EN BÜYÜK ADAY BİZİM ADAY AMA NASIL?

7 Haziran 2015 Milletvekili seçimleri için aday adayları kendilerini siyaset sahnesine çıkarmaya başladılar. 

Kimi bürokrat, kimi tüccar, kimi doktor, kimi öğretim üyesi, kimi yönetici, kimi ev hanımı, kimi engelli, kimi hukukçu, kimi din adamı, kimi yazar, kimi reklâmcı, kimi gazeteci, kimi spor adamı, kimi mühendis ve müteahhit çeşitli mesleklerden pek çok insan gönül verdikleri ve seçilmeyi umdukları siyasi partilerden aday adaylıklarını açıklayıp ilk başvurularını yaptılar.

“Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar” derler. Pek çoğu seçilemeyeceğini bile bile de olsa, aday adayı oldular. Aday olmalarından dolayı bu insanları tebrik ediyor, cesaretlerinden dolayı kutluyorum. Biraz da hayret ediyorum.

Öyle ya, sadece 14 Milletvekili seçilecek bir şehirde, güzel Konya'mızda sadece AK Parti'den 183 aday adayının çıkması biraz ilginç değil mi? Bu AK Parti'nin gücünü, iktidarda oluşunun gücünü gösteriyorsa da, aday adaylarının farklı niyetlerde, farklı hesaplar içinde olduklarını da ortaya koyuyor.

Bu adaylardan bir kısmı, ya ücretsiz izin kullanmak için aday oluyorlar. Ya da dostlar alışverişte görsün diyerek ortaya çıkıyorlar, kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar. Veya bir sonrası için şimdiden hazırlık yaparak, geleceğe yatırım yapmayı planlıyorlar. Kimileri de yerini sağlama almış oluyorlar.

Burada Partilerin il teşkilatlarına büyük görev düşüyor. Partilerin genel merkez yöneticilerine büyük görev düşüyor. Ülkeyi yönetecek insanları belirlerken, sağlıklı kriterler uygulayıp, işinin ehli olacak, ehliyet ve liyakat sahibi insanları seçmeleri gerekiyor.

Siyaset zor iştir. Her kişinin yapabileceği bir iş değildir. Başkalarının vekili olmak, başkalarının sorumluluğunu üstlenmek her yiğidin kârı değildir. Bilgi ister, birikim ister, beceri ister. Akıl ister, pratik zekâ ister, medeni cesaret ister. 

Bir hocamız “Siyasette bitmedik söz, arlanmadık yüz, yorulmadık diz ister” derken başka bir hocamız da “ Siyasette ziyafet, ziyaret ve zerâfet şarttır” derdi.

Allah rahmet eylesin İmam Hatip Lisesi yıllarımızda, Tarih dersine gelen Okul Müdürümüz Rıfkı Baydur da sık sık “ Oğlum, siyaset insanı ya ipe ya da çerçeveye götürür” der, eliyle de Atatürk'ün resmini gösterirdi.

Siyasete soyunan kişi öncelikle ilm-i siyaseti iyi bilmeli, güzel ahlâklı, geniş yürekli, derya gönüllü olmalıdır. Memleket ve millet sevdalısı olmalıdır. Cesur ve korkusuz olmalıdır. Basit hesaplar peşinde koşmamalıdır. Derdi dünya olursa bir dünya derdinin olacağını unutmamalıdır. Donanımlı olmalı, en az iki ya da bir yabancı dil bilmeli, ama gönül dilini daha iyi bilmelidir.

Siyaset kul hakkının en fazla olduğu alandır. Böyle olunca adayın erkek ya da dişi, sağlam ya da engelli olması değil, kişiliği önemlidir.

Adaylar, dürüst, bilgili, cömert, alçakgönüllü, çalışkan, güvenilir olmalı, bilgisiz, korkak, şımarık, kibirli, cimri, muhteris, para, makam, koltuk sevdalısı, şöhret ve şehvet düşkünü olmamalıdır. Aile hayatı düzgün, geçmişi düzgün, çalışkan ve sabırlı olmalıdır.

