Yılbaşı, yılın ilk günüdür. İnsanlar arasında “nasıl başlarsan öyle biter” diye bir inanış yaygındır. Onun için her dönemde insanlar yılın ilk gününü kutlamaya, coşku ile karşılamaya önem vermişlerdir. Çünkü güne mutlulukla, sağlıkla ve huzurla başlamak, diğer günlerin de sağlıklı ve mutlu geçmesi için bir vesile olmuştur.

Türkler İslamiyet'ten önce 12 Hayvanlı Türk takvimini kullanmışlar, bu yılın ilk ayına da Nevruz demişler ve yılbaşını 21 Mart olarak kutlamışlardır. Nevruz, bazı aykırı fikirlere ve kısıtlamalara rağmen halen Türk-İslam dünyasında kutlanmaktadır. İslamiyet dairesine girdikten sonra Hicri Takvimi kabul etmişler ve Muharrem ayının 1'ini yılbaşı olarak kutlamışlardır. Yılbaşı kutlamaları Osmanlı Devletinin son dönemlerine kadar devam etmiştir. II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Osmanoğlu, “Babam Abdülhamid Han” adlı hatıra kitabında sarayda yılbaşının kutlandığını, saray halkına ve askerlere helva,  şerbet, kuru üzüm, fındık, fıstık v.s gibi içecek ve yemişler dağıtıldığını belirtmektedir. Muharrem ayının birinde oruç tutmak gibi bir adetten bahsedilmemektedir.

Türkler Miladi Takvimi kullanmaya başladıkları zaman Ocak ayının birini yılbaşı olarak kutlamaya başladılar.

Yılbaşı kutlamalarında, İslam'ın haram ettiği maddelerin kullanılması ve şans oyunlarının oynanmasının haricinde insanların kendi evlerinde aşırıya kaçmadan eğlenmelerinde, yiyip içmelerinde her hangi bir yasaklama söz konusu değildir. Ölçü, İslam'ın haram kıldığı şeylerin yapılmaması! Hediyeleşme, komşu ziyareti, birlikte yiyip içme, lokmasını paylaşma İslamiyet'in de tasvip ettiği davranışlardır.

 Teknolojinin bugünkü kadar yaygın olmadığı dönemlerde insanlar,  bu güne yaklaşırken uzakta sıladaki yakınlarına yılbaşı kutlama mektupları gönderirlerdi. Yakınında bulunanlara ise küçük birer hediye alarak yeni yılını mutluluk, huzur ve saadet getirmesini dilerlerdi. Komşular birbirlerine ziyarete gider,  birbirlerinin yeni yıllarının hayırlı olmasını temenni ederlerdi. Evlerinde televizyonu bulunan kimseler, özellikle samimi bulduğu komşularını yeni yıla birlikte girelim diye davet ederler, TRT'nin yılbaşı programını hep birlikte izlerlerdi. Milli piyango için bilet alanlar, çekiliş yapıldığı esnada pürdikkat kesilirlerdi. Komşuluk ilişkileri canlı olduğundan evin hanımı kuruyemiş bakımından evinde ne bulunursa israfa kaçmamak şartıyla misafirlerine ikram ederdi. Hiçbir şey bulamazsa mısır patlatırdı. Çünkü mısır, genelde herkeste bulunabilen bir yiyecekti.

İsraf, insanın elindeki malı temel ihtiyaçları dışınca fütursuzca harcamadır. Diyelim ki yılbaşını kutlamak için bir arkadaşına hediye alacaksınız. 2000 TL geliriniz var. Siz tutup bu arkadaşına 1500 lira değerinde bir hediye alıp hem kendinizi hem de ailenizi zora sokarsanız bu bir israftır. İnsanlar bazen bir tane gül, bir buket çiçek, buluz ve ya havlu ile de mutlu olabilir. Önemli olan o insana değer verilmesidir. Değer vermek sadece para ile ölçülebilen bir duygu ya da davranış değildir. O insanı hatırlamak ve iyi dileklerde bulunmak, duygularında samimi olmak ve onun hakkında Allah'tan hayırlısını istemek her halde çok daha doğal olsa gerekir.

Günümüzdeki yılbaşı kutlamalarına gelince, içkinin su gibi tüketildiği, kumar ve şans oyunlarının toplum için bir amaç haline geldiği ortamda bu olaya sıcak bakmak, önemsemek caiz değildir. Önemli olan bunlardan uzak durarak, her zamanki gibi gündelik faaliyetlerde bulunarak sohbet etmek, hal hatır sormak, iyi dileklerde bulunmak her halde hiç kimsenin itirazına mahal bırakmaz.

Müslüman Türk milleti olarak İslam'ın izin verdiği çerçevede yılbaşını kutlamalıyız. Bütçemizi sarsmadan hediyeler alarak birbirimizle kaynaşmalı, birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Tasada, sevinçte bir olmak ve aynı ideali paylaşmak hususunda harç vazifesi görmeliyiz. 

***

Noel Baba kıyafeti ile ortalarda dolaşmak ve çocuklara hediye dağıtmak çocuklara tamamen Batı hayranlığını aşılamaktadır. Altay ve Uygur Türklerin Noel Babanın karşılığı Ülgen'dir. Ülgen, uhrevi bir varlıktır ve çam ağacının en uç noktasında oturmaktadır. Burada yeni yılda yaşlı bir kişinin çocuklara hediye dağıttığı, hediyelerini evlerin bacalarından içeri attığı rivayet edilir. Batılı Noel Baba tiplemesi Türk kültürüyle pek uyuşmamaktadır. Batılı bırakın çocuklara hediye vermeyi, Kanlı Noel'de Kıbrıs'ta bir aileyi tamamen yok ettiler, Kıbrıs Türklerine dünyayı dar ettiler.

Onun için Türk Milleti, tarihinin derinliklerine inerek örnek şahsiyetleri gün yüzüne çıkarmak mecburiyetindedir. Noel Baba'nın yerine, iyiliğin timsali olan “ülgen” çocuklara yılbaşı hediyesi dağıtılabilir. 

Yeni yılın tüm cihana barış huzur ve saadet getirmesini dilerim. Tüm Türk- İslam camiasının yeni yılını kutluyorum.

 Allah'a emanet olunuz.