ALINGANLIK, ALINANLAR VE BAZI AÇIKLAMALAR
Yazmak bir sorumluluktur. İnsan olmanın, düşünen varlık olmanı getirdiği bir sorumluluktur. Yazmak aynı zamanda bir zorunluluktur.
İyiliği emretmek, kötülükten vazgeçirmek, haksızlıklara, adaletsizliklere, zulme ve bağnazlıklara karşı tavır koymak, direnmek ve mücadele etmek insanî bir görevdir.
Eli kalem tutan her insan, kendi inançları, kendi idealleri, kendi hedefleri doğrultusunda kalem oynatır. Toplumdaki aksaklıkları, problemleri, sıkıntıları, aksaklıkları dile getirir. Gerekirse uyarır.
Eleştirir ama eleştiriye de açıktır. Özeleştiri yapmaktan asla kaçınmaz. Sonuçta insandır, hata da yapabilir. Özür dilemesini bilir. Çünkü niyeti başlangıçta hayırdır. Hiçbir gizli ajandası yoktur, verilemeyecek gizli hesabı hiç yoktur.
Ne var ki bazı alıngan, esen rüzgârdan, yağan yağmurdan nem kapan insanlar da olabilir. Onlar yazdıklarınızı bütün olarak okuyup anlamadıklarından ya da yanlış ve eksik anladıklarından kızıp köpürürler. Sizden nefret edip, aleyhinizde konuşurlar.
Evet, alınganlık psikolojik bir rahatsızlıktır. Tedaviye ihtiyacı vardır. Alınganlık, hiç farkında olmadan durup dururken birisinin söylediği sözler yüzünden insanın iç dünyasında bir şeyler oluşturmaya başlar.
Bu, o insanın kafasında oluşturduğu düşünce ve fikir onu oldukça rahatsız eder. Özellikle sözü söyleyen kimseye karşı bir tavır ve nefret içini kaplar ve karamsarlaşır.
Alınganlık özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Aşırı alınganlık şüphecilik ve özgüven eksikliği anlamına gelir. Hem kişiye hem de kişisel ilişkilerine zarar verir. İkili ilişkileri çok kötü etkileyebilir.
Alışkanlık bir kişilik bozulmasına da dönüşebilir. En sevdiklerine kıskançlık ve düşmanlık besleyebilir. Alınganlık bir niyet okumaya da sevk edebilir.
Havada bulut var denildiğinde Sen bana ördek dedin diyen insan gibi komik durumlara da düşürebilir. Kendisine Biz havada bulut var dedik, senördek lafını da nerden çıkardın? diye sorulduğunda Bulut yağmur olacak, yağmur birikecek göl olacak, gölde ördekler gelip yüzecek, sen bana ördek dedin diyen alıngan adam gibi herkesi kendine güldürecek.
ATEİST İMAM'DAN ALINANLAR
Geçen hafta yazdığım Ateist İmam yazısı epeyce ses getirdi. En çok okunan ve beğeni alan yazılarımdan biri oldu. Ama bir iki sevgili İmam-Hatip arkadaşım bana göre fazla alınganlık göstererek bu yazımı kaldırmamı dahi istediler.
Bir Dost adıyla yazıma yorum yapan kardeşim Yazıyı kaldırmanız ümidiyle diyerek başladığı yorumunda Yazıya konu olan imam hikâyesi Zaytung'da geçen asparagas bir haberdir. Öyle bir insan hiç yaşamamıştır diyerek beni uyardı.
Bir başka İmam kardeşim attığı e-mailde Selamün Aleyküm hocam, Bugün ne yaptın köşe yazında? Maşallah İmamları haşlamışsın. Bir ateist İmam örneğinden çıkarak, imamları töhmet altında bırakmadın mı, sevgili Hocam?
Bazı doğrular aramızda konuşulmalı, umuma yansımamalı. Eksikleri kendi aramızda yapıcı bir şekilde değerlendirirsek daha iyi olur. Tabii ki Ateist İmamı da onaylamam. Pislikleri faş etmemeliyiz. Selamlar. H.Çalışkan
Her iki kardeşime de yürekten teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum. Duyarlılıklarından dolayı da kutluyorum.