Adaylar seçildikten sonra halk içinde görülmeyen, arkadaşlarına bile selam vermeyen, kendini seçenleri arayıp sormayan vefâsız kişilerden olmamalıdır.

Bütün bu yazdıklarımıza farklı ve yeni ilaveler yapılabilir. Siyasî Partilere özellikle AK Parti'ye, büyük görevler düşmektedir.

Asıl mesele Memleket ve Millet meselesidir. Ülkemizi daha ileri, daha güçlü, daha saygın bir duruma getirme meselesidir. Gerisi teferruattır.

Adayları belirlerken ahbap- çavuş, yandaş, akraba, hemşeri, aynı aşiret, aynı meşrep, aynı vakıf, aynı dernek, aynı tarikat, zenginlik, holding, şirket ve şöhret gibi kriterlerden daha ziyade ehliyet ve liyakate önem vermek, adaylar içinde en iyisini seçmeye çalışmak hem parti, hem de ülke yararına olacaktır.

Yanlış seçimler, yanlış tercihler hem seçenlerin, hem de seçtiren partilerin zararına olmuş, siyasî seviyenin dip yapmasına yol açacaktır.

Şu anda görünen o ki güçlü olanlar, ya da güçlü bir çevresi olanlar, kendilerini “en büyük aday benim aday” olarak gösterme yarışına, birbirlerini alt etme yarışına, gerek sosyal medya yoluyla, gerekse diğer kitle iletişim araçlarıyla,  büyük bir rekabete çoktan başladılar.

Göreceğiz bakalım 14 Milletvekili adayımız kimler olacak? Kimler ipi göğüsleyecek, kimler seçilecek, kimler üzülecek kimler sevinecek?

Göreceğiz bakalım, daha çok zaman var.

                                  HEM NALINA HEM MIHINA

NEDEN YOKLAR?

AK Parti aday adayları arasında akla gelmedik sürpriz isimler var. Aaa.! Bu da mı aday olmuş diyeceğimiz pek çok insan. Kimi oldukça genç ve siyasi tecrübesi yok, kimi hiç ismi duyulmamış. 

Ama herkesin aday olur dediği, benim de favori gördüğüm ve sevdiğim 2 isim yok. Av. Ahmet Sorgun ve Dr. Ahmet Akman!

Hadi birilerinin hesabını anladık ta bu 2 arkadaşımız neden aday olmadılar. “Görev istenmez verilir” mi demek istediler, bir vefâ borcu mu beklediler, neden acaba?

ŞAH-MAT OPERASYONU

Hükümet ve Ordunun el ele vererek Süleyman Şah'ın Türbesini ve orada görev yapan 37 askerlerimizi, İŞİD'in eline düşüp rehin olma durumundan ve öldürülme ihtimalinden kurtarmak için, Suriye Eşmesi'ne taşıma operasyonu,  iktidarla muhalefeti yine ikiye böldü.

İktidar “Zafer” derken, muhalefet de ”Hezimet” diyor.

Bana sorarsanız, askerlerimizin sağ salim evine dönmesi, bir başarıdır. Ortam çok karışık olduğundan, at izi it izine karıştığından, her an, her şey olabilir.

Ama 100 km. den 200 metrelik bir mesafeye geri dönüş, türbeyi ve içindekileri ülke içine taşıma, türbeyi sen yıkmadan ben yıkıyorum gibi gösterip yıkma işi biraz garip. Hele ABD'nin operasyondan memnun olduğunu açıklayıp, sırtımızı sıvazlaması, hem kalleş, hem müttefik, hem ortak hem düşman olması daha da garip ki buna zafer demek biraz zor.

Bunu iç politika malzemesi yapmak ise, işin en garibi

                                                GÜNÜN SÖZÜ

DAVAMIZ HAYATA UYMAK DEĞİL, HAYATIMIZI HAKK'A UYDURMAKTIR.

                                                                                                            Nurettin Topçu

Kamil Bircan, 25.02.2015