Gazze’de düşen bombaların üzerinde İsrail bayrağı var; ama faturası Washington’dan kesiliyor. Haaretz’in sızdırdığı belgeler, bu savaşın bir “İsrail operasyonu” değil, Amerikan sermayesiyle yürütülen bir yıkım projesi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

ABD, son iki yılda İsrail’e 32 milyar dolar ek askerî destek sağladı. Bunun 21,7 milyar doları doğrudan orduya aktarıldı. Yetmedi; Kongre yeni paketler açtı, Demir Kubbe’ye, füzelere, bombalara milyarlar aktı. Gazze’ye yağan mühimmatın neredeyse tamamı Amerikan üretimi. F-35’ler, sığınak delici bombalar, Hellfire füzeleri… Hepsi “özgürlük” etiketiyle ihraç edildi.

Washington, yalnızca gökyüzünü değil, yeraltını da finanse etti. Tüneller, üsler, pistler, savunma sistemleri… İsrail’in savaş altyapısı Amerikan parasıyla kuruldu. Gazze yerle bir edilirken, ABD silah sanayisi rekor kârlar açıkladı.

Bu artık bir savaş değil; açık bir silah pazarı. Satıcı belli, alıcı belli. Ölen çocuklar ise bilanço dışı.

Üstelik İsrail sanıldığı kadar “bağımsız” da değil. 2028’den sonra Amerikan yardımı İsrail içinde kullanılamayacak. Yani Tel Aviv, kendi silahını bile üretemeyen bir taşerona dönüşüyor. Haaretz’in dediği gibi: İsrail, kuşaklar boyunca Washington’a bağımlı kalacak.

Ama bir gerçek değişmiyor:

Bu kirli ittifakta parayı ABD ödüyor, tetiği İsrail çekiyor; bedeli Gazze ödüyor.

Ve tarih, bu suçu rakamlarla yazıyor.