Merhaba değerli okurlar. Bugün sizlere aslında hepimizi yakından ilgilendiren ve vücudumuzun en önemli konusundan bahsetmek istiyorum. Neden en önemli konu diyorum. Çünkü vücudumuzun ana ihtiyacı olmazsa olması beslenme. Sanırım toplumda az veya çok kilolarından şikayetçi olmayan yoktur. Herkesin en büyük sıkıntısı fazla kilolarından kurtulmaktır. Ancak çoğunun bunu nasıl yapacağı hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Peki bu işin çözümü için ne yapmalıyız. Aslında bunu anlatmak için olayın temeline inmek istyorum.
Tüm canlılar yaşamını devam ettirmek için beslenmeye muhtaçtır. Beslenmeyi tüm canlılar hayattaki işlevlerini yerine getirmek için yapmak zorunda. Ancak esas önemli olan konu beslenme ihtiyacını doğru bir şekilde nasıl yaptığımızdır. Tüm canlıların bir beslenme grupları vardır ve buna göre beslenmesini yaparlar. Etçil canlılar sadece proteinli beslenirken otçul canlılar sadece bitkisel ürünlerle canlılığını devam ettirmekteler. Doğada hiçbir canlı besinlerine ulaştığı sürece bir yaşamında bir problem olmamaktadır. Ancak konu düşünen, gelişen ve üreten insan olunca doğal denge bu gelişmeyle maalesef sürekli bozularak günümüze kadar gelmiştir.
Neden kilolu veya obez olduğumuzu anlamak için hadi ilk başa yani ilk çağlara dönelim. İnsanoğlu beslenme şekli olarak etçil ve otçul bir canlı olarak yaratılmıştır. İlk insanlar yaşamak için avladıkları hayvanların etleri ve topladıkları yabani bitkilerle beslendiklerini biliyoruz. Buradaki ince nüans şudur ki; temel gıda olarak proteinli gıda ile bitkilerden vitamin ve mineralleri alırken gıdalara ulaşmak için sürekli mücadele ve efor harcamışlardır. Tam ortalama yaşam ömrünü bilemesek de o dönemlerde insanoğlunun yüzlerce yıl yaşadığına dair kanıtlar vardır. Bu tip beslenme şekliyle uzun dönemler geçtikten sonra iki tarihsel süreç insan biyolojisinde geri döndürülemez bir şekilde günümüze kadar gelen bozulmalara milat olmuştur. Bunlardan ilki buğdayın beslenmeye katılması ile karbonhidratların insan vücuduna girmesi; ikincisi ise yerleşik hayata geçiştir. Çünkü zor olan avcılıkla elde edilen protein yerine insanoğlu kolay üretilebilen ekmek ve türevlerini ana besin maddesi haline getirdi. Yerleşik hayatla birlikte hareketleri, mücadeleleri azaldı. Bu kırılım yavaş da olsa insan hayatına ve sağlığına olumsuz etkileri aşama aşama artmaya devam ediyor; insan ömrü ve sağlıksız insan sayısı artıyordu. Ta ki sanayi devrimiyle birlikte insanoğlunun hayatına girmeye başlayan ve hayatımızı kolaylaştıran makineler ve sanayii tipi gıda üretimleri başlayana kadar. Bu dönemden günümüze kadar önüne geçilemeyecek şekilde artan teknoloji, insanoğlunun biyolojik dengesi olan beslenme ve yaşama aksını tamamen kırmıştı. Çünkü insanoğlu artık makinelerle üretim yaparak hareket yeteneğini kaybetmeye başlamıştı. Ve yiyeceği gıdaları bile sanayi tipi gıdalardan seçmeye başlamıştı. Bu da özellikle karbonhidrat ve şekerlerden oluşan gıdalardan oluşuyor ana besin maddesi protein ulaşması zor olduğu için çok geri planda kalıyordu. İşte bu kırılım obezite ve kalıcı hastalıkların 1900’lü yıllarda patlamasına yol açmıştı. İlk insanoğlunun kaslı ve fit yapısı yerini hareketsiz, göbekli ve kilolu insanlara bırakmaya başlamıştı. İnsan ömrüde 80-100 lere kadar geirlemişti. Ancak bu durum o kadar yaygınlaşmıştı ki artık toplumun normali haline gelmiş ve kimse bu durumdan rahatsız olmuyordu. Tabii kimsenin obezitenin bir hastalık olduğu ve birçok hastalığa yol açtığı da bilinmiyordu. 