Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli hayvancılık merkezlerinden birinde küçükbaş hayvan yetiştiricileri aylardır ciddi bir iş gücü darboğazıyla mücadele ediyor. Sektör temsilcileri ve üreticiler, barınma, gıda ile kişisel giderlerin tamamen karşılanmasına ek olarak ödenen rekor aylık ücretlere rağmen işletmelerde görev yapacak personel bulamamaktan şikayet ediyor. Geçtiğimiz dönemlerde 130 bin lira seviyelerine kadar çıkan aylık ödemeler, bu sezon 100 bin ile 150 bin lira bandına yükselmesine karşın sahada çalışacak eleman tedarikini sağlamaya yetmedi.
Yaylalarda sürdürülen besleme, bakım ve sağım gibi zorlu süreçlerin yürütülmesinde yaşanan bu aksaklık, yerli iş gücünün bölgeden çekilmesiyle daha da belirgin bir hal aldı. Yerli çalışanın bulunamadığı işletmelerde üreticiler çareyi yabancı uyruklu personeli istihdam etmekte arıyor. Ancak tüm masrafları üstlenilen yabancı çalışanların kısa süre sonra görevlerini aniden bırakarak bölgeden ayrılması, üreticilerin içinde bulunduğu operasyonel krizi daha katlanılmaz bir boyuta taşıyor.
Bölgedeki Üreticiler Sağlanan İmkana Tezekkür Edilmediğini Belirtiyor
Pertek ilçesinden Ferhat Çayırı Yaylası'na geçiş yapan tecrübeli yetiştiricilerden Mehmet Demir, hayvancılık sektöründe senenin 12 ayı boyunca kesintisiz personel çalıştırmak zorunda olduklarını ifade ediyor. İç piyasada bu mesleği icra edecek eleman bulmanın imkansız hale geldiğini dile getiren Demir, işletmelerinde zorunlu olarak yabancı uyruklu çalışanlara yöneldiklerini fakat verilen sözlerin tutulmadığını belirtiyor. Barınma imkanından mutfak masraflarına, hatta tütün giderlerine kadar her türlü ihtiyacın karşılandığını vurgulayan üreticiler, sunulan geniş imkanlara rağmen istikrar sağlanamadığını ifade ediyor.
Dedelerinden devraldıkları hayvancılık geleneğini sürdürmeye çalışan bir diğer üretici Önder Erdoğan ise personel maliyetlerinin işletme karlılığını tamamen ortadan kaldırdığını kaydediyor. Özellikle sağım döneminde görev yapan çalışanların aylık maliyetinin %50,0 oranında artarak 150 bin lira seviyelerine ulaştığını bildiren Erdoğan, kazançlarının bu ağır gider kalemlerini karşılamakta yetersiz kaldığını aktarıyor. Sektördeki gelir ve gider dengesizliği, bölgedeki yetiştiricilerin üretimden çekilme riskini her geçen gün artırıyor.
Yabancı İş Gücü Alternatifi Sektörün Sıkıntılarını Çözmeye Yetmiyor
İşletmelerin yerli personel bulamaması üzerine yöneldiği yabancı uyruklu çalışan modeli, tarlada ve yaylada beklenen devamlılığı sağlayamadı. Bölgeye getirilen Afganistan uyruklu çalışanlar, tüm yaşam masraflarının işletme sahipleri tarafından karşılanmasına ve yüksek maaş tekliflerine rağmen kısa süre içerisinde işi terk ediyor. Bu durum, hayvanların sağım zamanında ve mera dönüşlerinde sahipsiz kalmasına yol açarken, üretim sürecinde telafisi güç aksamalara sebebiyet veriyor.
Gerek coğrafi şartların zorluğu gerekse yayla yaşamının getirdiği izolasyon, yüksek ücret ödenmesine rağmen personelin sahada kalıcılık göstermesini engelliyor. İşletme sahipleri, yatacak yer, günlük yeme içme ihtiyacı ve hatta kişisel harçlıklar dahil her olanağı temin etmelerine rağmen sürdürülebilir bir çalışma düzeni kuramamaktan dert yanıyor. Sektör temsilcileri, geçici çözümlerin sorunu derinleştirdiğini ve bu durumun üreticiyi psikolojik ile maddi açıdan yıprattığını vurguluyor.
Sektör Temsilcilerinden Hayvancılığın Geleceğine Dair Kritik Uyarılar
Tunceli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, sahadaki son verileri değerlendirerek işletmelerin ödediği ortalama taban maaşın 120 bin lira, tavan maaşın ise 145 bin lira seviyesinde olduğunu bildirdi. Bölgedeki personel krizinin artık münferit bir sorun olmaktan çıktığını ve doğrudan hayvancılık ekonomisini tehdit ettiğini belirten Erdoğan, konunun kamu düzeyinde ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Girdi maliyetleri ile personel masrafları arasında sıkışan üreticilerin sürdürülebilir bir yapıdan uzaklaştığı vurgulandı.
Birlik başkanı, sahada yaşanan bu iş gücü yetersizliğine kalıcı ve resmi politikalarla müdahale edilmemesi durumunda üretimde telafisi imkansız kayıplar yaşanacağını açıkladı. Bölgedeki küçükbaş hayvan varlığının 10 yıla kalmadan ciddi oranda düşebileceğini öngören yetkililer, mevcut tablonun gıda arz güvenliği açısından risk oluşturduğuna işaret ediyor. Yetiştiriciler, mesleğin prestijini artıracak ve sahada kalıcılığı sağlayacak somut adımların ivedilikle hayata geçirilmesini bekliyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





