Ramazan ayının son günlerini yaşıyoruz. İşte bugün orucun yirmi altısı olmuş. İçinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı, Kur'an'ın doğduğu, meleklerin sabah vaktine kadar saflar halinde yeryüzünü kuşatıp, cihanı selâma boğduğu bir kutlu geceye ulaşmanın heyecanı içindeyiz.

Bugün kadrini ve kıymetini bilmemiz gereken, yaklaşan bayramın muştucusu, müjdecisi bir gece.

İnşallah, ömrü Ramazan olanların ahreti Bayram olur.

Önemli olan “Her geleni Hızır, her geceyi Kadir” bilebilmek.

Ramazan ayı boyunca elde ettiğimiz kazanımlarımızı, Ramazan ayı dışında kalan onbir ay içinde de sürdürebilmek.

Önemli olan Allah ile kurmuş olduğumuz rabıtayı, vakti müslümanca kuşanarak ömür boyu devam ettirebilmek.

Önemli olan Ramazan ayı dışındaki günlerde de, seccadelerimizi serili tutup, yeryüzünün her noktasını, ulaşabildiğimiz her yeri secdeleyebilmek,

Önemli olan, Kurtuluş rehberimiz ve reçetemiz olan Peygamber yolundan, elde Kur'an ile kutlu yolculuğumuza devam edebilmek. Şairin,

“Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol” dediği gibi hikmetin ışığında aydınlanarak, çalışarak, Allah'a güvenmek. Sadece O'na güvenmek ve sadece O'ndan yardım beklemek.

Önemli olan, iyilikte ve güzellikte yardımlaşıp, kötülük ve çirkinliklerde yardımlaşmamak.

İşte, zaman su gibi akıp geçiyor. Ömür, pazarda güneşin altında buz satan adamın buzu gibi hızla eriyip tükeniyor.

İşte ölüm var, ve o aniden bizi yakalayıveriyor. Kaçsak da kaçmasak da, istesek de istemesek de ölüm peşimizde, bir gölge gibi bizi takip ediyor.

Her ölüm bize bir başkasının ölümünü, kendi ölümümüzü hatırlatıyor.

Her ölüm bize her geceni Kadir bil, her gününü Cuma bil dercesine nasihat ediyor. Her ölüm bizi uyandırıyor, sarsarak, silkeleyerek uyandırıyor.

Selçuklu müftümüz, okul arkadaşımız Ali Okutan da öyle. Bizi sarsarak, bizi silkeleyerek, bize son vaazını vererek, apansız bir şekilde, hayırlı bir hizmet için görevi başında Hakk'a yürüdü. Ve dedi ki: 

“Kefâ bi'l-Mevti vaizan” 

Vaiz olarak ölüm yeter. Allah rahmet eylesin. Ramazan ayında, Cuma günü gibi bir günde, oruçlu bir halde, hayırlı bir işin peşinde koştururken ömrü vefa etmedi, eceli geldi ve ölümüyle yeniden doğdu. Yiğitlerin ayakta öldüğünü göstermiş oldu.

Camii kürsüsünde vereceği vaazı, binlerce sevenine, binlerce kardeşine musalla taşında vererek, üçlere, yedilere, kırklara karışarak vermiş oldu.

“Birbirinizi sevin, hasedi, kin ve nefreti, kavgayı, savaşı, öfkeyi bırakın ölüm var” dedi.

“Açgözlülüğü, hırsı, tamahı, cimriliği, korkaklığı, yalanı, dolanı bırakın ölüm var” dedi.

“Alay etmeyi, kibir ve gururu, dedikoduyu, gıybeti, aldatmayı, birbirinizi satmayı, zulmü ve haksızlıkları bırakın, ölüm var” diye seslendi.

“Ey Kardeşler, kardeş olun, ayrılığa ğayrılığa düşmeyin, bölünüp parçalanmayın, birbirinize değer verin, inanmanın mümin olmanın kıymetini bilin, müslümanca yaşayın, müslümanca ölün” dedi.

O, kısaca Mükerrem İnsan, Kâmil İnsan olmamızı, sorumluluklarımızı, emanete ihanet etmememizi, verdiğimiz misâkta ve sözde durmamızı hatırlattı.

Ali Okutan kardeşime Allah'tan rahmetler niyaz ediyor, yakınlarına, arkadaşlarına, ailesine ve çocuklarına başsağlığı diliyorum. Mekânı Cennet olsun.

Bizi günahlarımızdan arındıran, tortulardan temizleyen, bizlerin manevî dirilişine vesile olan Kadir Gecesi de hepimiz için, İslâm Âlemi için, ülkemiz için hayırlar getirsin.

                                                 GÜNÜN SÖZÜ

ŞEREFİN SEBEBİ SANMA NESEPTİR

EŞREFİN EŞEKTEN FARKI EDEPTİR.

                                                                                          Cengiz Numanoğlu