Gün boyu dış dünyada karşılaştığımız nezaket beklentilerine, iş yerindeki hiyerarşilere ve toplumsal kurallara büyük bir özenle uyum sağlarız. Kapıdan dışarı adım attığımızda takındığımız o anlayışlı, güler yüzlü ve sabırlı maske, ne yazık ki akşam eve döndüğümüzde sıklıkla bir kenara fırlatılır. Günün tüm yorgunluğu, bastırılmış öfkesi ve tahammülsüzlüğü; bizi koşulsuz seveceğine inandığımız eşimize, çocuğumuza ya da anne babamıza doğrulur. Dışarıya melek, eve ise fırtına taşıyan ikili bir yaşam ritmine bürünürüz.
Psikolojide bu savunma tutumuna "yer değiştirme" adı verilir. Gücümüzün yetmediği, tepki vermekten çekindiğimiz dış dünyaya karşı biriktirdiğimiz kaygı ve öfkeyi; bizi terk etmeyeceğinden emin olduğumuz "güvenli limanlara" boşaltırız. Asghar Farhadi’nin o sarsıcı filmi Leyla’nın Kardeşleri’ni hatırlayalım: Baba İsmail karakteri, dış dünyada sırf itibar kazanmak ve el üstünde tutulmak uğruna ailesinin geleceğini hiçe sayarken, evdeki çocuklarına karşı son derece acımasız ve tahammülsüz davranır. Tıpkı filmdeki gibi, insan bazen yansımasını göremediği aynayı çabuk kırar; dışarıdan onay toplama arzusunu en yakınlarının huzurundan feda ederek tatmin etmeye çalışır.
Bu tutumun arkasında "sonsuz sahiplik yanılsaması" yatar. Bizim olanın, bizde kalmaya devam edeceğini zannederiz. Oysa Erich Fromm’un Sevme Sanatı adlı eserinde vurguladığı gibi; sevgi edilgin bir duygu değil, emek ve özenle her gün yeniden seçilmesi gereken aktif bir eylemdir. Dışarıda tanımadığımız bir yabancıya gösterdiğimiz toleransın çeyreğini evdeki sevdiklerimizden esirgemek, aile bağına yapılan en büyük haksızlıktır. Farkındalık ne yazık ki çoğu zaman bir kayıp yaşandığında ya da o sığınak çöktüğünde pişmanlıkla gelir. Ancak geç kalmış bir farkındalık, zamanında gösterilmeyen özenin çığlığını bastırmaya yetmez.
Yaptığımız danışmanlıklarda sıkça gözlemlediğimiz üzere; gerçek ruhsal olgunluk, alkışı dışarıda aramak değil, en nitelikli versiyonumuzu evdeki sevdiklerimize sunabilmektir. Bu akşam eve döndüğünüzde, günün yükünü ve kibrini dışarıda bırakmayı deneyin. Dışarıya cömertçe sunduğunuz şefkatten bir payı da evinizdekilere ayırın ve geç kalmadan bir yakınınızın gözlerinin içine bakıp içtenlikle "İyi ki varsın" deyin.
Çok zor olmasa gerek…
Kaynakça
-Freud, S. (2014). Ego ve İd
-Fromm, E. (2019). Sevme Sanatı
-Farhadi, A. (Yönetmen). (2022). Leyla’nın Kardeşleri [Sinema Filmi]. İran