Bu yazıyı yazmak kolay değil.
Çünkü bir öğretmenin, bir sanatçının, bir kadının yüreğiyle kurduğu bir hayali kapatma kararından söz etmek, sadece kapı kapatmaktan ibaret değil.
Bir dönem bitiyor.
Yıllar önce, yalnızca bir resim atölyesi değil, bir nefes alanı açmak istedim bu şehirde.
Çocuklar gelsin, gençler özgürce düşünsün, renkler konuşsun, sanatın diliyle büyüyelim istedim.
Kurumsal bir akademi kurdum.
Kendi emeğimle.
Destekle değil, inançla.
Ama bugün, tüm bu emeğin ardından bu satırları yazıyorum:
Akademimi kapatma kararı aldım.
Belki geçici, belki kalıcı… Ama gerçek bu.
Gerekçe Değil, Gerçekler
Biliyorum, insanlar hemen “niye?” diye soracak.
Ve ben de gizlemeyeceğim.
Sebebi yalnızca ekonomik değil.
En büyük neden, “kadınsan zor olur” diyen sistemle yıllarca tek başına mücadele etmek zorunda kalmak.
Bütün yükün omuzlarına binmesi,
“Sen yaparsın, sen halledersin” denmesi ama yanında kimsenin olmaması,
Kadın olduğun için hep iki kat ispat zorunluluğu…
Ve en acısı:
Sanat yaptığın için yeterince “ciddi” görülmemek.
Sanatla Ayakta Kalmak: Bir Kadın İçin Daha Zor
Bu şehirde sanata alan açmak zaten zorken,
Bunu bir kadın olarak yapmak iki kat daha fazla mücadele gerektiriyor.
Kurumsal destekler cılız, yerel sahiplenme yüzeysel, sürdürülebilirlik ise hep senin özverine bağlı.
Yeri geldi, kira ödemek için gece ders verdim.
Yeri geldi, ücretsiz atölyeler açtım sadece birkaç genç üretmeye devam etsin diye.
Ama zamanla anladım ki:
Bir kişiyle yürümek olmaz.
Sanat toplulukla yaşar.
Ve eğer topluluk susarsa, üretim yalnız kalır.
Akademim, Sadece Bir Yer Değildi
Orası sadece duvarları olan bir eğitim alanı değildi.
Orası; hayal kuran çocukların, renkleriyle cesaretlenen gençlerin,
“Ben de yapabilir miyim?” diyen kadınların,
“Burada kendimi buldum” diyen onlarca insanın ikinci eviydi.
Ve şimdi, bu kapıyı kapatmak, yalnızca bir işletme kapatmak değil…
Bir rüyanın üzerine ince bir örtü sermek gibi.
Peki Bitti mi?
Hayır.
Bitmedi.
Kapatmak, vazgeçmek değildir.
Bu bir ara, bir nefes, bir yeniden düşünme süreci.
Belki başka bir yerde,
Belki başka bir modelle,
Ama mutlaka yeniden...
Çünkü ben hâlâ şuna inanıyorum:
Sanat, susmaz.
Kadınlar vazgeçmez.
Ve emek, mutlaka bir yere kök salar.
Bu Yazı Bir Veda Değil, Teşekkürdür
Bu yazı aynı zamanda bir teşekkür yazısıdır:
Akademime inananlara, öğrencilerime, o küçük atölye masalarında heyecanla oturan çocuklara,
Elinde fırçasıyla sabırla öğrenen kadınlara,
Ve her zorluğa rağmen “Devam et hocam” diyen herkese…
Biliyorum, o kapı kapanıyor belki ama birçok kalpte başka kapılar açıldı.
Ve sanat, tam da böyle bir şeydir.
Bu şehirde bir kadın olarak sanatla nefes almaya çalıştım.
Şimdi kısa bir ara veriyorum.
Ama elimde hâlâ fırçam, içimde hâlâ umut var.
Sanatla kalın. Dayanışmayla çoğalalım.
Hafize Çapkan