Müslümanlara yapılan zulümler aralıksız devam ediyor. Gazze’den sonra şimdi de İran’a göz diktiler.

Büyük şeytan ve yavrusu bir şeyi bahane ederek bir Müslüman ülkeyi hedefe koyuyorlar. Afganistan, Irak, Suriye derken şimdi sıra İran’a geldi. Filistin zaten 1948 yılından beri zulüm altında inliyor. İran’dan sonra sırada Türkiye’mi var sorusu hepimizin beynini kemiriyor.

Irak’ı da nükleer silah yapıyor diye işgal etmişlerdi. Milyonlarca Müslümanı katlettikten sonra “Yanılmışız, nükleer faaliyet yokmuş” dediler.

Şimdi İran’a da aynı gerekçe ile saldırıyorlar. Saldırıları başlattıklarının ilk günü okulu vurdular. 10 yaş civarındaki 153 kız çocuğunu dünyanın gözü önünde katlettiler. BM’ de dahil hiç kimseden gık çıkmadı.

İran en büyük hatayı, İstanbul’da yapılacak olan ABD ile müzakereleri Umman’a taşımakla yaptı. Umman’ın ne tarihi geçmişi, ne kapasitesi, ne büyüklüğü, ne gücü, ne de etkisi böylesine önemli müzakereleri yapmada ve yürütmede yeterli değildir. Bu önemli müzakerelerin yapılacağı tek adres İstanbul idi.

Müzakerelerden sonuç çıkmayınca büyük şeytan, yavrusu ile birlikte İran’a saldırı başlattı ve ilk saldırılarda Hamaney ile üst düzey bir çok kişi öldürüldü.

İran geçmişte çok büyük hatalar, yanlışlar yaptı. Suriye’de Beşar Esat ile milyonlarca sunni Müslümanı öldürdüler. Şia mezhebini, İslâm dininin önüne koydu. Mezhepçilik uğruna Türkiye düşmanlığı yaptı. Bütün bunlara rağmen biz, büyük şeytan ABD ile yavrusu İsrail’in saldırıları karşısında İran halkının yanında olduğumuzu açıkça belirtiyoruz. Dünyayı kendilerine köle yapma azminde olan büyük şeytan ile yavrusunun bu zalimce saldırılarına dur demek gerektiğini dünyaya haykırıyoruz.

Bu saldırılar karşısında İran ne yapıyor?

Müslüman körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerini vurmak için bu ülkelere saldırıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Irak, Ürdün, Bahreyn ve Umman’a füze saldırılarında bulundu. Böylece İran bu ülkeleri de karşısına almış oldu. Zaten bu ülkelerde bulunan ABD üsleri büyük ölçüde boşaltılmıştı.

İran bunlar yerine tüm enerjisini İsrail’e karşı kullansa daha akıllıca bir iş yapmış olur. Zira kendisine saldırı İsrail’den gelmektedir.

İran’ın saldırdığı bu ülkeler de İran’a karşı bir saldırıya geçerlerse işte o zaman çok büyük bir tehlike ortaya çıkmış olur. Müslüman ülkelerin birbiriyle savaşması gündeme gelir ki bu durum İsrail’in en hoşuna giden bir sonuçtur. Bu takdirde ABD ve İsrail kenara çekilerek, bizim için içler acısı olan bu durumu kıs kıs gülerek seyrederler.

İran’a bu saldırı bağıra çağıra geldiği halde İran niçin bir hazırlık yapmadı? En azından müttefiki olduğu Rusya ve Çin’den hava sahasını korumaya yönelik hava savunma sistemi niçin almadı? ABD ve İsrail uçakları geliyor, İran’da istedikleri yerleri bombalayıp gidiyor. İran bu saldırılara hiçbir cevap veremiyor. Bu durum daha önceki 12 gün savaşında da aynı şekilde yaşanmıştı. Görülüyor ki İran o günlerden hiçbir ders almamış.

İran’ın elinde füzelerinden başka ne saldırı ne de savunma amaçlı hiçbir gücü yok. Hava gücü yok. Deniz gücü yok. Savunma sistemi yok. ABD aylardır bütün gücünü o bölgeye yığmıştı. İki uçak gemisi orada. En modern silahlarını bölgeye taşıdı. Mossad ve Cia ajanları İran’da cirit atıyor. Böyle olunca daha ilk günden İran’ın kolu kanadı kırıldı. Buna rağmen durmuyorlar. Rejim değişecek diyorlar. Bu ne demek? Kendilerinin kölesi olacak bir yönetimi iş başına getirecekler demek.

Türkiye her zaman olduğu gibi yine saldırıları sonlandırmak için var gücüyle çabalamaktadır. İnşallah olumlu bir sonuç alınır. Müslümanlar olarak, İslâm düşmanlarından daha güçlü olmak zorundayız. Bunun için çok çalışmak gerekir. Silahça onlardan üstün olmadıkça huzur bulmamız mümkün olmaz. Büyük şeytan ve yavrusunun yarın ne yapacağı, kime saldıracağı hiç belli olmaz. Allah Müslümanların yardımcısı olsun. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.