Her canlının beslenmeye ihtiyacı vardır. Beslenmek için tarımsal ürünlere ve dengeli beslenmek için de bitkisel ve hayvansal ürünlerden belirli oranlarda tüketilmesi gerekmektedir. İnsanoğlunun ilk mesleği olan tarım bu nedenle stratejik öneme sahip bir sektördür.

Geçtiğimiz günlerde bir yazıda okumuştum. Konya’lı ve Konya’da da görev yapmış bir öğretim üyesi arkadaşımızın iddiası “Türkiye’yi kalkındıracak olan tarımsal üretim değil, gıda üretimidir” olmuştur.

Tabii ki tarımsal üretim olmadan gıda üretimi olmaz bu da bilinmelidir.  

Öğretim üyesi, “Arada ne fark var diyeceksiniz? diye soruyor ve şu cevabı veriyor gıdacı hocamız. “Dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini elimizde bulundurduğumuz halde neden bizim fındığımızı alıp, çikolatalı fındık kreması üretiminde kullanıp, sonra da aynı fındığı bize 10 katı pahalıya geri satan İtalya’ya kızıyoruz ki.. Kızıyoruz çünkü onlardan aldığımız paranın kat-kat fazlasını bizden geri alıyorlar. Nasıl mı? Fındığa değer katarak, fındıktan lezzetli bir ürün elde ederek. Peki bunu biz yapamaz mıyız? Elbette yapabiliriz ve bunu yapmakta olan çok değerli markalarımız da, en azından çikolatalı fındık kreması için var. Başka örnekler de verebilir miyiz? Verebiliriz ama yeterli mi? Değil. Daha fazlasını yapabilmek için öncelikle GIDA SANAYİİ’nin ve YERLİ ÜRETİMin ülkemiz açısından önemini çok iyi kavramamız gerekiyor” demektedir.

Gerçek payı var ve yorumlamaya da açıktır. Elbette tarımsal üretim gereklidir. Tarımsal üretimden elde edilen ürünler doğrudan doğruya kullanılabildiği gibi birçok ürün işlenerek gıda ürününe dönüştürülmekte ve piyasa satış değeri de artmaktadır. Birçok sektörde de durum benzerdir. Örneğin; toprak çok ucuz, ancak çanak çömlek veya fayans gibi ürünlere dönüştürüldüğünde daha pahalı ürün haline gelmektedir.

Gıda ürünlerinin ham maddesi tarım ürünü veya bunların kısmen işlenerek oluşturduğu ara ürünlerdir. İnsanoğlu önce karnını doyuracak ürünü arar, gelişme ve beslenme alışkanlıklarına göre diğer gıda ürünlerini aramaktadır. Sanayi ve teknolojinin gelişmesi ürünlerin farklı gıda ürünlerine dönüşümünü sağlamıştır. Bu gelişim normal ve beklenendir. İnsanoğlu beslenme alışkanlığı ve refah düzeyi artıkça alışkın olduğu gıda ürünleri yanında yeni ürünleri de aramakta veya geçmişe göre daha fazla oranda kullanmaya başlamaktadır. Tarımın gelişmesi sanayisinin gelişmesine de bağlıdır. Örneğin, bir bölgede süt değerlendiriliyor ise, yani sütü işleyen bir sanayi tesisi varsa o bölgede süt hayvancılığı da gelişmektedir. Bu nedenle üretimin bir ayağı değil üretim zinciri içerisindeki bütün ayakları desteklenmeli, sektörlere yapılacak teşvikler ve destekler bu zinciri sağlam tutacak şekilde planlanmalıdır.

Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak tarımda da gelişme olmaktadır. Teknolojinin gelişmesi ve tarım sektöründe uygulanmasıyla birçok üründe işlenerek depolama, ürün çeşitliliği ve kullanım süresi artırıldığından tüketici tarafından tercih edilmektedir. Tabii ki ham ürüne göre işlenmiş ürünün üretim maliyeti de arttığında tüketiciye yansıması da farklı ve daha pahalı olmaktadır. Gıda sanayiinin işi tarımsal ürüne günümüzde gelişen bilim ve teknoloji değerlerini katarak bilgiyi ürüne dönüştürmektedir. Bu da yeni makine ve ekipmanlara da ihtiyaç duymaktadır. Birçok tarım ürününde doğrudan kullanım ömrü kısadır. Bu nedenle mutlaka gıda sanayi işletmelerinde farklı ürünlere işlenerek değerlendirilmesi gerekmekte, ürün çeşitliliği artırılmakta ve böylece gelişme sağlanmaktadır.

Burada önemli olan tarımsal ürünün daha yeni ürünlerin üretilmesi ve değerli ürüne dönüştürülmesidir. Örneğin şeker pancarından mevcut kullanımla şeker elde edilmesi yanında etanol elde edilmesi, betain elde edilmesi, kenevirden esrar yerine tıbbi ilaç hammaddesi elde edilmesi gibi… Birçok tıbbi ve aromatik bitkide insan sağlığı için kullanılabilecek hammaddeler vardır, bunların ne kadarını kullanıyoruz. Örneğin termiye yani Lüpen, çerez olarak kullanılmakta hâlbuki iyi bir ilaç ham maddesi olan bir bitkidir. Bu örnekler çoğaltılabilir.

Tarım vazgeçilmezimizdir, ülkenin gelişmişlik durumuna göre gelişen teknolojiyi kullanarak yeni ürünlere dönüştürmekte bilim adamları ile ortak çalışan sanayicilerin işi olmalıdır. Bilimin ürüne dönüştürülmesi birçok firma için hedef olmalıdır. Bilinenlerin yanında veya dışında yeni ürün üretebilen firmalar hem kendileri hem de yöre çiftçisine daha fazla kazanç sağlayacakları unutulmamalıdır. 

Büyük firmaların veya kooperatif kuruluşlarının bilime ve Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermeleri, Teknokentlerle veya araştırıcı kuruluşlarla daha sıkı çalışma içerisinde olmalıdırlar.  Üreticinin kazancının artırılması üretimin sürekliliği ve iyi değerlendirilmesine bağlıdır.

Ülkemizde ve bölgemizde su kıtlığı nedeniyle arayış içerisinde olan üreticilerimize ne sunabiliyoruz. Şu ürünü ekmeyin, bu ürünü hiç ekmeyin demekle çözüm üretilemez. Hammaddesi yerli ve üretimi destekleyecek bilimsel araştırmalarla ortaya konulan, yapılan projelerle doğruluğu ortaya konulmuş verilerle üreticiye yön verilmelidir. Araştırmalarla ortaya konulmuş sonuçlar varsa yazılı ve görsel medyadan bunlar duyurularak farklı ürünlere geçişler yapılmalı.  Sanayi kurumları içinde ayakta kalmanın şartlarından biri de bu olmalıdır. Gelecekte ne yapmalıyız bunu önceden düşünmek, araştırmak, ilgili üniversite ve araştırıcı kuruluşlarla birlikte çalışmak gerekmekte ve planlamalar buna göre yapılmalıdır.  

Devletin ve kurumların ilgili yöneticilerinin görevi tarımda yarına daha sağlam nasıl ulaşabilmek, nasıl ayakta kalabiliriz diye düşünmek olmalıdır. Çözüm daha çok üretmek, üretmek için uygun girdi sağlamak ve değeri daha yüksek olan ürüne dönüştürmek, üretmek ve ürettirmek olmalıdır.