Tohumlarında diğer canlılar gibi bir yaşama süreleri vardır. Yaşam süresi, bitki türüne ve içinde bulunulan çevre ve depolama şartlarına bağlı olarak, birkaç hafta ile uzun yıllar olmak üzere değişiklik göstermektedir.
Günümüzde özellikleri yüksek olan tohumluk modern tarımın vazgeçilmez öğelerinden biridir. Nitelikli tohumluk, fide ve fidan kullanımı ile uygun yetiştirme şartlarında, verimi 3-4 kat artırmak imkânı vardır. Sertifikalı tohumluk kullanımı sulanan arazilerde ve yağışın yeterli olduğu bölgelerde verimi yarı yarıya etkilerken kuru arazilerde %25- 30 artırmaktadır. Bu bilinçle üreticilerimiz çeşit seçimi ve sertifikalı tohumluk kullanımına önem vermektedirler. Elbette eskiden kullanılan tohumların bazı üstün özellikleri ıslahla yeni çeşitlere aktarılmaktadır. Ancak ıslah çalışmaları ile hem verimi yüksek hem de istenilen kalite de çeşitler istenildiğinden bu çeşitlerin yetiştirilmektedir.
Bazı basın organlarında yer almakta olan haberlerde belediyelerin gen bankası kurma ve okulların “Tohum Kütüphanesi”, “Tohum Sandığı” gibi projelerle ata tohumlarının geleceğe taşınacağından bahsedilmektedir. Tohumu toplamak bu işin en kolay ve ilk basamağıdır. Esas o tohumların canlı kalma süresini ve döllenme biyolojisini bilmek, uygun ortamlarda depolanması, muhafazası, canlılık testlerinin yapılması ve canlılık süresine uygun yıllarda yeniden uygun ortamlarda üretilerek canlı tohum saklanmasıdır.
Tohum toplama ilk basamak ve kolay olan bu işi yapmakla tohumlar geleceğe taşınamaz, o kadar kolay olsa ıslaha ve binlerce liralık yatırıma hiç gerek kalmazdı. Ayrıca “Gen bankası” en pahalı yatırımlardan biridir. Çünkü her tohumun kendine has saklama özellikleri vardır. Okullar, belediyeler ve imkânları olmayan üniversiteler bile gen bankası işine hiç girmemelidirler. Özellikle belediyeler için sadece masraf kapısı olacağı bilinmelidir.
"Tohumların öğrencilerle, çocukların toprakla buluşturulmaları güzel bir faaliyet bu nedenle bir yazımda belediyelerin parkların bir köşesinde topraklı alan bırakmaları ve mahalledeki gençlere ekip dikmeyi göstermelerini önermiştim. Bitki yetiştirmeyi göstermek, büyüme ve gelişmesini takip etmeleri sağlanmalıdır. Bu faaliyetler bitkinin önemini ve bitkiye duyulacak sevgiyi artıracaktır.
Tohumlarımızdan 50, 100, 150 ve daha 1000 yıllık olanlarından bahsedilmektedir. Bahsedilen bitki tohumları çok uzun ömürlü bitkiler değiller ve nasıl muhafaza edildikleri de bilinmiyor.
Genetik kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin muhafazası bir bilim dalıdır. Bu bilim dalının tüm gerekleri yerine getirilmediğinde gen kaynağının muhafazası mümkün değildir. Ayrıca bu genetik kaynaklar ıslah materyali olarak kullanılıp istenilen özellikleri yeni bitkilere aktarılmadığı sürece ülke açısından da bir fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle sadece tohum toplamak işin kolay olan yönüyle uğraşmak belediyeler ve buna para ve zaman ayıranlar için eğitim ve öğrenim dışında hiçbir yararı yoktur.
Tohum materyali üretimde ve ıslah da kullanıldığı sürece değerlidir. Üretim üreticilerin, ıslah ise araştırmacıların işidir. Bu işin sürekliliği ise ıslahçı ve üretici haklarının korunması ile sürdürülebilmektedir.
2004 yılında 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun, 2006 yılında ise 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun çıkarılması ile birlikte sektörün önü açılmış ve tohumluk üretimi ve ticaretinde çok önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bitki Islahçı Haklarına başvuru sayılarında ciddi artışlar olmuştur. Tohumculuk Kanunu ile birlikte 7 adet Alt Birlik ve bunların oluşturduğu bir üst birlik olarak Türkiye Tohumcular Birliği kurulmuştur. Bu kuruluşlara bağlı özel ve resmi araştırıcı kuruluş belgesine sahip olan firmalar bu faaliyetleri için binlerce liralık yatırımlar yapmakta ve uzun zaman alan emek harcamaktadırlar.
