Türk İllerinde Bir Güler Yüz Platformunun bir watsap grubu olan Türk İlleri Aşıkları, Kültür Bakanlığının düzenlediği Aşık Ömer’i Anma Günleri kapsamında 17 Ekim 2025 Cuma günü saat 13.00.’te İzmir Kültür ve Sanat Fabrikasında bir araya geldi. Tanışma faslından sonra aşıklar, kırk yıllık dostmuş gibi kısa zamanda birbirine kaynaştılar, gönülden gönüle köprü kurdular. Programımız saat 15.00’da başladı. Sunuculuğunu Çumra Kültür ve Sanat Topluluğunun gönüllü üyesi Elife Mısral’ın yaptığı program İzmir Kültür ve Sanat Fabrikasında gerçekleştirildi. İzmirliler organizasyon komitesi başkanı İhsan Çelikdemir, her biri farklı illerden gelen aşıklarımıza bir “güzellemeyle” hoş geldin dedi.

Hoş Geldiniz

Türkümüzün beşikleri

Gönlümüzün ışıkları

Türk İlleri Aşıkları

Hoş geldiniz hoş geldiniz

İzmir varken n’idem Şam’ı

Etmeyelim gel akşamı

Kimi Ömer kimi Şem’i

Hoş geldiniz hoş geldiniz.

Sevenlerin sırdaşları

İzmirlinin gardaşları

Aşık Ömer yoldaşları

Hoş geldiniz hoş geldiniz.

Aşık Ömer der ki bize

Sevdalılar gelmez dize

Alın meydan bugün size

Hoş geldiniz hoş geldiniz.

Kâtip Çelebi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Didem Buhari, Aşık Ömer hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra bir de video izletti. Didem Buhari, “On yedinci yüzyılın ikinci yarsısında doğmuş olan Aşık Ömer’in nereli olduğu konusunda kesin bilgi yoktur. Bir kısım araştırmacılar Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Gezlevi köyünü doğum yeri kabul ederken bir kısmı da Kırım’ın Gözleve kentinden olduğunu iddia etmektedirler. Başlangıçta “Adli” mahlasını kullanan Aşık Ömer, daha sonra “Ömer” mahlasını kullandı.” Didem hoca, Şairin iyi bir tahsil gördüğünü, medresede sarf, nahiv, mantık, meani, Arapça, Farsça, tefsir ve Dürer okuduğunu, devrinde ve kendisinden sonra gelen şairleri etkilediğini; Ebu Hasan, Levni, Ruhi, Siyahi gibi şairleri etkilediğini ifade etti. “Aşık Ömer’in en önemli şiiri 38 dörtlükten oluşan ve 105 şairin adının geçtiği “Şairname” dir. Divan nüshaları Konya Yazma Eserler Kütüphanesinde, Mevlâna Müzesinde bulunmaktadır. Ruhsati, Feryadî, İsmetî, Nokksanî gibi ünlü ozanların eserlerinde yer almıştır.

“Ela gözlerine kurban olduğum

Yüzüne bakmaya doyamadım ben.” dizeleriyle başlayan şiiri TRT repertuvarına girmiştir.” dedi. Aşık Ömer’e ait bir şiir okuduktan sonra, Aşık Ömer’i rahmet ve saygıyla yâd ederek mikrofonu Elife Mısral’a bıraktı.

Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen TİBGY Platformu Başkanı Avukat Ahmet Buhari, bir gönülleler topluluğu olan Türk İllerinde bir Güler Yüz Platformunu tanıttı. Ahmet Buhari, “Türk İllerinde Bir Güler Yüz Platformu, “turkilleri.com” da belirtildiği üzere evrensel ilkelerin egemenliği, insanlığın kardeşçe yaşaması aşamasına bir basamak sadedinde Türk dünyasının birliği, kaynaşması ve mutluluğu yolunda faaliyet gösteren; çağdaş, insani ve demokratik ilkeler çerçevesinde toplanmış, her nevi farklılığa sahip insanların da bir araya gelip pek yararlı işlevler üstlenebileceklerini ortaya koyma iddiasıyla yürüyen, apolitik, gayri ticari ve bağımsız bir STK’dır. Amaçları doğrultusunda; ülkemizde hayata tutunmaya çalışan soydaş ve akraba toplulukları üyeleriyle afetzede öksüz ve yetimlerden ihtiyaçlılara maddi ve manevi yardımlarda bulunmakta; yayınlar yapmakta, toplantılar ve dil kursları düzenlemektedir.