Aslında ben imamları töhmet altında bırakacak bir ifade, bir genelleme yapmadım. Yazıda geçen Komünist İmamı, Ateist İmamı ve bizim Cuma Namazı kılamadığımız, Camisinde Düğün Malzemeleri bulundurup da namaz Sergisi, Ses Düzeni bulundurmayan İmamı eleştirdim. Ateist İmamı (Neyse ki böyle biri yokmuş) Sen insan mısın? diye eleştirdim. İnanmadığın dine, para için hizmet eder gözükme, bu ilkesizlik demeye getirdim.
Görevini hakkıyla yapan Din Gönüllüsü kardeşlerime can kurban. Ben onları günde beş vakit ziyaret etmeye, arkalarında saf tutmaya, onlara her zaman yardımcı olmaya çalışan bir insanım.
Camilerin önemine inanan biri olarak, camilerin kaybettikleri fonksiyonlara yeniden kavuşmaları için, aşkla, adanmışlık ruhuyla, aidiyet duygusuyla çalışacak, kendilerini emir kulu değil de Allah'ın kulu bilecek hizmet erlerine muhtaç olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
ÇALIŞMAK, BAHÇELİ
İki gün önce yazdığım Çalışmak, Bahçeli, Eşeğin Beklentisi yazıma da ilgi büyüKtü. Telefonla tebrik edip, Sosyal Medya'da beğenip paylaşanlar, yazıya olumlu olumsuz yorum yapanlar oldu.
MHP'lileri kızdırmışsın diyenler çıktı. Bulduk Özdemir isimli bir kardeşimiz de Gazetemizin Web sayfasındaki yazımın altına yaptığı yorumda,
Vicdan sahibi ve erdemli olmak bir insanın özellikle de bir gazeteci için, önemli olduğunu düşünüyorum. Ülkeyi 13 yıl tek başına yönettikten sonra kan gölüne çevirenlere, hortumlayanlara ve emperyalistlere karşı hiçbir şey söylemiyorsunuz, sonra da kalkıp sayın Bahçeli'yi seviyesizce eleştiriyorsunuz, dalga geçiyorsunuz.
Lütfen sayın Bahçeli'den özür dileyiniz diyerek beni özür dilemeye davet ediyor. Arkadaşıma teşekkürler. Yine de beni okumuş ve düşüncesini yazmış. Kendisine ve düşüncesine saygı duyuyorum. Sonuçta kendi siyasî lideri olduğu için eleştirilmesinden hoşlanmıyor, rahatsız oluyor. Alınganlık gösteriyor.
Oysa liderler eleştirilirler. Liderler, putlaştırıldığı zaman ölmeye başlarlar.
Benim ne yazdığımı, haksızlıklara karşı nasıl tepki gösterdiğimi, teröristlere, hainlere, emperyalistlere, hortumculara karşı neler yazdığımı, AK Partiyi bile sık sık eleştirdiğimi okuyucularım çok iyi bilirler.
Evet, herkesin söylediğinin pek azını ben yazdım ve söyledim. Biraz da Bahçeli'nin hoşgörüsüne sığınarak mizah yapmak istedim.
Eşeğin Beklentisi ise, sadece bir fıkra, üstümüze alınmaya gerek yok.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, kendi tabanının sesine kulak versin, akan kanın durması için yardımcı olsun, hükümet kurup sorumluluk alsın, Vur yiğidim vur tilkiye, vur ki kurtulsun Türkiye diyerek şehit olan Süleyman Özmen'lerin ve diğer şehitlerin âhını yerde bırakmasın, ellerini değil ayaklarını öper, özür de dilerim. Selamlarımla. Hayırlı Cumalar.
GÜNÜN SÖZÜ
DEVLETİN HALKINI DİN VE İNANCA ÇAĞIRMASI, DEVLETİN TEMELİNİ SAĞLAMLAŞTIRIR. İbni Haldun