Tohumlar hasattan sonra değişen sürelerde muhafaza edilebilir. Muhafaza sonunda tohumun canlılığı üzerine birçok faktör etkilidir. Fizyolojik olgunluğa gelmiş tohumlar uygun şekilde hasat edilmeli ve uygun şartlarda muhafaza edilmeli ki (fizyolojik değişim oranı ya da yaşlanma, tohum tipi ve sıcaklık ile nem başta olmak üzere depolama şartları) tohum canlılığını sürdürebilsin ve ekildiğinde yeni bitki meydana getirebilsin.
Günümüzde 1’e 1000 veren ata tohumlarından bahsedilmekte ve bunların ticaretinden söz edilmektedir. Bu tip sansasyonel haberlere itibar edilmemelidir. Buğdayda bu gün için ıslah çeşitlerinde tarla şartlarında 1’e 6o’a, laboratuvar şartlarında 1’e 120-130’lara ulaşılmıştır.
Tohumlar olgunlaştıktan çimlenmeye kadar uyku halindedirler. Tohumların bulunduğu ortamlarda çimlenmeye etkili faktörler (su, sıcaklık, oksijen, bazı bitkiler için ışık) oluştuğunda çimlenme başlar. Ancak havasız ortamlarda tohumlar bozulmadan uzun süre uyku halinde kalabilirler. Normal saklama şartlarında bu süre çok uzun değildir.
Tohumlar canlılık süreleri bakımından üç gruba ayrılır;
1) Mikrobiyotik tohumlar: Bu tohumların canlı kalma süreleri bir kaç gün ile 3 yıl arasında değişir. Bir kaç gün olanlar = söğüt, kavak, şeker kamışı, kovucuk 1 yıl = yer fıstığı 2 yıl = soğan, mısır 3 yıl = Bezelye, fasulye
2) Mezobiyotik tohumlar: tohumların canlı kalma süreleri üç ile on beş yıl arasında değişir. 4 yıl= mercimek, hardal, kuzukulağı 6 yıl= pancar, bakla, kabak 10 yıl= salatalık, karahindiba 15 yıl = yüksük otu
3) Makrobiyotik tohumlar: Yaşam süreleri 15 yıl ve daha fazla. Baklagiller ( 115 yıl 95 yıl ve daha fazla) bazı durumlarda yaşam süresi önce integümentin sağlam ve kalın oluşla bağlıdır. Fakat depo maddelerinin yapısında önemlidir ve nişastalı tohumların yağlı ve proteinli ( alevron) tohumlara oranla yaşama süresi daha fazladır.
Genellikle tarımda en çok ekimi yapılan ve kullanılan tahıllarda tohumun canlılık süresi muhafaza şartlarına bağlı olmakla birlikte 3- 15 yıl arasında değişmektedir. Genelde üretimde taze, safiyet ve çimlenme gücü yüksek olan tohumların kullanılması tavsiye edilmektedir.
Üretimde kullanılacak tohumlukların yani genetik materyallerin fizyolojik olgunluğu geldikten sonra hasat edilmesi, uygun hasadı ve muhafazası üretim açısından önemli olduğu kadar ıslah açısından da önemlidir. Rastgele ortamlarda uzun süre kalmış tohumlar canlı kalamazlar. Bu nedenle bunlarla ilgili faaliyetlere ülkenin parası boşuna harcanmamalıdır. Gen kaynakları bilinçli bir şekilde gen bankalarında uygun ortamlarda saklanır, ömürlülük sürelerine göre izolasyon mesafesine uyularak tohumları ekilerek çoğaltılır ve yeniden muhafazaya alınırlar. Evlerde bu kurallara uygun olmadan tutulan tohumlar belirli bir süre sonra çimlenme özelliğini kaybettiğinden üretimde kullanılamaz, kullanılırlarsa yeni bitki meydana getirmezler.
XIII. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan Hacı Bektaş Veli "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" diye söylemiştir. Bu anlamlı ve güzel sözü hayatımızda temel prensip haline getirebilmek dileğiyle hoşça kalınız.