Platformumuz bugüne değin 360 öğrenci ve aileye burs vermiş, tedavi yardımlarında bulunmuş; Özbekistan’dan üç üniversite ile ülkemizdeki üniversiteler arasında kardeşlik köprüleri oluşmasına aracılık etmiştir. Bu etkinliği düzenleyen “Türk İlleri Aşıkları Grubu” ise âşık edebiyatına duyarlı 70 kadar entelektüelin bir araya gelmesiyle oluşan özverili ve amatör bir çalışmadır. Kendimizi nitelerken “âşık” sıfatı, insana, hayvana, bitkiye, eşyaya sevgi ve saygımızı; özetle tüm doğa ve öz kültürümüzü sürdürme fikrinde olan aşkımızı ifade etmektedir.” diyen Ahmet Buhari, düzenlediği Aşık Ömer’i Anma toplantısına Türk İlleri Aşıkları olarak katılmanın mutluluğunu dile getirdi. Programı organize eden İhsan Çelikdemir’e, müze görevlilerine, katılanlara ve emeği geçen herkese teşekkürlerini ve şükranlarını bildirdi.

Açılış ve Bilgilendirme konuşmalarından sonra “hoşlama” faslına geçildi ve tüm aşıklar bire dörtlükle misafirleri selamladılar:

Buhari:

Ülkemizin gözbebeği şu sevgili İzmir’den,

Bizi bağrına basmaya gelenler hoş geldiniz!

Duygulandık, onur duyduk buna hepimiz birden…

Ehli aşkın kıymetini bilenler hoş geldiniz!

Halime:

Serimi koydum serhatte, dosta doğru akarım,

Türkiye’me ve İzmir’e yan bakanı yakarım,

Vallahi hem billahi, tutar yere yıkarım…

Hak yolunda, Hakk’a secde kılanlar hoş geldiniz!

Şener:

Âşık sever dost bağında gül olup kokmasını,

Bir öğreten var bitkiye Güneş’e bakmasını,

Ay soğukken kim öğretti Güneş’e yakmasını,

Alın teri lokmasını, bölenler hoş geldiniz!

Yakuti:

Evrene bak, kendini gör; izinde sevgi taşır,

İnsan olmak bir sanattır; sözünde sevgi taşır,

Çaresizliği bilenler; özünde sevgi taşır,

Sevgiyle hüzünleri silenler hoş geldiniz!

Yanık:

Buram buram sevgi tüter sözünün her satırı,

Bir fincan kahve verene, kırk güder hatırı,

Yaratılanı çok sever, Yaratan’dan ötürü,

Saza, söze, meşke âşık olanlar hoş geldiniz!

Anuş:

Mavi gözlü, melek kenti bugün görmeye geldik,

Bahçelerinize biz de minder sermeye geldik,

Coşkumuzdan birer kadeh size vermeye geldik,

Yanık Yurt’ta şimdi nefes alanlar hoş geldiniz!

Canatan:

Ege’mizin incisisin, İstiklalin simgesi,

Unutulmaz sevdaların, âşıkların gözdesi,

Alkışınızdan mest oldum, iltifatın böylesi!

Sevgi olup dost yüreğe dolanlar hoş geldiniz!

Dağların Efesi (İsmail):

Bu ülkenin dört yanından geldi bizim ozanlar,

İzmir’i şenlendirdiler, şiir, türkü yazanlar,

Girmesin hiç aramıza, bu birliği bozanlar,

Dostu her görünce yüzü gülenler hoş geldiniz!

