Obezite terim olarak vücutta aşırı yağ birikimi olarak tarif edilir. Tarifi bu kadar basit olmasına rağmen gerçekte tam bir buzdağıdır. Yani yukarıda gördüğümüz şişmanlık görünümünün kat be kat fazlası sorun aslında yüzeyin altındadır. Obezite hastalığı sıklığı hem dünyada hem de ülkemizde her geçen gün hızla artmaktadır. Türkiye’de son yapılan araştırmalara göre obezite sıklığı %20’ yi aşmıştır. Bu oran kadınlarda daha fazladır. Ülkemizde neredeyse her iki kadından biri obezdir. Aslında bilmemiz gereken en önemli bir husus şudur ki obezite sadece dış görünüş olarak bozukluğu değil; önemli bir hastalıktır. Hatta tansiyon, şeker ve kalp hastalığı gibi kronik bir hastalıktır. Toplumumuzda obezite ile ilgili farkındalığın çok düşük olması nedeniyle bu hastalığın yarattığı problemler hep gözardı edilmektedir. Obez kişiler hep sağlıklı sadece şişman olarak algılanmaktadır. Gerçekte durum hiçte sanıldığı gibi değildir. Herkes kanser, kalp krizi, felç gibi hastalıklardan hastalar öldüğünde bu durumu normal karşılar. Çünkü bu hastalıkların ölümcül olduğunu bilir. Aynı durumu obez hastalar için düşünmezler. Oysa ölüme yol açtığını bildiğimiz tansiyon, damar sertliği, kolesterol hastalığı, kalp krizi gibi kalp hastalıklarının; şeker hastalığının; astım, uyku apnesi gibi akciğer hastalıklarının; kemik erimesi, kemik kireçlenmeleri, diz-eklem hastalıkları ve romatizmal hastalıkların, inme ve beyin felci gibi beyin hastalıklarının en büyük nedeni obezitedir. Hatta obezite tek başına depresyon, anksiyete, toplumdan kaçma ve özgüven eksikliğine yol açarak bireyleri ruhsal olarak da bozar. En önemli durumlarda biri de kadınlarda rahim, yumurtalık ve meme kanserleri ile erkeklerde prostat, kalın barsak pankreas kanserlerinin bir nedeninin obezite olduğu kanıtlanmıştır. Öyle ki saçımızın telinden ayak tırnağımıza kadar vücutta etkilemediği organ yoktur. Ancak toplum bu gelişen hastalıkları ölümcül olarak bildiği için obezite hiç suçlanmaz. Bu yüzden obezite sinsi sinsi vücudumuzu kemiren kronik bir hastalıktır. Obezitenin insan ömrünü normal kişilere göre 15 yıl kısalttığı bilinmektedir. Tüm bu hastalıklara yol açan bu sağlık sorunu için en önemli nokta ise obezite önlenebilir bir hastalıktır. Yani obezite kader değildir; Mücadele edilebilecek bir hastalıktır.

Bazı hastalıklar genetiktir; ne yapsak da hastalığın gelmesi kaçınılmazdır. Bazı hastalıklar genetik zeminde vardır; ancak yapılan yanlışlarla ortaya çıkar. Bazı hastalıklar da vardır ki büyük oranda günlük hayatımızda yaptığımız yanlışlardan oluşur. İşte obezite böyle bir hastalıktır. Yani hayatımızdaki yapacağımız değişiklilerle obezite ve yaratacağı sorunlardan kurtulmak mümkündür. Bunun için nedenlerini şöyle bir sıralamak istiyorum

Genetik nedenler: Obezite hastalığı bazı kişilerde genetik olarak geçebilir. Aslında bu geçiş tamamen hastanın kaderi değildir. Ailesinde obezite hastalığı olan kişiler obez olmaya yatkındır ve dikkat etmesi gerekir.

Hormonlara ve metabolizmaya bağlı nedenler: Tiroid rahatsızlığı ve insülin direnci gibi hastalığı olanlarda ve böbrek üstü bezi hastalığı (Cushing Hastalığı) olan kişilerde obezite hastalığı metabolizmadaki bozukluklara bağlı oluşabilir. Bu iki neden vücuttan kaynaklanan nedenlerdir. Ancak bu nedenlerin dışındaki tüm nedenler önlenebilir ve değiştirilebilir nedenlerdir.

Obez kişiler incelendiğinde daha sıklıkla kadınlar, düşük eğitim düzeyi olanlar ve düşük gelir düzeyi olanlarda daha fazla olduğu görülmektedir. Bu durum aslında bilinçsiz yemek yeme alışkanlıkları, fiziksel aktivite eksikliği ve sağlıklı gıdaya ulaşım eksiklikleri olarak değerlendirilir. Tabiki psikolojik durum da burada etkilidir. Çünkü depresyona girdiğimiz zaman fazla ve yüksek kalorili gıdalarla beslenmeyi tercih ederiz. Bu beslenme kilo artışı yaparken fazla kilo depresyona yol açıp tekrar yemek yemeye teşvik eder. Yani tam bir ölüm kısır döngüsü oluşur.

Yemek yeme vücudumuz için ihtiyaç ancak fazla yemek yemenin bir bağımlık olduğunu lütfen unutmayalım. Tıpkı sigara ve alkol bağımlılıkları gibi. Hatta sigara ve alkol bağımlılığı olan kişilerde obezite daha fazla görülmektedir. Yani bir bağımlılık diğer bağımlılığı tetikliyor diyebiliriz.

Şehrimizdeki en büyük obezite nedenlerinden biri de geleneksel beslenme şeklimiz ve yemek kültürümüzü de gözardı etmememiz gerekiyor. Maalesef yemek kültürümüzde karbonhidrat ve yağlı beslenme ön plandadır. Bu da vazgeçilemez şekilde aşırı kaloriyi getirmektedir.

Bir diğer neden ise tüm dünyada baş döndürücü bir şekilde gelişen teknolojiye ayak uydurmamız hayatımızı kolaylaştırırken hareketlerimizi azaltmamıza yol açmaya devam ediyor. Telefonlar, arabalar, yürüyen merdivenler, asansörler, hatta internetten alışveriş derken neredeyse hiç kıpırdamadan yaşamımızı devam ettiriyoruz. Bu durum konfor gibi görülse de hareket azlığı obezitenin en büyük nedeni olmaktadır. Üstüne üstlük bol, çeşitli ve hazır gıdalara kolay ulaşım aşırı beslenmeyi tetiklemektedir. Yani kısacası konforumuz arttıkça obez oluyoruz ve ölüme yürüyoruz.

Görüldüğü gibi ne kadar ciddi bir hastalık ve nedenleri çözülebilir hep elimizde olan nedenlerden oluşmaktadır. Bu nedenle bireylerin ve toplumun sağlığı için obeziteyi görmeli, okumalı, anlamalı ve mücadele etmeliyiz. Obezite kaderimiz olmayacak. Sağlıklı günler dilerim.