“Öcalan'ın istekleri gerçekleşiyor”-2

 

Buna dayalı olarak kurulan PKK'nın meclisteki uzantıları HEP, DEP,DHP, HADEP gibi partilerin milletvekilleri, Abdullah Öcalan'ın bu fikirlerini çabucak benimsediler, yurt içinde ve uluslar arası platformlarda APO'yu göklere çıkardılar. 30 000 kişinin katili Öcalan'ı barış yanlısı, Türk hükümetini ise barışı sabote eden, kışkırtıcı bir zihniyetle suçladılar. Abdullah Öcalan'ın ateşkes ilan etmesinin altında şu düşünceler yatmaktadır.

1)Türk Hükümeti APO ile görüşmeleri kabul edersek onu meşrulaştırmış olacaktık.

2) Birleşmiş milletler ve AGİK gibi kuruluşların dikkatini çekmek

3) Militanlarını dinlendirmek ve tekrar güçlü hale getirmek.

2003'te imzalanan BM kararlarına uygun olarak ceza evlerinde tutuklu bulunan KCK'lılar anadilde savunma talep ettiler. İstekleri hâkimler tarafından kabul edilmeyince açlık grevine gittiler. Zor durumda kalan hükümet, çareyi yine Öcalan'ın eteklerine yapışmakta buldu. Öcalan'la görüşmeler yapıldı ve verilen talimatla KCK'lılar açlık grevinden vazgeçtiler. Bundan sonra acele bir karar çıkartıldı ve “ana dilde savunma hakkı” tanındı. Halbuki BM'nin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kararlarında sadece “ücretsiz tercüman bulundurma hakkı” tanınmasını istiyordu. Biz ise çıkarttığımız bir kanunla onların istediklerinden daha fazlasını verdik.

Açılım paketinde, andımız kalkıyor. Biz eskiden ortaokullarda bile okurduk. ABD'nin andı daha uzun olmasına rağmen liselerde bile okutuluyor. Türk milleti niye andımızdan rahatsız olsun ki. Adımızdan rahatsız olanlar sadece PKK'lılardır.

Anadilde seçim propagandası yapabilecekler.

Yer isimleri durmadan değişiyor. O da bir nevi egemenliktir, coğrafî egemenlik.”

Talt Şalk, bu meclisin anayasa yapma yetkisinin olmadığını söyledi. Sadece Kurucu Meclis yeni bir anayasa yapabilir. AKP Hükümeti'nin mecliste gerekli çoğunluğu sağlasalar bile yeni bir anayasa yapamayacağını, sadece bazı maddelerin değiştirilebileceğini ifade etti. Anayasanın değiştirilemez hükümlerinin hiçbir zaman anayasadan çıkartılamayacağını beyan etti. Anayasanın değiştirilemez hükümlerini kaldırmakla AKP Hükümetinin anayasal bir suç işlediği belirten Şalk, bunun önü alınmazsa ileride Türkiye Cumhuriyetinin başının çok ağrıyacağını dile getirdi.

Abdullah Öcalan'ın Şubat 99'da yakalanmasında sonra PKK bitirilme noktasına getirildi. 20004 yılına kadar Türkiye terörsüz yıllar geçirdi. 2004'ten sonra terör olayları tekrar tırmanmaya başladı. Çok kayıp verdiler. 2007'de tekrar ateşkes ilan ettiler.  Beka vadisindeki teröristler Habur sınır kapısından Türkiye'ye giriş yaptılar. Türkiye'deki uzantıları tarafından büyük bir coşku ile karşılandılar.

PKK'nın bu günkü duruma gelmesi birden bire olmadı. İlk önce Özal kapıyı araladı. Özal, “Niye Türkiye cumhuriyeti diyelim? Anadolu Cumhuriyeti diyelim” diyerek PKK'lılara zemin hazırladı.

