30 Mart Mahalli İdareler Seçimleri'nin ardından yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile birlikte Konya'da da çok şey değişmiş...

Her şeyden önce Konya'yı yönetenlerin Konya algısı, Konya'ya bakış açısı, vizyonu değişmiş. Daha geniş bir pencereden Konya'ya bakma ve bakmakla da kalmayıp Konya'yı görme meziyeti yerleşmiş Konya'yı yönetenlere.

Sürecin en önemli aktörü olan Konya Büyükşehir Belediyesi ve en önemli aktivisti olan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek'te bu vizyon değişikliğini gördük.

Ne zaman?

Kendisiyle haftanın başında Ahırlı, Akören, Yalıhüyük ve Seydişehir ilçelerine gerçekleştirdiğimiz ziyarette...

Tahir Akyürek, bundan yaklaşık 1,5 yıl önce Mahalli İdareler Seçimleri yapılmadan evvel ilçelere ve mahalle olan köylere yaptığı ziyarette bölgede yaşayanlara bir söz vermiş. 'Tekrar başkanlık görevi bize verilirse, 1 yıl sonra sizleri yine ziyarete geleceğim. Verdiğimiz sözler, vaat ettiğimiz yatırımlar ne aşamada, hangisine dokunmuşuz, hangilerine dokunmamışız, birlikte istişare edeceğiz' demiş...

Nitekim öyle de oluyor. Konya Büyükşehir Belediyesi, Başkan Tahir Akyürek'in yanı sıra belediyenin kurmaylarının da katıldığı organizasyonlarla ilçelerin ve köy olan mahallelerin neredeyse tamamına ziyaret gerçekleştiriyor.

Bu ziyaretlerde 'Mahalle Meclisi' adı altında toplantılar düzenleniyor. İlçe belediye başkanları, mahallelerin muhtarları ve ilçe halkının katılımı ile toplantılar düzenleniyor. Bu toplantılarda belediyeden halkın beklentileri, belediyenin yaptıkları, yapması gerekenler ve yapacakları üzerinde istişareler ediliyor.

Mahalle ve ilçelerin yöneticileri ile gerçekleştirilen bu toplantıların son derece verimli geçtiğini gözlemledik.

Zira, Tahir Akyürek, oturumu baştan sona yönetiyor. 1 yıllık süreçte yaptıklarını anlatarak başlıyor söze. Ve sonrasında söz hakkını ilçenin yöneticilerine, muhtarlarına, belediye başkanına ve halktan birilerine veriyor.

Herkes derdini anlatıyor. Kesesindekini, çıkınındakini ortaya koyuyor. Şeffaf bir yönetim anlayışı gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz. Aynı dil konuşulup, aynı duygular paylaşılabiliyor.

Çünkü Tahir Akyürek oradayken, vatandaş derdini birebir anlatma fırsatı buluyor. Tahir Akyürek de kendisine eşlik eden belediye yöneticilerine yöneliyor, vatandaşın talebi ve verilen sözlerle ilgili konunun akıbetini orada sorguluyor. Her şey ayan beyan ortada oluyor.

Sonrasında ise verilen talimatlarla bahse konu olan işin hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi yönünde harekete geçiliyor.

Bu toplantıları gözlemlerken, Konya'da yaygın olarak kullanılan 'Has yüzüne, badem gözüne hasret kalmak' deyimi geldi aklıma.

Gerçekten de bir dönem öncesine kadar Tahir Akyürek, ulaşılmaz bir isimdi. Özellikle şehir merkezi dışında yaşayanlar, büyük organizasyonlar olmadığı sürece Tahir Akyürek'i ancak televizyondan izleyip, gazetelerde fotoğraflarını görebiliyordu.

Ütopik bir kişilik, bir üs kimlik algısı vardı halk nezdinde.

Halk, Tahir Akyürek'in has yüzüne, badem gözüne hasretti bir yerde...

Ancak Konya'nın tamamını kapsayan Büyükşehir Yasası ile birlikte Konya'nın tamamına hükmeden Büyükşehir Belediyesi ilçelere gereken kıymeti de vermiş. Gittiğimiz her ilçede, Konya Büyükşehir Belediyesi'nin çeşitli birimlerine ait çalışma araçlarını ve ekipleri görebiliyoruz.

Gazetecilik dürtülerim'Bunlar acaba Büyükşehir Belediye Başkanı geliyor diye mi?' sorusunu hem kendime, hem de gittiğimiz yerlerde herhangi birine sorma ihtiyacı hissettirdi.

Sordum da...

Aldığım yanıtlar, Büyükşehir Belediyesi'nin artık ilçeler ve mahalle olan köylerde eksiklikleri gidermek, temel altyapı sorunlarını bitirmek, hizmeti oralara en iyi şekilde taşıyabilmek için çalıştığı yönünde oldu.

Kafamda soru işareti kalmadı diyebilirim.

Belki öncelik verilmesi gereken ve ötelenmesi gereken yatırım ve hizmetler var. Bunlar da meclis toplantılarında istişare ediliyor. Ve ortak bir karara bağlanabiliyor. Bu açıdan taşrada gerçekleştirilen meclis toplantılarını takdir ile karşılıyoruz.

Belediye sadece fiziki belediyecilik anlamında gitmemiş ilçelere ve mahallelere... Gittiğimiz yerlerde bunları da gördüm. Mesela Yalıhüyük'te okuma yazma bilmese bile belediyenin açtığı kurslar aracılığı ile Kur'an-ı Kerim bilmeyen kadının kalmadığını duyunca hem şaşırdım, hem de sevindim.

Sonra KOMEK... Hakikaten bir sivil üniversite gibi... Sadece şehir merkezinde değil taşrada da birçok alanda eğitici faaliyetlerde bulunuyor. Bunlar da takdir edilesi hususlar...

Küçük bir noktaya da temas etmeden geçemeyeceğim. Her ne kadar iyi ve güzel olanı görmek ve bunları yansıtmak bizim vazifemiz ise de, yanlış gördüğümüzü de söylemek yine bizim görevimiz.

Yaklaşık 1 yıldır Alaeddin-Adliye Tramvay Hattı ile ilgili çalışma yapılıyor. Tam nihayete erecek, iş bitecek gibi bir görüntü oluşmuşken, Alaeddin'den Mevlana'ya uzanan caddede yapılan işin, harcanan emeğin yine emek harcayarak söküldüğünü gördük.

Neden yaptınız, niye söküyorsunuz?

Varsa yanlış olan bir şey, keşke bunu baştan görüp zamanında düzeltseymişsiniz. İlçelere gidip gelirken, Konya il merkezini de unutmamak gerekiyor Sayın Başkan...

Mesnevi'den:

“Nice Hindli, nice Türk vardır ki, aynı dili konuşuyor (gibidirler). Nice iki Türk de vardır ki, birbirilerine yabancı gibidirler.”