. Hat sanatında icazetler aldığı gibi tambur ney ve musikiyi bizzat Sultan Selimden öğrendi ki, padişahça ne kadar sevilip ihtimam gösterildiğinin bir göstergesidir. Sultan Selim aslında Sultan Mahmud'un gerçekte bir numaralı siyaset ilmi hocasıdır.

Şehzadeliğinde Adli mahlasıyla şiirler yazdı. Bundan dolayı kendisine “Sultan Mahmud-i Adli” denmiştir. Şair, bestekâr, tamburi, neyzen, hanende, büyük hattat olan Sultan Mahmut, Mevlevi ve Nakşibendî idi. Arapça ve Farsçaya vakıftı.  Anlayacak kadarda Fransızca öğrenmişti. Ayasofya'da harika bir örnek olan hat sanatı ile yazılmış bir levha Sultan Mahmud'a aittir. 

Sultan Mahmut diğer padişahlardan farklı olarak birçok seyahate çıktı.  Saltanatı 31 yıl sürdü. Tahta çıkmadan iki saat önce hayatını kurtaran Cevri Kalfa'yı Harem'e başhazinedar yaptı ki Harem'in en yüksek kadın görevlisidir.

Sultan Mahmud'un danışmanı Halet Efendi, 13 yıl kadar 'Müsteşar-ı Saltanat=İmparatorluk Danışmanı' ünvanı ile anıldı. Sultan Mahmud bu adamı Yeniçeri Ocağını ve değişime karşı olanları yanında tutmak, her türlü fitneden haber almak için kullanırdı. Sultan Mahmud bu zümrelere karşı idi fakat 1826'ya kadar açıkça cephe almadı, sabretti. Nefesini tuttu. Değişim işte böyle sabır isteyen zorlu bir süreçtir. 1826 da ise darbesini amansız bir şekilde vurdu. Sonunda Mehmet Said Halet Efendi diktatör tavırlar almaya ve II. Mahmut'a karşı diklenmeye başladı. 1822'de Konya'da kellesi kesildi. III. Selim zamanında Paris büyükelçisi (1802-1807) 2 defa Nişancı (devlet nazırı),  reisülküttab ve kethuda(İçişleri ve Dışişleri Bakanı), bir ara da Musahib-i Şehryari (Padişah Nedimi) olmuştu. Konya'mızda bir sokağa Halet Efendi'nin isminin verildiğini gördüğümü hatırlıyorum.  

Uzun süren sabırlı bir dönemden sonra saltanatının son 13. yılında Osmanlının çehresini değiştirdi. Reformlara imza attı. Hatta kılık kıyafette değişiklik ve resmi dairelere resmini astırması dolayısıyla adı”Gavur Padişah”a çıktı. Kültürün, bilginin, sanatın gelişmesi için olağanüstü çabalar gösterdi. Musıkide üstad bir bestekârdır. Günümüze 26 parçası ulaşmıştır. Batı Musıkisini devlet çatısı altında Türkiye'ye sokan, Muzıkay-ı Hümayun-ı Avrupa ve Türk musıkileri bölümleri halinde kuran, 1826'da Asakir-i Mansure-i Muhammediyye için bir marş besteleyen Sultan Mahmud'dur. Güftesi de kendisine ait olan şu Hicaz Aksak Divan-ı musıkimizin şaheserlerindendir. 

 

Ebrulerin zahmı nihandır ciğerimde

Gül-ruhlerinin handeleri çeşm-i terimde

Eşkim yerine kan dökülür didelerimde

Sevda-yı muhabbet, esiyor şimdi serimde

Takdire ne hacet bu da varmış kaderimde.

İkinci Mahmud Türk Musikisinin son büyük koruyucusu da sayılır. Üçüncü Selim'den devraldığı asrının en büyük bestekârı İsmail Dede Efendi başta olmak üzere sanatçıları korumuş, bayındırlık, mimarlık sanatında eşsiz şaheserler yapılmasına öncülük etmiştir.

İdarecilik sanatında dâhiyane bir rol üstlenmiş, ülkesinin tekrar istikrarını sağlamış, Osmanlı'nın gerilemesini geciktirmiştir. 

Yeniden bir düzen kurup değişimler sağlarken birçok suikastı atlatmış, hayatını zor kurtarmıştır. İsterseniz onları da önümüzdeki hafta yazalım. Ama siz de bu arada günümüzde şahsiyetiyle, devlet yönetimindeki değişimci ruhuyla ve cesaretiyle kime benzediğini düşünmeye şimdiden başlayın! Selam ve muhabbetlerimle!

 

[email protected]

Kültür Dünyamızdan

Muhammed ACIYAN