Kemal:

Çarkı felek, dönme dolap, bir Güneşe bir Aya

Çok çok kazan, hiç durmadan, hep biriktir ko suya,

Kışın geldi, gözün açtın, gördün hepsi bir rüya,

Âşık olup, canın verip, ölenler hoş geldiniz!

Daban:

Bir meram anlatmak için dest-i şuaramıza,

Geldik, İzmir ilaç oldu şu müzmin yaramıza

Konuk olan dostlarımız katılın aramıza!

Fahrettin Altay’dan miras kalanlar hoş geldiniz!

Hoşlamadan sonra kürsüye gelen emekli öğretmen ve Milli Eğitim Müfettişi Sinan Bozoğlu, âşık edebiyatı ve türleri, uygulanışı hakkında bilgiler verdi.

Sinan Bozoğlu’ndan sonra şair Halime Doğru, tüm aşıkları ve salondakileri selamlayan bir uğurlama okudu.

Koçaklama tarzında Ahmet Şener, uzun bir şiir okudu. Yer darlığından buraya sadece iki dörtlüğünü alacağım:

Ali Geliyor

Düşman yuvalanmış gelip böğrüne,

Gidip göğüs gerdi, senin uğruna,

Dualarla yatmak için bağrına,

Üstünde bayrağın alı geliyor,

Açıl kara toprak Ali geliyor!

Aziz milletimin yiğit neferi!

Namusu uğruna vermiştir seri,

Şener’im Afrin’den racodan beri,

Dolanı dolanı yolu geliyor,

Açıl kara toprak Ali geliyor!

AĞIT dalında Hacer Alioğlu, en yakınları tarafından acımasızca katledilen küçücük Narin’e yazdığı şiirini okudu.

Sustular

Anlat dere, sakladığın Narin’i!

Sen sustun ya, taşlar damı sustular?

Görmedi mi gizler iken yerini,

Gökte uçan kuşlar da mı sustular?

Görenler de bilenler de sustular!

Sessiz miydi, çırpmadı mı hiç kanat?

Uykuya mı dalmış idi tabiat!

Hisler ile kesildi mi irtibat?

Görülmeyen düşler de mi sustular?

Görenler de bilenler de sustular!

Yüreğini sessizliğe salan his,

Gözlerine korku ile dolan his,

Bir bakış mı, bir nefes mi kalan his,

Öte dönüp başlar da mı sustular?

Görenler de bilenler de sustular!

Rüzgâr alıp götürdü mü sırları,

Oynadığı, dolaştığı kırları?

Çiçeklerin benzi solmuş, sapsarı,

Buz mu tuttu, kışlar da mı sustular?

Görenler de bilenler de sustular!

Karanlık mı sardı bütün yolları,

Yetişmedi merhametin elleri,

Bilinmiyor neden böyle halleri,

Kalbi kırgın işler de mi sustular?

Görenler de bilenler de sustular!

Yakuti’yim, unuttum hep sözleri,

Ne söyledi akan suya gözleri!

Silindi mi pınarından izleri,

Gözündeki yaşlar da mı sustular?

Görenler de bilenler de sustular!

Toplumun aksayan yönlerini konu alan “taşlama”da, şair Yaşar Yanık, “Beşeriyet” i taşladı.

Beşeriyet

Şaşırmış bu beşer, aziz dostlarım

Sırtlanları geçti yırtıcılıkta…

İnsan tökezleyip olursa yarım,

Dostu keser biçer tam oracıkta.

İyi gününde sana pervane olur,

Yalandan da olsa “Öl!” desen ölür,

Dara düşmeye gör bahane bulur,

Seni satıp kaçar, tam oracıkta.

Cibilliyeti bu! Ne edersen et…

Tükenmiş kalmamış, asil asalet.

Her an düşündüğü çıkar, menfaat…

Hemen gücü seçer tam oracıkta.

Para pul ve şöhret tüm isteği….

Hırsızlık içtiği, haram yediği,

Elinde ağanın, beyin düdüğü,

Zehir zıkkım saçar, tam oracıkta.

