“Sanat, sanat için midir yoksa insan için mi?”

Liselerdeki edebiyat dersleri bu soruya kafa yormakla geçerdi. Düşünürdük, sen ki sanatsan eğer, methiyeler düzmen gerekiyorsa gerçeklikten bağımsız, kendi iç dünyanı yansıtman gerekmez miydi?
Peki iç dünya da gerçekliğin bir aynası değil midir?

Öğretmenin sorusuna bu sorular da eklenince ‘tavuk- yumurta’ ikilisine yönelen bir durum ortaya çıkıyordu haliyle.

Bugün günümüze çevremizdeki yapılan binalara baktığımızda ise insan için yapılan sanatın pek de sanatla ilgili kalmadığına şahit oluyoruz.

Gel gör ki hayatını bilime adamış insanlar, binaları ‘eser’ niyetiyle yapmasalar dahi birer şaheser bırakmışlardı. Ancak günümüzdeki binaların kaç tanesi bizden bir- iki asır sonraya taşınacak?

Restorasyonları yaparken dahi berbat ettiğimiz sanat, bana göre insan için olduğunda sanat olmaktan çıkıyor!

O halde sanatı sanat için yaptığımızda bir işlev ortaya çıkıyorsa, her ne kadar ‘sanat’ uğruna yapılmış olsa da bir anlam kazanıyor ancak insan için yapıldığında o ruhu kaybedebiliyor-muş.

İlham aldığımız şeylerin, ruhumuza iyi gelmesi temennisi ile…