Gazze’de yaklaşık 2 yıldır tarihin yazmadığı şekilde çok büyük bir zulüm sergileniyor. Dünyanın gözü önünde her yaştan siviller, masum insanlar katlediliyor Gazze’de… Gazze’de her gün dünyaya yeni gelmiş bebekler, 3 – 5 yaşında çocuklar öldürülüyor.

Gazze’de 2 yıldır bir tane bile sağlam ev kalmadı. Katledilen ve yıkıntılar arasında kalanların sayısı 100 bini buldu. Her gün bombalar altında inim inim inliyor Gazze…

Gazze sadece bombalarla değil aynı zamanda açlıkla da yok ediliyor. Siyonist İsrail, Gazze’yi dört bir yandan kuşatmış, insani yardımların bile girişine izin vermiyor. Zaman zaman girişine izin verdiği insani yardımların dağıtımı sırasında da insanlar yardım almak için toplanmışken İsrail askerlerinin kurşunları ile can veriyor.

Gazze’de açlıktan ölenlerin sayısı şimdiden yüzleri buldu. Bir lokma yiyecek almak için çırpınan insanlar ya bombayla ya da açlıktan can veriyorlar. Böyle giderse açlıktan toplu ölümlerin olması uzak değil.

Gazze’de yürek yakan bu tablo devam ederken dünya seyrediyor, insanlık seyrediyor, İslâm âlemi seyrediyor. Diğerlerinden zaten bir şey beklenmiyor da 2 milyarlık İslâm âlemine ne oluyor da sessiz kalıyor anlamak mümkün değil. Müslüman kardeşlerimiz Gazze’de doğranırken, diğer Müslüman ülkelerin bu katliama sessiz kalmalarının izahı ne olabilir? Bu sessizliğin Hak katında hesabının verilmesi mümkün müdür? Kesinlikle değildir.

Gazze’deki katliamı, soykırımı dünyaya tek duyuran ve her gün Gazze’yi dünyaya haykıran tek ülke Türkiye’dir. İşte bu sebeple olsa gerek Gazze’nin sesinin dünyaya duyurulmasını önlemek amacıyla Gazze ile birlikte Türkiye’yi de ateş çemberinin içine dâhil ettiler.

Gazze ile birlikte Türkiye’de yanıyor. Gazze ile birlikte Türkiye’mizi de yakıyorlar. İstiyorlar ki dünyada Gazze katliamı hiç konuşulmasın, Gazze hiç gündeme gelmesin.

Son bir aydan bu yana Türkiye orman yangınları ile boğuşuyor. Ciğerlerimizi yakıyorlar. Aynı orman içinde aynı anda 3 -5 yerde birden yangın çıkıyor. Bir ay içinde 35 ilimizde 2 bine yakın yangın meydana gelmiş. Bunu normal kabul etmek insan aklına uygun gelmiyor. Bazı bölgelerde ormanlarımızı yakan hainler, şerefsizler görülüyor, bazıları da yakalanıyor.

Ormanlarımızı yakarken yakalanan şerefsizin birinin FETÖ mensubu olduğu ortaya çıkıyor. Kökü dışarıda olan FETÖ ve onun gibi diğer terör örgütleri aldıkları talimatlarla ülkemize zarar vermek için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

Bu hainlere, bu şerefsizlere, bu insan denmeyen adi mahlûklara verilecek cezalar mutlaka arttırılmalıdır. Kasten orman yakanın cezası şu anda 10 yıl hapismiş. 10 yıl ceza alan bir kişi normalde 6 yıl yattıktan sonra serbest kalıyor. Ancak yeni infaz düzenlemesiyle 6 yıl veya altında hapis cezası alan bir hükümlü doğrudan tahliye olma hakkı kazanıyormuş.

Yasaya göre; hükümlülerden, 7 yıl hapis cezası alanlar 6 ay, 8 yıl hapis cezası alanlar 1 yıl, 9 yıl hapis cezası alanlar 1 yıl 6 ay, 10 yıl hapis cezası alanlar 2 yıl, 15 yıl hapis cezası alanlar 4 yıl 6 ay cezaevinde kaldıkları takdirde tahliye olma hakkı kazanıyorlarmış.

Yani kasten ormanlarımızı yakan şahıs 10 yıl ceza alsa bile 2 yıl yattıktan sonra serbest kalabiliyor. Bu nasıl ceza Allah aşkına? Ormanlarımızı yani akciğerlerimizi yakan bir şahsı aslında idam etmek gerekir. Ülkemizde idam olmadığı için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vererek geberinceye kadar zindanda tek başına tutmak gerekir.

Atamız Fatih Sultan Mehmet Han; “ormanlarımızdan bir ağaç kesenin başını keserim” diye boşuna söylememiş. Şimdilerde bu sözün değeri daha iyi anlaşılıyor. Orman yangınları evlat acısı gibi, Gazze katliamı gibi, şehit acısı gibi yüreğimizi yakıyor, içimizi dilhun eyliyor.

Diğer yandan kasten olmasa da ormanlarımızda piknik ve benzeri uygulamalarla ateş yakan, şişe ve cam maddeler atan, her ne sebeple olursa olsun orman yangınlarına sebebiyet veren kişiler için de caydırıcı ağır cezalar getirilmelidir.

Sadece orman yangınları için değil işlenen her türlü suçun cezası caydırıcı olmalıdır. Caydırıcı olmayan suç fiilleri işlenmeye devam eder. Türkiye’de cezalar diğer ülkelere nazaran oldukça azdır. Katillerin, canilerin, tecavüzcülerin, teröristlerin, kasten orman yakanların cezaları normal olarak idam olmalıdır. Zira, “Kısasta hayat vardır.” Ülkemizde idam olmadığı için bu suçların cezaları ağırlaştırılmış müebbet hapis olmalı ve hiçbir şekilde iyi hal veya başka bir halden dolayı ceza indirimi yapılmamalıdır.

Orman yangınları konusunda devleti suçlayanlar, yangınla mücadelenin iyi yapılmadığını savunanlar olaya tamamen siyasi gözle bakanlardır. Devletimiz bu konuda elinden geleni fazlasıyla yapmaktadır. Bu konuda vatandaşlarımıza da düşen görevler vardır. Yangın bölgelerindeki vatandaşlarımızın devlet organları ile birlikte canhıraş bir şekilde koştuklarına şahit oluyoruz. Ancak yangınların çıkmaması için vatandaşlarımız gerek piknikte gerekse ellerindeki yanıcı ve yakıcı maddeleri gelişi güzel atmada çok büyük hassasiyet göstermelidir. Bu konu vatanımızı koruma konusudur. Vatanı korumada çok büyük titizlik göstermek gerekir. Denizlerimiz mavi, ormanlarımız yeşil vatanımızdır. Karasıyla, deniziyle, yeşiliyle her yer vatan parçasıdır. Vatan bizim her şeyimizdir. Vatanı korumak namusumuzu korumaktır.

Cenab-ı Hak, Gazze ile birlikte ülkemizi ve tüm İslâm âlemini her türlü musibetten, felaketten, zulümlerden muhafaza eylesin, emin eylesin. Türkiye’miz nasıl bizimse Gazze’de bizimdir, tüm Ortadoğu’da bizimdir. Oralar bizin vatan topraklarımızdır. Vatan topraklarını koruyup kollamak üzerimizde büyük bir borçtur. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.