Toplumu doğuran, erkeği ve kadını dünyaya getiren kadındır. Kadın bize göre bir elmanın diğer yarısıdır. Kadın da erkek gibi Allah'ın emir ve yasakları karşısında eşit derecede sorumludur.
Kadınlar da Allah'ın yarattığı, Allah'ın muhatap olarak kabul ettiği, değer verdiği naif, zarif ve narin varlıklardır.
Kadının toplumda değeri varsa, toplum ayakta durur. Kadının değeri yoksa toplum da ayağa düşer. Onun için kadın bizim değerlerimize göre ya annedir, ya eştir, ya da kardeştir.
İnancı ne olursa olsun kadınlara saygı göstermek, sevgi göstermek ve değer vermek zorundayız.
Gerçek bu iken tarih boyunca kadın hep ikinci vatandaş olarak, ikinci sınıf insan olarak, hatta içinde şeytan taşıyan bir varlık olarak görülmüş, ya da cinsel ve şehevî duyguların bir istismar aracı haline getirilmiştir.
Kadın, ya tanrılara kurban edilmiş, ya diri diri toprağa gömülmüş, ya içinde şeytan var diye yakılmış, ya bir reklam aracı haline getirilmiş, ya da cinsel bir obje olarak kendisine kulluk edilmiştir.
Kadın, tarih boyunca ya dövülmüş, ya horlanmış, ya da adam yerine, insan yerine konulmamıştır. Bir Fransız atasözünde geçtiği gibi Sen karını her gün döv, sen niçin dövdüğünü bilmesen de o bilir şeklinde küçümsenmiştir.
Maalesef Müslüman toplumlarda da, cehaletin bir sonucu olarak, dinden ve maneviyattan uzaklaşmanın bir neticesi olarak kız çocukları yıllarca horlanmış, mirastan mahrum bırakılmış, kız çocuklarının doğumu üzüntüyle karşılanmış, kız doğuran anneler kınanmış, kız doğurdukları için hakarete uğramıştır.
Şimdi birkaç gündür gazetelerde, özellikle hükümete muhalif bazı yayın organlarında, Manisa'da polislerin yaptığı bir operasyonda, ellerine kelepçe vurulan başörtülü bazı kadınların görüntülerinden, haberlerinden hareketle Kadınlara kelepçe, hukukî açıdan skandal, insanlık adına bir ayıp olarak nitelendiriliyor ve iktidar kıyasıya eleştiriliyor.
Özellikle Zaman Gazetesi Manisa'daki bu olaya sayfalarca yer veriyor.
CHP'li, MHP'li, HDP'li pek çok siyasîyi konuşturup bu olaya karşı bir İNFİAL oluşturmaya çalışıyor. Gazetenin ilk sayfasında yazar, hukukçu, siyaset adamı, din adamı, sivil toplum kuruluşları arasında yer alan kadın dernekleri başkanı, akademisyenleri konuşturup, Türkiye'de bir polis şiddeti ve hukuksuz uygulamalar olduğunu bütün dünyaya duyurmaya çalışıyor.
Mesela, hayatını Amerika'da sürdüren, kimilerine ve devletin yasalarına göre FETÖ olarak adlandırılan örgütün lideri Fetullah Gülen, ta Amerika'dan Hiçbir zalim kadınlara kelepçe takmamıştır diye sesleniyor.
Fetullah Gülen, Manisa'da başörtülü hayırseverlere kelepçe takılmasına çok sert tepki göstererek Adi birer şakî gibi teşhir edilmeleri, tarihin hiçbir döneminde, hiçbir Yezid, hiçbir Haccac, hiçbir zalim tarafından görülmemiştir diyerek devam ediyor.
Tarihte geçen Musa ve Harun'u sürgüne gönderen Firavunların, İbrahim'i ateşe atan Nemrutların bile kadınlara zulmetmediğini ifade ederek, onları aklamaya çalışıyor, Türkiye'yi yönetenleri Firavun'dan, Nemrut'tan, Haccac ve Yezid'den daha zalim göstermeye çalışıyor.
Olay başta da söyledim, asla tasvip edilecek bir durum değildir. Ama durumdan vazife çıkararak ülkenin yöneticilerini EN ZALİM olarak göstermeye çalışmak da zalimce bir tutumdur.
Zaten Başbakan Davutoğlu da kelepçe rezaletine inceleme talimatı vermiş ve Manisa Emniyet Müdürü görevinden alınmıştır.
Ama beni asıl üzen şey, bu olaya tepki gösterip beddua edenlerin, geçmişte başörtülü kızlarımıza hakaret edilirken, elleri kelepçelenirken, birincilik kürsülerinden ağızları kapatılıp indirilirken Başörtüsü teferruattır deyip, ses çıkarmamalarıdır.
Beni asıl üzen şey, kadın cinayetlerine, çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının anne ve babalarına karşı susmalarıdır.
Beni asıl üzen şey, kadını bir ticaret metaı haline getirip, köleleştirenlere, beyaz kadın ticareti yapanlara, kızlarımızı, kadınlarımızı fuhuş bataklığına sürükleyenlere bir tepki göstermemeleridir.
Beni asıl üzen şey, Amerika'da Malikânelerde yaşayıp da, Amerikan uçaklarının, Rus uçaklarının öldürdüğü kadınları ve kız çocuklarını, insanları görmemektir.
Beni asıl üzen şey, halkı fakir ve aç ülke insanlarını, kadınlarını, kızlarını sömürenlere, kadınların ve kızların üzerine fosfor bombası, varil bombası atan İsrail ve Suriye'ye karşı ses çıkarmayıp, otorite kabul etmektir.
Beni asıl üzen, çağdaş tek dişi kalmış canavarlarla yandaş, kandaş ve oynaş olmayı tercih etmektir.
Evet, Yezid, Haccac, Firavun ve Nemrut kadınlara kelepçe takmadı. Çünkü sorgulamadan hepsini, eşlerini, çocuklarını, öldürdü, yok etti, Ashab-ı Uhdud'da olduğu gibi ateşlere attı, kazıklara oturttu, içinde şeytan var diye yaktırttı, taşlattı.
Evet, bu ve günümüzdeki çağdaş zalimler, Obamalar, Putinler, Esedler, Sisiler ve daha niceleri kadınlara kelepçe takmadı, ama onların sayesinde nice analar ağladı, gözyaşı döktü.
Onların sayesinde kadınlar, kızlar eşini, babasını, oğlunu, kardeşini, vatanını, yurdunu, evini, barkını, eşyasını, namusunu, iffetini, onurunu ve şerefini kaybetti.
Hem kadın olsun erkek olsun, başörtülü olsun, başörtüsüz olsun, yasalar karşısında eşit değil midir? Başörtülü olan da olmayan da suç işleyemez mi? Suçlu ise cezasını çeker, suçu yoksa affedilir, herhangi bir cezayla karşılaşmaz.
Hem bizim Peygamberimiz değil miydi, hırsızlık yapan Fatıma isimli bir kadını affettirmek için gelenlere Vallahi hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa elini keserdim diyerek huzurundan çıkaran.
Bu öfke niye? Bu kin ve düşmanlık niye?
Hayırlı ve bereketli Cumalar!
GÜNÜN SÖZÜ
YERİNDE SÖZ SÖYLEMESİNİ BİLEN. ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDA KALMAZ,,,,,.
Fatih Sultan Mehmet