İnsanlığa örnek olarak onları doğru yola iletmek üzere gönderilen sevgili Peygamberimiz hayatıyla, yaşam biçimiyle, kadın ve çocuklara davranışlarıyla, eşsiz nezaketiyle gerçekten insanlara en güzel bir şekilde model olmuştur. İnsanlığı mutluluğa götürecek ve zamanlarını değerli kılacak şu beş şey gelmeden önce yapılması gereken beş şeyi vasiyet etmiştir: İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalıktan evvel sıhhatin, fakirlikten önce zenginliğin, meşguliyetten evvel boş vaktin, ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bilin ve bunlara gereken ehemmiyeti verin.

Şimdiki halimize bakıyorum da insanları dünya ve ahiret saadetine götürecek Sevgili Peygamberimizin pek çok emirlerini, vaazlarını, vasiyetlerini kulak ardı etmişiz.  Genciz diye yenmemesi gereken, vücuda zararlı gıdaları fazlasıyla yemiş içmişiz. Bu gençliğin geçici olacağını, zamanla yediğimiz şeylerin sonradan zehire dönüşeceğini hesap edememişiz. Boşa geçirdiğimiz zamanın, gençliğin kıymetini bilemediğimiz gibi sağlığın da kıymetini bilememişiz.

İnsanın başına ne geleceği hiç belli olmuyor. Bakarsın ki her şey yolunda hayat tıkır tıkır devam ediyor.  Ama öyle zamanlar gelir ki bütün yaptıkların plânlar, çalışmalar alt üst oluveriyor.

29 Nisan 2015 Çarşamba sabahı çocuklarla birlikte saat 7.30'da kahvaltı yapmak için sofraya oturduk. Her şey normal, gayet iyi idi. Eşim birden göğsüne elini götürdü. Çocuklar;

-“Baba neyin var?” diye sordular. 

-“Göğsümde bir sıkıntı, hafif bir ağrı var.” diyerek lafı geçiştirdi. “Tuvalete gidiyorum.” Diyerek sofradan kalktı, ben de peşinden gittim. Daha tuvalete varmadan vücudundan buz gibi bir ter boşanmış. Tuvalete yanına gittiğim zaman odaya güçlükle taşıdım. Allahtan oğlum daha işe gitmemişti. Hemen apar topar meram Eğitim- Araştırma hastanesinin aciline götürdük. EKG çekiminde kalp krizi geçirdiği ortaya çıktı. Daha sonra kardiyoloji sevisine çıkararak anjiyo odasına aldılar ve kapalı damara stend taktılar. İki gün hastanede kaldıktan sonra evimize geldik.

Velhasıl kelam sağlığın kıymetini bilemedik. Vaktinde yiyip içtiklerimize dikkat etmedik; şimdi tatsız tuzsuz bir hayata merhaba dedik. Allah beterinden saklasın. 

Siz siz olun, yiyip içtiklerinize dikkat edin. Ölçüyü kaçırmayın. Sulu gıdalara ağırlık verin, kızartılmış yiyeceklerden ve ekmek arası beslenmelerden uzak durun. Her şeyin başı sağlık!

Ben bu beş şeye bir şey daha eklemek istiyorum. Dostluğun kıymetini bilin, dostluk kadar dünyada güzel bir şey yok. İnsan ne zaman darda kalsa en yakınında dostunu buluyor. Onun için dostunuzun ufak tefek kusurlarını gözünüzde büyütmeyin, affedin. Siz affedici olun ki merhameti bol Padişah da sizi affetsin. Siz başkalarının kusurlarını, ayıplarınızı örtün ki Allah da sizinkileri örtsün. Komşularınız sizin en yakınınızdır. Onlarla dostane ilişkiler kurmaya gayret edin. Makul isteklerini karşılayın, davetlerine icabet edin, ikramlarını kabul edin. Kırıcı değil, yapıcı olun. Onların ufak tefek hatalarını görmezden gelin, komşularınıza karşı cömert olun,. Güzel sözlerle, küçük ikramlarla, hediyelerle gönüllerini alın. Gönülleri kazanın, yıkmayın.

***

Bu sıkıntılı zamanlarımızda gerek aile efradı olsun gerek komşularımız ve eş-dost olsun bizi bir gün bile yalnız bırakmadılar. Sürekli yanımızda oldular. Durumları müsait olup da gelebilenle hastaneye geldiler. Gelemeyenler eve geldiler. Uzakta olanlar telefonla geçmiş olsun dediler, gönlümüzü aldılar. 

Bizi uzaktan yakından arayan herkese, evimize veya hastaneye gelenlere, arayıp hatırımızı soranlara teşekkürü bir borç bilirim. Eşimi sağlığına kavuşturan Meram Eğitim-Araştırma Hastanesi doktor, hemşire ve sağlık personeline; bilhassa hastaneye kadar gelerek eşimin sağlığıyla ilgilen Necmettin Erbakan Üniversitesi, Tıp Fakültesi Öğretim Görevlilerinden Kalp- Damar Cerrahı Prof. Dr. Kadir Durgut'a can-ı gönülden şükranlarımı ifade ediyorum.

Mesai arkadaşlarımıza, tüm eş ve dostumuza, konu komşularımıza da yakın ilgilerinden dolayı minnettarım. Allah cümlesinden ve cümlemizden razı olsun. Amin.

Mutlu günler efendim!