Yanık der: “Sen, sen ol güce meyletme!

Hoş görüye sarıl, sakın kin gütme!

Bu nasihatimi yabana atma!

Yüzlerde gül açar, tam oracıkta.”

Aşk ve doğa konusunun işlendiği, genellikle 8’li hece ölçüsüyle yazılan “Semai” dalında şair Anuş Gökce, “Doğa ve Biz” şiirini okudu.

Değerini bilmiyoruz,

Affeder mi bizi doğa

Silmediğimiz gözyaşı

Bir gün gelir bizi boğa.

Bahar gelir, çiçek açar,

Çevresine ıtır saçar,

Bülbül kanat çırpar uçar,

Dolaşıyor sola sağa.

Meyve sebze verir durur,

Hem içirir hem doyurur,

Hak Teâlâ ne buyurur?

Ağaç dikin viran bağa.

Bilmem ki nedir bu hırsın?

Ahireti gözetmiyorsun,

Devrilmişi düzeltmiyorsun,

Dava açar kaplumbağa.

Tesir etmez söz cahile

Aklında hep hud’a hile,

Hamuduyla yutsa bile,

Doymak bilmez aza çoğa.

Anuş der ki bu ne çalım?

Tabiatı koruyalım.

Var mı bizden daha zalım?

Kızmayalım vara yoğa.

Müziğinde ve sözlerinde meydan okuyan, babacan, erkekçe ve yiğitçe bir hava bulunan “Varsağı” tarzında Emekli General Mustafa Canatan,Kış” adlı şiirini okudu.

Hey Ağalar, behey beyler,

Bakın kara kış geliyor.

Şimdi tedbir almayanın,

Başına her iş geliyor…

Yağmur, yağış her yer güzün,

Yürekleri kaplar hüzün,

Şöyle, geçen ömrü süzün!

Beklemeden yaş geliyor.

Yokluk ölüm gibi beter!

Buna nasıl yürek yeter?

Ötse kopuz rebap, dütar…

Kulaklara boş geliyor.

Bre o tembel cüceye,

Uyma muhtacız bacaya,

İhtiyatsız, kör geceye

Korkulacak düş geliyor.

Önlemini al, ocak yansın,

Bitmesin oyunun, dansın,

Çoluk çocuk ekmek bansın

Hanelere aş geliyor.

Ayaz düşer kır yüzüne,

Kar serilir kuş izine,

Canatan, sen vur sazına,

Tınısı pek hoş geliyor.

Kahramanlıkların, göçlerin, savaşların, zaferlerin anlatıldığı “destan” dalında da Emekli Milli Eğitim Müfettişi Alper İsmail Ünlüer, “Ergenekon’dan Geldim” şiirini okudu. Şiir çok uzun olduğu için ilk ve son dörtlüklerini buraya alabileceğim.

Demir dağları eritip Ergenekon’dan,

Çıkarak yeni günde toy etmeye geldim.

Katarak soyumun kahraman mayasından,

Yenisey’den Ötüken’e akmaya geldim.

Devlerin aşkı büyüktür, silemez eller,

Çayır çimen yeşermiş, ötmüş bülbüller,

Bahçede başka, saçında başka şu güller,

Okşayıp saçların, güller takmaya geldim.

Aşıkların kendi deyimlerini, tecrübelerini gelecek nesillere nasihat vermek amacıyla yazdıkları “Öğütleme” bölümünde Ömer Kemal Buhari,Tek Bir Karın, İki Kardeş” şiirini okudu.

Tek bir karın, iki kardeş,

Sen bir arın, gör bak özdeş,

Bugün yarın lokman üleş,

Hak’la olup halkla eyleş.

Onda gördüğün noksanındır

Aynı dilin aksanındır,

Kinin yerle yeksanındır,

Aşkın senin tek sanındır.

Kötülüğe iyilik et,

Kötü gören gözüne ket,

İyi kötü birdir fark et,

Şaşılığın birle terk et.

