Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti oldukça olaylı geçti. Bu ziyaret aynı zamanda yalanlarla gerçeklerin birbirine karıştırıldığı ve manipülasyonun zirveye ulaştığı bir şekilde gerçekleşti.
Bazı basın-yayın organlarında özellikle sosyal medya hesaplarında Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyaretine ilişkin bol bol manipülatif paylaşımlar yapılırken, kamuoyunu yanıltmaya yönelik içeriklerin yayıldığı görülüyor. Gerçek dışı yorum ve paylaşımlar üzerinden kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak yalanların hâkimiyeti uzun sürmüyor. Sosyal medyada dolaşıma sokulan yalanlarla ilgili gerçeklerin daha sonra bir bir ortaya çıktığı görülüyor.
XIV. Leo, Hıristiyanların dini lideri olduğu gibi aynı zamanda Vatikan Devlet Başkanıdır. Evet Papa XIV. Leo bir devletin başkanıdır. Türkiye ziyaretinde protokol kurallarının diğer devlet başkanlarına uygulandığı gibi aynen uygulanması gayet tabidir. Uluslararası kurallar bunu gerektirir.
Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyaretinin Patrik Bartholomeos’un davetiyle değil, Cumhurbaşkanlığı makamının daveti üzerine gerçekleştiği biliniyor. Buna rağmen sosyal medyada patriğe verilen geniş yetki üzerine bu ziyaretin yapıldığı iddiası koca bir yalan. Bütün devlet başkanları arasında olan davetler XIV. Leo için de uygulanmış ve ülkemize davet edilmiştir. Davetle ilgili patriğin hiçbir yetkisi ve girişimi söz konusu değildir.
Peki bu davetin amacı neydi?
Kısaca söylemek gerekirse, Papa ile yapılan ikili ve heyetler arası görüşmeler ile İstanbul ve İznik’te devam eden temaslarda özellikle bölgesel barış, insani meseleler ve Gazze’de kalıcı ateşkese yönelik uluslararası çabaların ele alınması son derece önemlidir. Bu ziyaret, Türkiye’nin uluslararası gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanımızın her konuşmasında Gazze konusuna, İslâm dininin barışa ve kardeşliğe verdiği öneme, İslamofobi konusuna değinerek papaya vermek istediği mesajlar yerine ulaşmıştır.
Papa’nın gelişi sırasında “Talealbedru” ilahisinin okunduğu iddiası tamamen yalan bir haber. Tören akışı incelendiğinde, Hatay Medeniyetler Korosu, program başlamadan önce, yani Papa ve Cumhurbaşkanı gelmeden önce bazı ilahiler okuyorlar. Koro o esnada repertuvarlarında olan ne varsa onları okuyorlar. Bu arada onu da okuyorlar. Bu durumun Papa geliyor da Tal'a al-Bedru okunuyor gibi takdim edilmiş olması tamamen bir çarpıtmadan ibarettir. Olaya siyasi gözle bakanlar bunu bu şekilde çarpıtarak buradan siyasi rant sağlama ve yönetimi yıpratma çabasına girmişlerdir. Söylenen ilahiler arasında İslâm’ın gerçek din olduğunu ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’in son Peygamber olduğunu dile getiren ilahiler de vardır.
Bu ilahi ve bununla birlikte bazı ilahiler papa salonda yokken seslendirilmiştir. Papa salona girdikten sonra ise Tevhid ve Esma Zikri okunmuştur. Allah’ın güzel isimlerinin ve Peygamberimizin övüldüğü ilahilerin yok sayılarak sadece Taleal Bedru ilahisinin okunduğunu iddia etmek ve “Papa böyle karşılandı” demek, gerçeklere gözünü ve kulağını kapatan kişilerin manipülasyonundan başka bir şey değildir. Bu kişiler Papa, Peygamberimiz yerine konuldu algısı oluşturmak için bu yalana sarılmışlar ama yalanları uzun sürmemiştir. Üstelik Papa gelmeden önce okunan bu ve diğer ilahilerin program gereği olmadığını, bu ilahilerin Hatay Medeniyetler Korosu’nun kendi aralarında yaptıkları prova yani ön çalışma sırasında okuduklarını eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bir TV programında açıklamıştır. Ayrıca programda konuşan Cumhurbaşkanımız burada yaptığı konuşmada Papa’ya karşı verilmesi gereken her türlü mesajı vermiştir.