Özal, resmiyete getirmeden Türkiye'yi 10 büyük eyalete ayırdı. Tabi yürürlüğe girmedi. Ama Türkiye'deki Kürtleri ayrıştırmak için gerekli mesajları vermiş oldu. Daha sonraki ifadelerinde Özal, “Benim damarlarımda Kürt kanı dolaşıyor.” demiştir.

Anayasa yoluyla biz bu değişiklikleri yaparsak Sevr'i hortlatmış oluruz. Bundan sonra yapılacak iş bu türlü uygulamalara karşı çıkmaktır. Bunun da en demokratik yolu seçimlerde kullanacağımız oylardır.

Talat Şalk'a, “Seçimlerden sonra siz iktidar olsaydınız nasıl hareket edersiniz?” diye dinleyiciler tarafından bir soru yöneltildi. Talat Şalk;

“-Ben bu anlaşmaların hiç birini kabul etmezdim Türkiye'de Ben türküm demek niye suç olsun ki. Bizim milletimiz utanılacak işler mi yapmış. Niye Türk olduğumu söylemekten çekineceğim.” Ne Mutlu Türküm Diyene!” dedi.

Şalk, “Anayasa'nın 66. Maddesinden rahatsız oluyorlar. Bu madde Türk tarifinin yapıldığı bir maddedir: “Türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür .” Türkiye cumhuriyetini kuran Türk Milletidir.  Bu milletin çağdaş bir tarifidir. Irkçılık bunun neresinde. Türk sadece bir kavim adı değil, herkesi kucaklayan bir üst kimliktir.  Birleşmiş Milletler, Avrupa Birli gibi. Türklüğü istemeyen sadece PKK, ABD ve Avrupa devletleridir.

Alfabemize, x,q ve w harflerini ekleyecekler, Güneydoğu milletvekilleri isimlerini bu alfabeye göre değiştirecekler.

Barzani şimdi Türk dostu gibi gösteriliyor. Barzani hiçbir zaman Türk dostu olmadı. O, kuracağı Kürdistan'ın merkezini “Diyarbakır” olarak göstermektedir. Diyarbakır, tarihin hiçbir döneminde bir Kürt şehri olmamıştır. Eski bir Türk şehridir. Karakoyunluların, Akkoyunluların şehridir.

Şimdi yeni bir anayasa hazırlanıyor. KCK'lı mahkûmları serbest bırakmak için. Çünkü Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinde “ herkes düşüncelerini ifade etme özgürlüğü” yer almaktadır. Bu anayasada toprak bütünlüğümüze ve egemenliğimize sınırlayıcı hükümler getiriliyor. Türklük anayasadan çıkarılmak isteniyor. Türk devletinin adını değiştirmek, baştanbaşa Türk tarihini inkâr etmektir. Anayasanın 1,2,3 ve 4. Maddeleri kaldırmak istiyorlar. Bu maddeler devletin temel direkleridir.

Kürtçe, bir eğitim dili olarak kabul edilemez. Bugün, açıkça anayasa ihlal edilmektedir. Bütün bunlar fütursuzca yapılıyor. Diyarbakır Belediye başkanı, “Kürdistan'ın başkentine hoş geldiniz!”diyebilmektedir. Güney doğu bölgesine çok kısa bir dönem hariç tarihin hiçbir döneminde “Kürdistan” tabiri kullanılmamıştır. Buralar Karakoyunluların ve Akkoyunluların bölgesidir. Buralar Türk topraklarıdır. Her şeyden evvel bu sakat düşünceden vazgeçmek gerekir.” diye cevap verdi.

Soru: “Siz cumhuriyet savcıları olarak bu uygulamaları neden durdurmuyorsunuz?”

Talat Şalk, “Başbakan, bakanlar kurulu üyeleri gibi yüksek devlet görevlilerinin muhakemesine Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı bakıyor. Bizim olaylara müdahale etme yetkimiz yok. Ben bir fezleke gönderdim. Kabul etmediler. Fezleke gönderemiyoruz, hiçbir şey yapamıyoruz” diye cevap verdi.