Merhaba sevgili okur,
Geçen haftalarda çocuk resimlerinde renklerin anlattıklarını, figürlerin anlamlarını konuşmuştuk. Bu hafta ise çocukların çizdikleri objeler ve yerleşim tercihleri üzerinden duygusal dünyalarına nasıl kapılar açıldığını konuşacağız. Sayfadaki her çizgi ve yerleşim, çocuğun gizli dünyasına açılan bir kapı… Peki, o kapıyı aralamaya hazır mısınız?
Çocuklar konuşmadığı şeyleri bazen mekanla anlatır, bazen bir güneşle ya da terk edilmiş bir ağaçla. Resim yorumlama yaptığım bir çocuk, ailesini çitlerin arkasına, kendisini ise çitin dışında yalnızca siyah bir kalemle, silik bir şekilde çizmişti. “Neden sen dışarıdasın?” diye sorduğumda, “onlar hep meşgul, ben yalnız oynuyorum” demişti. Bir resimdeki çit, çocuk ve ailesi arasındaki görünmez mesafeyi anlatabiliyor. Ve bu sessiz ifadeler, en çok duyulması gerekenler…
Bir çocuğun figürü veya çizdiği objeyi sayfanın neresine çizdiği de yorumlamada dikkat edilen noktalardan. Çocuklar, ellerine aldıkları kâğıdı rastgele doldurmaz. O sayfa, bilinçaltının pusulasına göre şekillenir. Bu nedenle çizimin konumlandığı yer; bize duygu durumu, ilişkileri ve içsel çatışmaları hakkında bazı ipuçları sunar. Sayfanın sol tarafı, çoğunlukla geçmişe yönelimle, içe dönüklükle hatta yerine göre annelik figürüyle ilişkilendirilebilir. Bu alan benmerkezci düşüncelerin, içsel meselelerin yansımasıdır. Sağ taraf, geleceğe dönüklüğü, dış dünyaya açılmayı, sosyal ilişkileri ve bazen baba figürünü temsil eder. Bu alanda yapılan çizimler, çocuğun dış dünyaya olan tutumuyla ilgili bilgiler sunar. Kâğıdın ortasına çizilen resimler şimdiki zamanı yansıtır. Çocuğun şu anda zihninde ne varsa, bu bölümde belirir. Resmin ortasına yerleştirilmiş kocaman bir figür, çoğu zaman "beni fark edin" çağrısıdır. Bazen bir kardeşin gelişi, bazen okul kaygısı ya da arkadaşıyla yaşadığı küçük bir hayal kırıklığı bu merkezde yankı bulur.
Çizimdeki objeler ise çocukların hayatlarındaki önemli sembollerdir. Ev, aileyi ve güven alanını simgeler. Çocuk resimlerinde pencereler ve kapılar, çocuğun dünyaya nasıl açıldığını, dış dünyayla olan bağlarını yansıtır. Kapısı olmayan bir ev, bazen çocuğun kendini dünyadan soyutlamaya çalıştığının ya da dış tehditlere karşı kapılarını kapattığının göstergesi olabilir. Pencere ise merak, gözlem ve dış dünyaya dair umutların sembolüdür.
Güneş, çocuk çizimlerinde en parlak ifadelerden biridir. Mutluluğu, güveni ve huzuru temsil eder. Bazı çocuklar için güneş, anne figürünün yerine geçer; sıcaklığı ve koruyuculuğu ile. Resimde güneşin eksikliği ya da karanlık renklerle çizilmesi, duygusal kopukluklara ya da içsel mutsuzluğa işaret edebilir. Bulutlar ise çocuğun çevresiyle olan ilişkisini fısıldar bize. Yoğun, gri bulutlar kaygı, korku ya da sosyal çevredeki huzursuzlukları yansıtabilir. Bir çocuk, resminde neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük bir güneş çizmişti. “Güneş var ama ben onu pek göremiyorum” dedi. Biraz daha derine inince anlaşıldı ki, annesi yoğun çalışıyordu ve onunla az vakit geçiriyordu. Çocuk da fark etmeden duygularını böyle yansıttı. Bu küçük güneş, içinde büyüyen yalnızlığı ve anneye duyduğu özlemi anlatıyordu. Umudu hâlâ vardı ama eksik kalan o sıcaklık, çizimin her satırında hissediliyordu.
Resim yorumlama serimizin bu haftaki bölümünde, çocukların çizimlerinde gizli kalmış derin anlamlara dokunduk. Her objenin ve çizginin, onların iç dünyasından sessiz bir yansıma olduğunu gördük. Sayfanın neresine neyin yerleştiği, hangi objelerin seçildiği aslında çocuğun iç dünyasından sessiz ama güçlü mesajlar taşıdığını gördük.
Gelecek hafta ise bu yolculuğun sonuna geliyoruz. Çocuk resimlerini yorumlarken dikkat edilmesi gereken kritik noktalar, gelişim dönemlerine göre resim özellikleri ve pratik önerilerle konuyu tamamlayacağız. Hazır olun; çocukların sözcüksüz dünyalarına gerçek anlamda dokunmak için son adımı birlikte atacağız.