Hatay Medeniyetler Korosu’nun Külliye’deki törende giydiği kıyafetlerin “rahibe kıyafeti” olarak özel seçildiği iddiası da gerçeği yansıtmıyor. Üç semavi dinin üyelerinden oluşan koro, 2007’den bu yana sahne kıyafetlerini kendisi seçiyor ve genellikle beyaz tonlarını tercih ediyor. Bu nedenle kıyafetlerin özel bir anlam taşıdığı yorumları da doğru değil.
Programın yapıldığı Cihannüma Salonu’nun kubbesinde Alak Suresi’nden “O, kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir” Ayet mealinin bulunduğu da dikkat çeken ayrıntılar arasında yer almıştır.
İznik’teki ayine ilişkin “korkunç görüntüler” iddiasının da Türkiye ile ilgisi bulunmuyor. Yayınlanan videoların Türkiye’de çekilmediği ve geçmiş yıllarda İspanya’da kaydedildiği ortaya çıkmıştır.
Mehmet Görmez Hocamızın ifadesiyle fasık olan sosyal medyada her yazılana inanmamak gerekiyor. Yüce Allah bize “bir fasık haber getirirse onu araştırın” buyuruyor. En büyük fasık olan sosyal medyada yer alan bir haberi araştırmadan hemen paylaşmak çok büyük bir vebaldir.
Papa’nın ziyaretiyle Fener Rum Patrikhanesine “ekümenik” statü kazandırıldığı yönündeki iddia da gerçeği yansıtmıyor. Patrikhanenin statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş durumda ve bu çerçevede herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.
Fatih Sultan Mehmed’in ve Atatürk’ün Papayı kabul etmedikleri haberinin de doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. Tarihçi yazar Ahmet Anapalı bu konuda şu açıklamayı yapmıştır. “Bir kişi çıkıp da bunun belgesini görebilir miyim demedi. Fatih, İstanbul’da patrikhane kuran adam. Hıristiyanlara “alın burayı patrikhane yapın” diyen yani olmayan bir kurumu canlandıran Fatih’in, Papa’yı kabul etmediğini söylemek çok aptalca bir düşüncedir. Fatih patrikhaneyi ve patriklik makamını kurdu. Öyle bir patrikhane yoktu. Şimdi sen, Ortodoks Patrikhanesi kuran Fatih Sultan Mehmed’e, Papa’yı kabul etmedi diyorsun öyle mi? Bu ahmakça bir düşüncedir. Atatürk’ün, Papa’yı kabul etmediğini söyleyen ahmaklara söylüyorum. Papa bize karşı savaşmadı. Kurtuluş savaşında bize karşı kim savaştı? Yunanlılar. Onların başında kim vardı? Venizelos. Bu adam 29 Ekim 1930'da Türkiye'deki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katıldı. Bizim bu baş düşmanımızın koluna da İsmet İnönü’nün karısı girdi. Papa bize Venizelos’tan daha mı çok zarar verdi de Venizelos’u kabul edenler, Papa’yı kabul etmeyecek? İngiliz Kralı Türkiye’ye geldiğinde cami minarelerinde “Hoş Geldin Kral” yazan mahyalarla karşılandı. Allah aşkına cami minarelerinde hoş geldin mahyasıyla İngilizleri karşılayan, Venizelos’un koluna karısını takanlar mı Papa’ya gelme izni vermediler. Siz ne saçmalıyorsunuz? Üç beş aptalın uydurduğu bu yalana inanan Atatürkçüler ve muhafazakârlar var. Papa Vatikan Devlet Başkanı. Trump’tan farkı yok bu adamın. Adam Devlet Başkanı. Elbette Cumhurbaşkanımız tarafından karşılanacak. İnanmayın bunlara kardeşler. Rahat durun”.
Atatürk döneminde Papaların Türkiye’ye girişi ile ilgili bir yasak bulunmadığı gibi, Papaların söz konusu yıllarda diğer ülkelere de yurt dışı ziyaret gerçekleştirmediği biliniyor.
Papa’nın Türkiye ziyareti bu tartışmalarla başladı ve bitti. Bu süreçte tüm dünya Türkiye’yi konuştu. Papa’nın Türkiye davetini kabul ederek gelmesi, bazı kesimlerin söylediği gibi “bizim ezildiğimiz” bir tablo değil, aksine güç savaşlarında Türkiye’nin politik olarak merkezde durduğunun bir göstergesidir. Papa’nın, Türkiye’nin gücünü kabul etmesidir. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.
DEVAM EDECEK.