Türkiye kamuoyu birkaç gündür, Mersin'in Tarsus ilçesinde hunharca öldürülen Özgecan Aslan'ı konuşuyor. Özgecan'a ağlıyor. Özgecan'a yanıyor.

 Özgecan 20 yaşında, hayatının baharında, üniversite öğrencisi vahşi bir şekilde önce tecavüze uğradı, sonra öldürüldü, cesedi yakıldı ve bir dereye atıldı. Bu menfur olayı gerçekleştirenlerden ikisi yakalandı, diğeri ise aranıyor.

Özgecan'ın cenazesi önceki gün, yaklaşık 5000 kişi, çoğu kadınlar tarafından, tabutu kadınların omuzlarında taşınarak kaldırıldı ve toprağa verildi.

Allah rahmet eylesin ve mekânı Cennet olsun. Çocuklarımızı böyle belâ ve musibetlerden, kötülüklerden, kötü insanların şerlerinden korusun.

Bu ve bunun gibi pek çok olay hemen hemen her gün yaşanıyor. Toplumun iyice çivisi çıktı. Hırsızlıklar, cinayetler, gasp ve soygun olayları gün geçmiyor ki olmasın.

Adalet kayboldu. Suçlu ile suçsuz arasında fark kalmadı. Suç işleyenler pişmanım dedikten sonra iyi halden sokaklarda elini kolunu sallaya sallaya gezer oldu. Cezaevleri doldu taştı, cezaevi sayısı zirveye ulaştı. Yine de suçların suç işleyenlerin önüne geçilemez oldu.

Şimdi herkes Özgecan'ın katillerine lanet okuyor, asılsın, idam edilsin, en ağır cezalara çarptırılsın, ömür boyu hapse mahkum olsun istiyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Devlet büyükleri başsağlığı diliyor, herkes timsah gözyaşları döküyor ama bir çözüm üretemiyor.

Bence de Özgecan'ın katilleri yakalanıp, en ağır cezalara çarptırılmalı, ama önce niçin böyle yaptıkları, niçin böyle hayvandan daha aşağı bir eyleme giriştikleri, sebepleriyle birlikte gün yüzüne çıkarılmalıdır.

Bu ve bunun gibi menfur olayların sebebi nedir? Bu gibi olayların artarak devam etmesi neden kaynaklanmaktadır? Bu ahlâksızlığın arka planında ne vardır? Bunlar iyi araştırılmalı ve gerekli tedbirler acilen alınmalıdır.

İçinde yaşadığımız bozuk düzen mi, içinde yaşadığımız adalet sistemi mi, çocuklara evlerimizde ve okullarımızda veremediğimiz eğitim mi? Medya mı, televizyon ve sinema mı, evimizde izlediğimiz pespâye diziler mi, “Bu Tarz Benim Tarzım Değil” gibi çıplaklığı teşvik eden, “Fatmagül'ün Suçu Ne?”gibi dizilerde tecavüzün reklâmını yapan, sahne ve programlar mı? 

 Elimize aldığımız gazete ve dergiler mi, internet mi, sosyal medya mı, fakirlik ve zenginlik arasındaki korkunç uçurum mu, moda mı, teşhircilik mi? Bütün bu soruların cevapları bulunmalıdır. Çözüm için samimi davranmalıdır.

Hepimiz aynı gemideyiz. Batarsak da, kurtulursak da beraber batacak, beraber kurtulacağız.

En büyük sorun ahlâk ve maneviyat eksikliğidir. En büyük sorun vicdanlarda Allah korkusunun yer etmemesidir. En büyük sorun,  ölümlü bir varlık olduğumuzu unutup, dünyevî zevklere kendimizi kaptırmaktır.  

En büyük sorun, insan olduğumuzu ve sorumluluk sahibi olduğumuzu unutmaktır. En büyük sorun aç gözlülüktür. Haram ve helâli bilmemektir. En büyük sorun cinsel arzularımızın, şehvetin, azgınlığın esiri haline gelmektir.

En büyük sorun iffet ve hayâ kavramlarının unutulması, namus kavramının ayaklar altında sürünmesidir.

En büyük sorun kadını ticarî bir meta' haline getirmektir. Kadını cinsel bir obje olarak sunmaktır. Kadınlarımızın da bundan rahatsızlık duymamasıdır.

Hepimize büyük görev düşüyor. İyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek için, elimizle, dilimizle, kalemimizle mücadele etmek için gayret etmek gerekiyor.”Beni sokmayan yılan bin yaşasın” ya da “bana ne lazım? her koyun kendi bacağından asılır” demeden çok çalışmak gerekiyor.

Yoksa, Allah korusun, yeni Özgecan, yeni Fatmagül olaylarını yaşamaya ve görmeye devam ederiz. Ederiz de ağlayanımız olmaz.

 

                                             GÜNÜN SÖZÜ

ÇOCUKLARINIZI DEVRİNİZ İÇİN DEĞİL, ONLARIN YAŞAYACAĞI DEVİRLER İÇİN YETİŞTİRİNİZ.

                                                                                                                      Hz. Ali (r.a)

KAMİL BİRCAN 16.02. 2015