Çok eski yıllarda, ülkenin padişahı kıyafet değiştirir, vezirini de yanına alır, halkın arasına karışır, arazide dolaşır, ovalardan yaylalara, tarlalardan bahçelere, derelerden, pınarlara geniş bir coğrafya üzerine bazen at üstünde, bazen yaya dolaşır.
Maksadı sadece temiz hava almak değil, sarayın monoton ve sıkıcı hayatından da kurtulup, halkının arasına karışmaktır. Sağında solunda kocaman bir koruma ordusu da yoktur. Zaten herkes huzur içinde yaşamaktadır. Bugünkü gibi hırsızlıklar, arsızlıklar, kavgalar ve gürültüler, işlenen cinayetler de yoktur.
Mesela bir KPSS hırsızlığı, ABD aşkı, Demokrasi, önseçim, temayül yoklaması, torpil, adam kayırma, rüşvet ve iltimas, maddî haz gibi insanın değerini düşüren fena işler yoktur.
İnsanlar, helal ve haram konusuna dikkat etmekte, Ahiret'e ve ölümden sonraki hayata inandıkları için, açgözlülük, hırs ve tamahtan uzak durup, işlerine bakmaya çalışmaktadırlar.
Padişah hazretleri Veziriyle tebdil-i kıyafet yapıp gezerken yetmiş seksen yaşlarında bir ihtiyar görürler. İhtiyar bahçesinde eline aldığı fidanları dikmekte, elinin tersiyle de terleyen alnını silmektedir. Yanına yaklaşırlar, selam verirler, kolay gelsin dede derler. İhtiyar dede, babacan bir tavırla selamı alır.
Ve aleyküm selam, buyurun, şöyle oturun der. Padişah:
-Amca yaşın yetmiş seksen, yaşlanmışsın, bu yaşta böyle çalışmak, fidan dikmek de neyin nesi? diye sorar. İhtiyar derin bir nefes alır ve Cevap verir:
-Bak evlat, biliyorum yaşlıyım. Ama bizden öncekiler dikmiş, biz onların diktiği ağaçların meyvesinden yiyor, gölgesinden istifade ediyoruz. Ben yiyemesem de benden sonra gelenler yer, belki bir dua eder
Bu cevap, padişahın çok hoşuna gitmiş ve Vezirine bir kese altın vermeyi emretmiş. Vezir bir kese altını verince, ihtiyar yine lafı yetiştirir:
-Bakın, gördünüz mü? Başkasının diktiği ağaçlar altı yedi yılda meyve verir, benim fidanlar daha dikmeden, diker dikmez meyve verdi
Padişah bu sözden de hoşlanır ve ihtiyara bir kese altın daha verilmesini ister.
İkinci keseyi de alan ihtiyar, gözleri ışıldar yine konuşur:
-Başkasının diktiği ağaçlar altı yedi yılda bir kere meyve verirken, benim fidanlar daha dikmeden iki defa meyve verdi
Padişah Vezirine ihtiyara bir kese altın daha vermesini söyler, arkasından da Buradan hemen uzaklaşalım, bu ihtiyar bizde para bırakmayacak diyerek, ihtiyara selam ve dua ederek, oradan ayrılırlar.
Evet, şu günler tam ağaç dikme, fidan dikme, bahçelere gül dikme zamanı.
Hem kendimiz için, hem kendimizden sonra gelen çocuklarımız için, hem insanlık, hem medeniyet, hem bereketin devamı için, hayvanat için ağaç dikme, fidan dikme zamanıdır. Vilayete, Valimize, Belediyelere ve Belediye Başkanlarımıza, Vakıf ve Derneklere, Sivil Toplum Kuruluşlarına, Okullara, Hastanelere ve yöneticilerine, muhtarlara, esnaf ve tüccarımıza ağaöç dikme konusunda büyük görevler düşmektedir.
Ağaç dikilmesi kadar, dikilen ağaçların, fidanların korunması da oldukça önemlidir. Kaldırımlara dikilip de kuruma, sökülme, kesilme, kırılma gibi nedenlerle boşalan yerlere yenileri acilen dikilmelidir.
Hepimizin, çocuklarımızın, torunlarımızın adını taşıyan bir ağacı, birkaç ağacı olmalıdır.
Evlenen gençlere, sertifika, diploma alacak gençlere, işyeri ruhsatı alacaklara, ehliyet alacaklara, emekli olacaklara, milletvekili aday adaylarına, adaylara, toplumun bütün katmanlarına, yeni doğan çocuklara kadar ağaç dikmeyi, ağaç sevgisini, ağaçları korumayı, tabiat sevgisini aşılamalıyız. Ağaç dikme kampanyaları düzenlemeliyiz. Bu kampanyalara destek olmalıyız.
Kendimiz için, geleceğimiz için, gelecek nesiller için temiz, yaşanılabilir güzel bir şehir oluşturma çabası göstermeliyiz.
İhtiyarın verdiği mesajı aklımızdan çıkarmayıp, Peygamberimizin de buyurduğu gibi, elimizde bir fidan varsa, kıyametin kopacağını dahi bilsek, onu dikmeye çalışmalıyız.
Ağaç katliamlarına, ağaç kırmalara ve yakıp yok etmelere tepkimizi en sert biçimde göstermeliyiz.
HEM NALINA HEM MIHINA
MHP ADAYLARI
MHP, paralel yapıdan gelenlerin aday adaylığın kabul etmiyormuş.
Bence güzel bir uygulama. Ama yetmez.
Yamukları, yamulanları da kabul etmemesi lazım.
ALMAN PİLOT
Ali Baş kardeşim Viyana'dan yazmış göndermiş:
Fransa Alplerine düşen yolcu uçağının Alman Pilotu, uçağı bilerek düşürmüş.
Kimliğinde Müslüman yazsaydı, kesinlikle TERÖRİST derlerdi.
Ama Hristiyan olunca HASTA ya da PİSKOPAT diyorlar
Yersen tabii.
İTÜ'DE CAMİİ Mİ BUDİST TAPINAĞI MI?
İstanbul'da Teknik Üniversite'de ilginç bir olay yaşanıyormuş bu günlerde. Hem Konya'dan, hem İstanbul'dan arkadaşlar haber ettiler.
İTÜ'de namaz kılmak isteyen gençler Rektör'den Camii yeri istemişler. Rektör de söz vermiş. Bunu duyan, ateist, ataist, dinsiz, laik kim varsa Biz de Budist Tapınağı istiyoruz diye kampanya başlatmışlar. Sayıları on bini bulmuş.
Camii isteyenler de Camii istiyoruz kampanyası başlatmışlar. Onların sayısı da henüz beş binlerdeymiş.
İşte Yurdum insanının hali. Camii isteyenlerin yardıma ve desteğe ihtiyacı var.
İşte destek yapılacak adres: https:/www.change.org/p/itü-rektörlüğü-itü-ye-cami-yapılsın
GÜNÜN SÖZÜ
ÇOK SUYUN EKİNLERİ ÖLDÜRMESİ GİBİ ÇOK GÜLMEK DE KALBİ ÖLDÜRÜR.
Hz. Ömer(r.a)