2026 Dünya Kupası Elemeleri E Grubunun ilk maçında Gürcistan’ı deplasmanda 3-2 yenen A Milli Takım, ikinci maçında Konya’da son Avrupa Şampiyonu İspanya karşısında çaresizliği ilklerinde hissedip sahadan 6-0 gibi hezimet kabul edilecek bir mağlubiyetle ayrıldı.

Biletlerin satışa çıkar çıkmaz tükendiği Konya’da Milli Takım futbolcularının motivasyonunu artırmak üzere her şey planlanmıştı. Kafilenin stada intikali sırasında otelden stadyuma kadar taraftarlar takıma coşkuyla refakat etti. Tribün coşkusuna ve baskısına ülkelerindeki arena kültürü ve futbol ambiansı vesilesiyle alışık olan İspanyol futbolcular topu aldıklarında tribünden yükselen ve vuvuzelayı andıran gürültüden olumsuz yönde hiç etkilenmedi.

Aslında İspanya’nın vuruşu ile başlayan maçta ilk gol pzosiyonu Türk Milli Takımı üretmiş ve kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun uzaktan sert şutunu kaleci Unai Simon güçlükle çelmişti. Bu pozisyonda topa tekrar sahip olan İspanya 5.dakikada savunma arkasında atılan topla gole çok yaklaştı ama Nico Williams'ın vuruşunu Uğurcan Çakır nefis kurtardı.
6.dakikada ceza yayı üzerinde topla buluşan Pedri çalımla önünü boşalttıktan sonra plase bir vuruşla topu ağlara gönderirken İspanyol takımının sahada neler yapabileceğinin ilk işaretini verdi.

Takımı adına sahada iyi işler üreten Arda Güler 8.dakikada ters topla Kenan Yıldız'ı hareketlendirdi. Kenan’ın pasıyla ceza sahasına giren Eren Elmalı'nın vuruşunda top direğin yanından auta çıktı ve önemli bir eşitlik fırsatı kaçtı.
Türkiye’nin gol üretmek için yüklendiği anlarda savunma refleksini hızlı bir şekilde hücum organizasyonuna dönüştüren İspanya özellikle genç yıldızı Lamine Yamal’ın çizgiden taşıdığı uzun toplarla etkili oldu. Nitekim 22.dakikada İspanyol oyuncuların ceza alanı içinde mekik dokurcasına seri paslaşmaları bizim savunma oyuncularına şaşıya döndürürken kaleyi cepheden gören Merino bomboş pozisyonda fantastik bir vuruşla durumu 2-0’a getirdi.

İspanya ataklarını durdurmakta güçlük çeken Millilerimiz 26.dakikada Kenan Yıldız ile bir kez daha gole yaklaştı ama soldan ceza alanına giren oyuncunun şutunda kaleci Simon topu kornere çeldi.
44.dakikada Nico Williams’ın sakatlanması İspanya’yı değişikliğe zorladı ve Ferran Torres oyuna girdi. İlk yarının sonuna iki dakika ilave edilmişti ki son dakika oynanırken İspanyol takımı sol kanattan geldi, Pedri’nin içeri yolladığı topu Merino ağlara göndermekte zorlanmadı.
İlk yarıda skorun misafir takım lehine 3-0 olması bir yana; boğaların top ustalığı, oyun disiplinine sadakati ve kararlılığı ikinci yarı için ümitleri kırıyordu.

İspanya’nın sahadaki 4-3-3 dizilişine karşı 4-2-3-1 tertibi ile mücadele etmeyi tercih eden Montella ikinci yarıya başlarken Yunus Yunus Akgün'ün yerine Oğuz Aydın’ı oyuna dahil etti.
Savunma bloğundaki topu hücum bölgesine aktarmada son derece ustalıkla hareket eden İspanyollar 53.dakikada Türk Milli Takım'ın kullandığı köşe vuruşunun ardından Lamine Yamal ile hızlı bir atak başlattı. Onun pasında Uğurcan ile karşı karşıya kalan Ferran Torres vuruşta hata yapmadı ve adeta üç dakika önce kaçırdığı fırsatı telafi edip meşin yuvarlağı ağlara gönderdi.
58.dakikada Yamal ile başlayan hücumda Merino ceza sahası dışından topu filelere yollamakta ustalık gösterdi ve skoru 5-0’a getirirken hat trick yaptı.

Rakip kaleye yüklendiği anlarda savunma düzeni almakta maharet gösteremeyen Millilerimiz 62.dakikada aynı hatayı yaptı. Kontratakla gelen İspanya bu defa Pedri’nin vuruşuna çaresiz kaldı...
Skor 6-0’a geldikten sonra Montella 63.dakikada Eren’in yerine Ferdi Kadıoğlu’nu, Mert Müldür’ün yerine de Zeki Çelik’i, 68.dakikada Hakan Çalhanoğlu’nun yerine Orkun Kökçü’yu ve 82.dakikada İsmail Yüksek’in yerine Salih Özcan’ı oyuna alarak aksiyon üretmeye çalıştı. Luis De La Fuente ise 68’de Pedri’nin yerine Frutos, Oyarzabal’ın yerine Lopez, 74.dakikada da Yamal’ın yerine Alvaro Morata, Zubimendi’nin yerine Rodri’yi sahaya alırken, gol üretmekten ziyade oyun kontrolünü sürdürdü.
Özetle; Gürcistan deplasmanında skoru lehine 3-0’a getirdikten sonra oyunun hâkimiyetini yitiren ve kalesinde gördüğü iki golle tehlikenin eşiğine gelen A Millilerimiz o maçın şokundan kurutamamış bir vaziyetteydiler. Üç puan aldığımız hale, o maçın beş-altı dakika uzatması olsa çaresizliği yaşamamız söz konusuydu. Kısaca, Pazar’ın gelişi Perşembe’den belliydi.
Milli Takımda sahanın her bölgesinde dünya yıldızı olan İspanya’ya karşı geliştirilmiş bir oyun kalıbı ve önlemi yoktu. Yenilgi beklenen bir sonuçtu ama hezimet boyutunda olması hayal kırıklığına uğrattı.
Maç sonunda Teknik direktörlerin yaptığı basın toplantısı ise ders niteliğindeydi. Luis De La Fuente elde ettikleri tarihi skora rağmen, daha geliştirmeleri gereken çok yönleri olduğunu söylüyordu. Biz daha başlama aşamasında mıyız acaba?