İnsanoğlu olarak iyice sevgiden uzaklaştık.
Sevmek, sevebilmek, sevilmek duygularını kaybeder olduk.
Bırakın hayvan sevgisini insanoğlu olarak birbirimize dahi tahammülümüz yok.
Hep bir düşmanlık peşindeyiz.
Birbirimizin ayağını kaydırmaya çalışmaktan, hep ben birilim havasında gezmekten, bu iş ancak benden sorulur egosuna kapılmaktan başka bir işimiz yok sanki.
Bu durum yaşadığımız çağdan mı kaynaklanıyor yoksa biz mi farklılaşıyoruz bilmiyorum ama
gelecekte bizi sevgisiz bir dünya bekliyor sanırım...
Hiç kendimize şu soruyu soruyor muyuz;
Niye sevemiyoruz?
Evet niye sevemiyoruz?
Belki karakterimiz böyle,
Belki sevgisizlikten hoşlanıyoruz,
Belki sevmediğimizin farkında değiliz,
Belki ruh halimizi kontrol edemiyoruz,
Belki egolarımızı yenemiyoruz,
Belki isteyerek sevmiyoruz...
Kolay bir soru görülse de cevabı o kadar kolay veremiyoruz.
Oysa çocuklar için bunun cevabı o kadar kolay ki?
'Beni seviyor musun?' desem
Ellerini açarak, "Kocaman seviyorum" der ve bir de gelir sarılır.
Hepimiz çocukken aynı duygudaydık.
Ama büyüdükçe, iş güç sahibi olup yetişkin olduğumuzun farkına vardığımızda "Kocaman Seviyorum" ifadesi sevgisizliğe, düşmanlığa dönüşüyor.
O sevgi dolu büyük kalbimiz küçük bir hal alıp kendini sevgisizliğe hapsediyor sanki.
Ama bir sevsek, sevebilsek tüm dünya olarak yeniden çocuk ruhlu halimizi alırız.
İşte o zaman dünya yaşanabilir bir hal alır.
İnsanlık barış içinde bir hayat sürer.
İşte o zaman insanlığımızın gereğini yapmış oluruz.
Bu anlamda bir öğretmen ile öğrenci arasında geçen şu fıkra oldukça düşündürücüdür;
Gel oğlum. Kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.
Buyurun, sorun öğretmenim
Canlılar kaça ayrılır?
Dörde ayrılır öğretmenim.
Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım.
Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar!
Çocuklarda insan değil mi oğlum?
Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim.
Peki, şimdi yeniden say bakalım.
Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar!
Oğlum, insanlara ne oldu?
Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim..