Anadolu topraklarının en kadim ve stratejik ürünlerinden biri olan şeker pancarı, bu yıl sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir direnç ve başarı öyküsü olarak karşımıza çıkıyor. PANKOBİRLİK ve Konya Şeker Başkanı Ramazan Erkoyuncu’nun paylaştığı veriler, tarım sektöründe özlediğimiz o "rekor" haberlerinin çok ötesinde anlamlar taşıyor.

Bu yılki tabloyu aslında "doğaya rağmen, teknoloji ve azimle" kazanılmış bir zafer olarak okumak mümkün. Başkan Erkoyuncu’nun da belirttiği gibi, don olaylarının yaşandığı, iklim krizinin tarımsal üretim üzerinde bir gölge gibi dolaştığı bir dönemde üretimin azalmaması, aksine 2 milyon 900 bin tonluk devasa bir şeker hacmine ulaşılması takdire şayandır. Geçen yılki 2,5 milyon tonluk beklentinin bu denli aşılması, Türkiye’nin gıda arz güvenliği konusunda ne kadar sağlam adımlarla ilerlediğinin en somut göstergesi oldu.

Ancak bu başarının asıl kahramanı ve kazananı şüphesiz çiftçimizdir. Başkan’ın altını çizdiği "polar" oranı meselesi, bu yılın en sevindirici detayı. Şeker oranının standart olan yüzde 16’yı aşarak yüzde 18’lere ulaşması, sadece daha kaliteli şeker üretmek anlamına gelmiyor; bu, çiftçinin cebine doğrudan giren ekstra bir refah payı demek. Toprağına bakan, doğru tarım tekniklerini uygulayan üreticinin emeği, bu yıl yüksek polar oranıyla taçlanmış durumda.

Öte yandan, ekonomi yönetimi ve sektör paydaşları için asıl "bayram" havası estiren haber, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında şeker ithalatına getirilen kısıtlamadır. Yıllardır yerli üreticinin en büyük kaygısı olan ithal şeker baskısı, Mayıs 2025 itibarıyla tarihe karışıyor. Kendi toprağımızda 20 milyon tonu aşan bir pancar üretimi varken, dışarıdan şeker almak hem ekonomik bir külfet hem de milli tarım politikamıza bir engeldi. Bu kararla birlikte, yerli üretimin piyasadaki hakimiyeti perçinlenmiş oldu.

Sonuç olarak; 2025 yılı pancar ekicisi için bir "pik" yılı, tüketici için ise ulaşılabilir ve bol arzın garantisi oldu. Konya Şeker’in vizyonuyla birleşen bu bereketli sezon, Türkiye’nin şeker sektöründe kendi kendine yetebilen, hatta ihracat potansiyelini her geçen gün artıran bir güç haline geldiğini tüm dünyaya ilan ediyor. Toprağın bereketi, doğru yönetimle buluştuğunda kazanan her zaman Türkiye oluyor.