1950’li yıllarda ise en korkutucu toplumsal gelişme yaşandı. İçerisinde bol miktarda katkı maddesi ve zararlı yağların olduğu şekerli hazır paket gıdalar ile yüksek kalorili içeceklerin hayatımıza girmesiyle beslenme düzenimiz alt üst oldu. Hemen üzerine fast food denen kalorili atıştırmalıklara alışmamız kısa sürdü. Bir de üstüne her geçen gün başdöndürücü şekilde ilerleyen teknoloji bizi neredeyse hareket etmeden yaşamımızı devam eder hale getirdi. Hiç fark etmediğimiz teknolojiler derken en basitinden konforlu ulaşım araçları, telefonlar, asansörler, yürüyen merdivenler ne kadar hayatımızı kolaylaştıran icatlar olsa da hareket yeteneğimizi neredeyse kaybetme noktasına getirdi. Hiç düşündünüz mü en son ulaşacağınız yere ne zaman yürüdünüz? Ne zaman asansör yerine yürüyerek katları çıktınız? Ne zaman sağlık için spor yaptınız? Günümüzde şöyle bir baktığımızda gıda sektörü öyle yaygınlaştı ki çevremizde nereye baksak hazır gıda içerikli çeşit çeşit gıdalar sosyal medyanın da etkisiyle gözümüze gözümüze sokulur oldu. Bir de oturduğumuz yerden istediğimizi sipariş edip evimize getirmeleri de cabası. Yani kısacası yiyoruz yiyoruz yemeye teşvik ediliyoruz ve kilo alıyoruz. Görmezden gelsek de tansiyon, şeker hastalığı, karaciğer yağlanması ve kanser hastalıkları da önü alınamaz şekilde artıyor. Eskiden yaşamak için yiyen insanoğlu artık yemek için yaşıyor.
Peki bu sağlıksız yaşamdan kurtulmanın yolu nedir? Sağlıklı yaşamın yolu fabrika ayarlarına dönmekten geçiyor. Yani insanoğlunun doğası olan proteinli gıdaları temel besin maddesi yanında doğal sebze ve bitkileri beslenmemize almamızdan geçiyor. En önemli ayrıntı besinleri doğal tüketmemiz gerekiyor. Endüstriyel şeker ve karbonhidratın zehir olduğunu anladığımızda sağlıklı yaşama ilk adımı atacağız. Sağlığımız için hareket ettiğimizde de vücudumuzu kurtaracağız. Tabiki ilk insan yaşamına dönelim demiyorum. Ama teknolojinin nimetlerine belirli zamanlarda dur deyip vücut gücüyle birşeyler yapmamız gerekiyor. Her gün kendimize soracağımız temel soru şu olmalı? 1)Bugün faydalı ne yedim. 2)Yediklerimi yakmak için ne kadar hareket ettim. Eğer günlük yediklerimizi yakabiliyorsak yani enerji farkını sıfırlayabiliyorsak o zaman sağlıklı yaşıyoruz demektir. Çünkü paket gıdalar, fastfoodlar ve yüksek enerjili içecekler bize tahmin ettiğimizden çok çok fazla kalori yüklemesi yapmaktadır. Özellikle dopal olmayan ürünleri hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor. Dikkat edeceğimiz en önemli husus ta bunu yaşam felsefesi yapıp hayatımıza entegre etmeliyiz. Diyet yapıyorum diye 2-3 ay aç kalıp sonra eskiye dönmek sadece gereksiz aç kalmaktır.
Bu nedenle gelin sağlığımız için birşeyler yapalım. Artık bilinçlenelim ve geleceğimizi daha fazla riske atmamak için doğru beslenme ve hareket etmeyi hayat felsefesi yapalım. Unutmayalım sağlığımız herşeyden değerlidir ve sağlıklı yaşamak elimizdedir. Sağlıklı günler dilerim.