İnsanları kardeş sana,

Aldanma sen görünene,

Düşsen derdin yana yana,

Suretlere bürünene.

Aşıklarımızdan Çevre Mühendisi Uğur Daban da “yalanlama” tarzında bir şiir okudu.

Av. Ahmet Buhari, Bir dörtlükte muamma sordu. Cevap verilene kadar Sinan Bozoğlu Karacaoğlan’ın “Güzel ne güzel olmuşsun/ Görülmeyi görülmeyi” türküsünü çalıp söyledi. Muammanın sonucunda bilenlere çeşitli hediyeler verildi.

Programın sonuna doğru İhsan Çelikdemir, âşıkları tekrar İzmir’e davet eden;

“Elife han, Ahmet ağa,

Hacer bacı, Sinan ağa…

Gül ektiniz bugün bağa

Selam söylen Karadağ’a

Yine gelin yine gelin

….” Dizeleriyle başlayan şiirini okudu.

Aşıklarımızın sunduğu bir güzelleme ile program sona erdi.

Elife:

Nasıl methetmeli güzel İzmir’i?

Nerden başlamalı lafa burada?

Buhari:

Nasıl methetmeli güzel İzmir’i?

Nerden başlamalı lafa burada?

İnanmaz iseniz gelin içeri,

Terazi burada kefe burada…

Aldı Halime:

Baktım dağlarına açmış çiçekler,

Güzeller serpilmiş, sırasın bekler,

İzmir denildi mi hafifler yükler

Muhabbet dolusu küfe burada.

Aldı Şener:

Ağır idi İzmir’imin yarası,

Gelmiş idi sarmanın tam sırası,

Çiğnenmemeliydi Türk’ün töresi,

Bir millet dizildi safa burada.

Aldı Yakuti:

Efeler diyarı gönlümde gurur,

Her taşında nice anılar durur,

Kordon boyu sevenleri coşturur,

Güzellik var, gel bu defa burada.

Aldı Yanık:

Yanış yıkılmıştı gönül sarayı,

Ordulara hedef verdi burayı,

Sildi ruhumuzdan isi, karayı

Mavi gözlü sarı efe burada.

Aldı Anuş:

Ulusun başbuğum, ordunun miri

Verir mi düşmana güzel İzmir’i

Kırdı zincirleri verdi emiri,

İstiklal evinde sofa burada.

Aldı Canatan:

Vatanseverliğe bir güzel örnek,

Ararsan yetecek İzmir’e varmak,

Düşman bayrağını gönderde görmek,

Çekilmez işkence, cefa burada.

Aldı İsmail:

Efeler diyarı güzel İzmir’im,

Bin kez ayrı düşsem yine gelirim,

Vatana fedadır, canım veririm.

Düşmanı koydular tefe burada.

Aldı Kemal:

Hasan Tahsin vardı güzel İzmir’de,

Pişman edecekti, gireni yurda,

İlk kurşunu atmak çakala, kurda,

Vatana en güzel vefa burada.

Aldı Daban:

İzmir’e gelmiştim asker çağında,

İzim var çiçekler açan dağında,

Sırmalar saçarmış güneş bağında

Kamuflajla sürdüm sefa burada.

Aldı Buhari:

Ben de mutluluğun sırrına erdim,

Doğaya, hayvana, insana yardım,

Buhari’yi buldum aynada gördüm

Buldu yaralarım şifa burada.

Konservatuvar öğrencisi Gözde Akça sazıyla bir şiirlerimizi okurken fon müziği çaldı. Ayrıca muhteşem sesiyle iki güzel türkü söyledi. Kendisine programımıza renk kattığı ve destek verdiği için çok teşekkür ederiz.

Bizlere mutlu anlar yaşatan ve bu programı hazırlayan TİBGY platformu genel koordinatörü Av. Ahmet Buhari, Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Didem Buhari ve Türk İlleri Aşıkları grubuna, İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası organizasyonda görevli İhsan Çelikdemir ve ekibine gönül dolusu sevgiler, saygılar sunuyoruz.