Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesinin yürürlüğe girmesinin ardından sosyal güvenlik sisteminde ortaya çıkan tarihler arası adalet tartışmaları, çalışanların gündeminde üst sıralardaki yerini koruyor. Yasal mevzuatta yer alan tek bir günlük farkın emeklilik yaşında yıllar süren gecikmelere yol açması, geniş bir çalışan kitlesinin adil bir geçiş modeli talep etmesine zemin hazırlıyor.
Sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 ve öncesi olan vatandaşlar yaş şartı aranmaksızın emekli edilirken, bu tarihten hemen sonra işe giren çalışanlar için emeklilik kapısı ciddi yaş engellerine takılıyor. Sosyal güvenlik uzmanları, kamuoyunda giderek yüksek sesle dile getirilen taleplerin çalışma yaşamındaki dengeleri doğrudan etkilediğine ve konunun çalışma hayatının en önemli maddelerinden biri haline geldiğine dikkat çekiyor.
Tek Günlük Fark Çalışanlar Arasında Büyük Bir Uçurum Oluşturuyor
Sistemde 8 Eylül 1999 tarihinde sigortalı girişi yapılan bir kişi, gerekli koşulları sağladığında 5.975 prim günü ile yaş sınırına takılmadan emeklilik hakkı kazanabiliyor. Buna karşın sigorta kaydı yalnızca 1 gün sonra, yani 9 Eylül 1999 tarihinde başlayan bir çalışan için tablo tamamen değişiyor. Bu durumdaki çalışanlar kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmak durumunda kalıyor.
Ortaya çıkan bu durum, 1 günlük gecikmenin 1.025 gün daha fazla prim ödenmesine ve emeklilik tarihinin yıllarca ötelenmesine neden olduğunu gösteriyor. İki çalışan arasındaki bu devasa fark, aynı iş yerinde benzer mesaileri harcayan personeller arasında da ciddi bir huzursuzluk yaratıyor. Biri emekli aylığı alıp çalışmaya devam ederken diğerinin yüksek prim ödemesine rağmen beklemesi adaletsizlik algısını pekiştiriyor.
Yüksek Prim Gün Sayısına Rağmen Emeklilik Yaşa Takılmayı Sürdürüyor
İş hayatında 7.000 prim gününü tamamlamış, hatta bu sürenin çok üzerine çıkmış sayısız çalışan emeklilik aylığına hak kazanamıyor. Mevzuata göre 9 Eylül 1999 sonrasında işe girenlerin sadece prim süresini doldurması yeterli görülmüyor ve yaş kriterini tamamlaması zorunlu tutuluyor. Fazladan ödenen primler emeklilik yaşını öne çekmeye yetmediği için çalışanlar sistemin esnetilmesini istiyor.
Pek çok sigortalı, fazla prim ödemiş olmanın bir avantaj sağlamamasından ve yaş şartının katı biçimde uygulanmasından şikayet ediyor. Mevcut tabloda, daha az prim ödeyen eski çalışanların emekli olabilmesi, çok daha uzun süre çalışıp yüksek prim yatıran yeni çalışanların ise yaş beklemek zorunda kalması sistemin en çok tartışılan yönünü oluşturuyor.
Adil Bir Sistem İçin Kademeli Geçiş Önerileri Öne Çıkıyor
Kamuoyunda yükselen kademeli emeklilik talebi, herkesin koşulsuz biçimde emekli yapılması fikrini taşımıyor. Aksine, sigorta başlangıç tarihine göre adil, makul ve kademeli bir yaş düşüşünün sağlanmasını hedefliyor. Çalışanlar, 1999 yılı sonu ile 2000'li yılların başında işe girenler için aradaki keskin çizginin yumuşatılmasını ve emeklilik yaşının girişe göre kademeli ayarlanmasını bekliyor.
Sektör temsilcileri ve uzmanlar, konu gündeme geldiğinde uygulanabilecek muhtemel senaryolar üzerinde duruyor. 7.000 prim gününü dolduranların emeklilik yaşının 2 veya 3 yıl öne çekilmesi ya da fazla prim ödeyenlere özel haklar tanınması muhtemel çözümler arasında gösteriliyor. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilir dengesi ile çalışanların adalet beklentisi arasındaki çizginin kurulması önümüzdeki sürecin ana belirleyicisi olacak.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım




