Türkiye ve Konya çok hareketli bir haftayı daha geride bıraktı. Özellikle Konya Hz. Pîr'in 741. Vuslat ve Şeb-i Arus Törenleri nedeniyle yoğun bir trafik yaşandı.
Gelenlerden, misafir olanlardan, programlara katılanlardan dolayı salonlar, meydanlar, yollar, otoparklar doldu taştı. Çarşılar, alışveriş merkezleri, kitapçılar, yerel medya ve gazeteler, üniversite ve okullar bir Mevlâna bereketi yaşadı.
Şehir içi trafik adeta felç oldu. Hoşgörünün zorlandığı anlar yaşandı. Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olmak üzere pek çok Bakan ve Milletvekili, Diyanet İşleri Başkanı, yerli ve yabancı pek çok misafir Konya'yı şereflendirdiler.
Hepsi de hoş geldiler. Ama Konya'yı hoş buldular mı bulmadılar mı bilmiyorum. Yalnız Konya Anadolu'nun İstanbul'udur dediklerine bakacak olursak, Konya'dan güzel hatıralarla, güzel duygularla ayrıldılar, memnun kaldılar diyebiliriz.
YHT İLE İSTANBUL, KONYA HATTI
Haftaya güzellik katan olaylardan biri de İstanbul- Konya arasının Yüksek Hızlı Tren Hattı ile, tekrar ulaşıma açılması oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın da katıldığı bir törenle iki kadim Başkent birbirine bağlanmış oldu.
Şimdi Konya, İstanbul'a çok kısa bir sürede, 4 saat, 15 dakikada ulaşmış olacak. Üstelik ilk hafta da bedava.
Hayırlı olsun. İnşallah şehirlerimizin arasını birbirine yaklaştıran bu hatlar, gönüller arasında da kurulur. Kurulur da aradaki buzlar erir. Herkes birbirini yeniden kucaklar.
ZAMAN'IN ZAMANLAMASI
Konya'da bu güzellikler yaşanırken, Konya'da pek çok okuyucusu olan Zaman Gazetesi'nin Tek kelime de olsa Şeb-i Arus ve Konya- İstanbul arası YHT ile ulaşıma yeniden başlamasından söz etmemesine hayret ettim.
34 sahifelik bir gazete, foto roman gibi Darbe Hukuku manşetiyle kendilerine yapılan operasyondan bahsediyordu. Tahşiye Operasyonu'nu sanki bütün medyaya yapılıyormuş gibi, basın özgürlüğü yokmuş gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlardı.
Tamam da Konya'nın bunda ne suçu vardı? Konya ve Konyalıların Hizmet Hareketine yaptığı maddî ve manevî yardımlar, ne çabuk unutulmuştu?
BU SAVCI BAŞKA SAVCI, SAVCI SAYAN
Bütün bu yoğunluk arasında, NEÜ A.Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Konferans Salonu'nda Uluslararası Vizyon Gençlik Derneği'nin davetlisi olarak Konya'ya gelen Savcı Sayan'ı dinleme fırsatı buldum.
Vizyon Gençlik Derneği'nin Genel Başkanlığını Rahim Türk yapıyor. Rahim Türk, Konyalı, çok genç yaşta milletvekili adayı olmuş, hitabeti güçlü, vizyon ve misyon sahibi bir arkadaş.
Savcı Sayan'ı daha çok medyadan, televizyonlardaki tartışma programlarından, Deniz Baykal'ın bir kaset operasyonuyla Genel Başkanlığı kaybedip, Kemal Kılçdaroğlu'na kaptırdığı günlerden, Parti'yi bırakma, gitme, kal diye gözyaşı döktüğü günlerden tanıyordum.
Dün daha yakından tanımış oldum. Kendisini ve fikirlerini, Türkiye'de ve Dünya'da olan olaylarla ilgili analizleri, değerlendirmelerini keyifle dinlemiş oldum.
1971 yılında Ağrı Tutak'da doğan, 24 çocuklu bir ailenin 12. çocuğu olan, İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi'ni bitirip değişik şehirlerde öğretmenlik yapan, üyesi olduğu CHP'de ilçe ve İl Başkanlığı, MYK üyeliği yapan Savcı Sayan kendini,
Eski CHP'nin eski yöneticisi,, yeni CHP'nin muhalifi, yeni CHP'nin sürgün ettiği onuncu köyden CHP'ye yarayacak doğruları söylemeye çalışan Müslüman sosyal demokrat olarak tanıttı.
Ak Parti'nin başarısını, özellikle Uzun Adam dediği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı verdiği ilginç örneklerle Kendisini dinlemeye gelen ve sık sık alkışlayan üniversite gençliğine anlattı.
Sorulan sorulara açık yüreklilikle cevap verdi. Aykırı sorulara kızmadı, hoşgörüyle karşıladı. Gençleri okumaya, araştırmaya, düşünmeye, akıllarını kiraya vermemeye, sorgulamaya çağırdı.
Türkiye üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu'nun bir proje olarak sunulduğu ifade etti ve:
Ekmeleddin Bey şimdi niye yok, nerede? Kobani'de nerede? Musul ve Kerkük yanıyor, nerede? Kobani bahanesiyle Güney Doğu'da insanlar öldürülürken, şehirler yakılırken nerede? diye sordu.
Sahi Ekmeleddin Bey nerede? Ben de merak ediyorum.
Savcı Sayan, Ben Yiğit Adam'ı, Uzun Adam'ı seviyorum. Ben Uzun Adam gençliği istiyorum, Laydy Gaga gençliği istemiyorum. Ortak kimliği İslâm olan bir gençlik istiyorum dedi.
Savcı Sayan daha pek çok şeyler söyledi. Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasında mukayeseler, karşılaştırmalar yaptı. Kudüs ziyaretinden, İsrail zulmünden bahsetti.
Osmanlıdan, Halifeliğin kaldırılmasının, Osmanlı'ya ve bu ülkeye büyük bir ihanet olduğundan söz etti. Uyanık olalım, oyuna gelmeyelim çağrısını yaptı.
Savcı Sayan CHP içinde yer almış bir AK Partili gibiydi. Daha önce Deniz Baykal'ın gözlerinde Atatürk'ü gören Savcı Sayan, şimdi de Recep Tayyip Erdoğan'ın gözlerinde Selahaddin Eyyubileri, Fatihleri, Yavuzları, Muhteşem Süleymanları mı görüyordu acaba?
Kimbilir belki de?
GÜNÜN SÖZÜ
ADAM, CENNETE DEĞİŞMEM SAÇIMNIN TEK TELİNİ DİYOR. CEHENNEMİ GÖRSE, KADININ KAFASINDA SAÇ BIRAKMAZ, HABERİ YOK.
Cübbeli Ahmet Efendi