Günlerdir medyada, özellikle sosyal medyada bir börek muhabbeti almış başını gidiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Prof. Dr. Ayşe Gürcan'ın yıllar önce attığı iddia edilen bir tweetti dillerine dolayan malum kesimler belden aşağı vurmaya devam ediyorlar.

Bütün sorunlarımız bitmiş gibi, Türkiye'nin başörtülü ilk kadını olan Prof. Dr. Ayşe Gürcan güya mutlu aile olmanın formülü olarak “Börek Yapmayı Bilmek” olarak göstermiş ve “Eğer bir Müslüman kadın börek yapmasını bilmiyorsa, o aile dağılmaya mahkûmdur” demiş.

Şimdi bu cümlesinden, bu sözünden dolayı adeta haksız yere bir linç kampanyasına tutulmuş, karikatürize edilmiş olan Bakan, konuyla ilgili sorulara da “Böyle bir şey söylediğimi düşünmüyorum. Arkadaşlarım araştırıyor” diye cevap vermiş.

Ama adamların ağzı torba değil ki büzesin. Hâlâ Sayın Bakan'la alay etmeye, O'nun itibarını küçültmeye hem attıkları tweetlerle, hem gönderdikleri mesaj ve karikatürlerle hakaret etmeye devam ediyorlar.

“Börek yiye yiye ne hallere gelmişsin, hâlâ şişman şişman konuşuyorsun” diyenlerden tutun da “ Gündemin gidişatına uygun olarak kürt böreği yapıyorsa o ailede bölünme kaçınılmazdır” diyerek karşı tweetler atıyorlar.

Kimi de evli, üç çocuk annesi bir kadın için “dul bir kadın nasıl böyle bir bakanlığa atanır?” diyerek yalanlara sarılıp, O'nu küçümsüyor.

Bütün bunların, bu küçümsemelerin arkasında siyasî bağnazlık, ahlâksızlık, kıskançlık, bilgisizlik, kin ve düşmanlık olduğunu düşünüyorum. Hatta Erdoğan düşmanlığını da bunlara ekleyebilirsiniz.

“Kişi bilmediği şeyin düşmanıdır” derler. “Kulağını sadece bir tarafa dayayan, diğer tarafa sağır kesilir” der İsmet Özel. Bunların işi de böyle. 

Ben de bir yanlışlık yapmamak için “Ayşe Gürcan kimdir?”deyip merak ettim araştırdım. Gördüm ki Ayşe Gürcan, o kadar da hafife alınacak bir şahsiyet değil. Boşuna hedef tahtasına oturtmuyorlar. İşin içinde börek meselesi değil, yürek meselesi var. Yani yüreksiz ve kişiliksiz insanlar, yüreği sevgi dolu, dul olmayan üç çocuk annesi bir bilim insanını dillerine dolamaya çalışıyorlar.

Ayşe Gürcan, Burdur'lu, başarılı bir bürokrat. Kadın ve Aile'den sorumlu Devlet Bakanı Nimet Baş döneminde Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Fen ve Edebiyat Fakültesi, Eğitim Bilimleri bölümünde Öğretim Üyeliği yapmış. 

Aile ve Nüfus Politikaları konusunda çeşitli araştırmalarıyla tanınıyor. Kendi alanında önemli konferanslar vermiş. “Aile İçi Roller” konulu çalışmaları ve konferansları var. “Kişilik Renkleri” isimli kitabı büyük ilgi görmüş.

Kasım 2015 Türkiye Genel Seçimleri öncesi kurulan Seçim Hükümeti'nde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, bağımsız Bakan olarak atanan Prof. Dr. Ayşe Gürcan, ayrıca Yeşilay Bilim Kurulu üyesi. Geçenlerde Yeşilay'ı ve çalışmalarını anlatırken O'nun da isminden söz etmiştim.

Böylesine başarılı bir insanı, başörtüsünü de öne çıkararak kendisinin hatırlamadığı ve düşünmediği, yıllar önce attığı iddia edilen bir tweet yüzünden acımasızca eleştirmek, alay konusu yapmak, bir börek muhabbeti üzerinden belden aşağı vurmak, ne derece doğrudur?

Hele bazı muhalif siyasî parti ve taraftarlarının “Elimize geçirdiğimiz, hoş bir malzeme” diyerek bunu kötü niyet ve hedefleri doğrultusunda kullanmaları ne demektir?

Ama bu muhabbetler, çiğ Börekten daha çiğ, su böreğinden daha sulu, saç böreğinden daha fazla saç baş yolduran, kol böreğinden daha kazık bir şekilde kendilerine dönecektir.

Kendi çirkin iç dünyalarını ve yüzlerini bu aziz millet daha iyi tanıyacaktır.

Ne diyelim? Afiyet olsun.

 

                                                     GÜNÜN SÖZÜ

EL SENDEDİR DİL SENDEDİR, DİKEN SENDE GÜL SENDE,

HER AN İMTİHANDASIN, AĞLASAN DA GÜL SENDE.

                                                                                                            Mevlâna