Futbolu gazete sayfalarından ve TRT radyolarından takip edebildiğimiz yıllarda mahallemizde bir grup arkadaşla el ele verip Konyaspor tribünlerinin müdavimi olmuştuk. Ekip başımız Ramazan Topraklık her maç günü sabahın erken saatlerinde başına yeşil beyaz şapkasını, omzuna atkısını alıp her birimizin evine gelir, toplanıp stadyumun yolunu tutardık. Yerimiz maraton tribününde, Nalçacı grubunun arasındaydı. Diğer maçları da sırayla bir arkadaşımızın evinde radyodan dinlerdik.

Whatsapp Image 2025 11 11 At 15.19.25
İçindeki Konyaspor sevdası büyüdükçe Ramazan kabına sığamaz oldu ve takımın peşinden deplâsman yollarına revan oldu. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa gibi şehirler neyse de Diyarbakır, Mardin gibi terörün kol gezdiği yerlerde de Ramazan hep Konyaspor’un ardında oldu. Bazı deplâsman seyahatlerinde onunla yolumuzu birleştirdik. Mesela ilk şampiyonluk yılımızda grubun diğer şampiyonluk adayı Bakırköy’ü Şenlikköy stadında 3-1 yendiğimiz maç Ramazan taraftar grubuyla gitmişti. Devre arasında tel örgüler arkasında görüştük ve kafileden ayrılıp bana yol arkadaşı oldu. Sonraki yıllarda Denizlispor ve Malatyaspor deplâsmanlarına birlikte giderek sevinci ve hüznü birlikte yaşadık.
İmam Hatipli olan ve uzun yıllar eczacı teknikerliği yaparak emekli olan Ramazan bundan sonra adeta kendini spora vakfetmişti. Vaktinin çoğunu Konyaspor’un alt kategorilerini ve salon sporlarını takip etmekle değerlendiriyordu. Beleşçi değildi, her sezonun başında kombinesini alır, deplâsman planlamasını yapardı. Diplomasının da hakkını verir, yol üstü mescitlerde arkadaşlarına imamlık yapardı.

Whatsapp Image 2025 11 11 At 15.28.52
Kâzım Admış, Zeynel Soyuer, Coşkun Süer, Arda Vural, Kadri Aytaç, Arif Çetinkaya, Nevzat Güzelırmak gibi isimler yeni nesil taraftarın zihninde olmayabilir ama Ramazan şimdi adı 1. Lig olan, o dönemin 2. Liginde can çekişen, sonra da Anadolu Kartalı olarak şampiyonluk yarışlarının etkili aktörü haline gelen Konyaspor’a tanıklık eden ender kıdemli taraftarlar arasındadır.
Birkaç hafta önce iç sahada Beşiktaş’a 2-0 kaybedilen maçtan sonraki günlerde telefon etti. Büroda olmadığımı söyleyince, “Gençlerbirliği deplâsmanı benim son maçım olacak” dedi. Futbolda unutulan bir gelenek var. Eskiden kulüpler, takımlarıyla özdeş hale gelmiş futbolcuları için jübile maçı tertip ederdi. Aidiyet ya da vefa duygusunun pörsümesinden mi nedir, yıllardır bir jübile maçı görmemiştik ama Ramazan kendine adeta bir taraftar jübilesi ayarlamıştı. Nitekim o gün tribünden sosyal mecraya yansıyan, arkadaşlarının Ramazan dede ye veda görüntüleri bu hissi uyandırıyordu.
Ramazan’a “Sen sevdandan vazgeçmezdin” diyecek oldum, “Vazgeçtiğimden değil, deyip biriktirdiği memnuniyetsizlikleri serdetti:
“Federasyon adeta mim koymuş Konyasapor’un üzerine, her hafta takımı, taraftarı disiplin kuruluna sevk ediyor. Hakemler desen, kararları yanlış mı yanlı mı belli değil! VAR, AVAR diye bir şey ürettiler, onu da diledikleri gibi kullanıyorlar. Bir de statlara giriş eziyet haline getirildi, cihaz passolig kartını okumuyor ve turnikede sıkışıp kalıyoruz. Çözüm değil sorun üretiyorlar.”
Anlattıklarının üzerine son günlerde bir de kirlilik düzeyinin ne boyutlarda vardığını işaret eden, hakem ve futbolcuların dâhil olduğu bahis operasyonu eklenince Ramazan’ın veda kararı ve jübile zamanlaması büyük bir anlam kazandı.


Saçlarını Konyaspor’un peşinde koşarak ağartan, görme oranını yüzde on beşe gerilemesine rağmen bu vakte dek armanın peşinde koşmaktan geri durmayan Ramazan’ın vedası, statlarda tribün desteğinin neden eksilmekte olduğunun göstergelerindendir.
Şimdi benim Ramazan’dan beklentim ve tavsiyem; kırk beş yılda statlarda yaşayıp gördüklerini kaleme almasıdır.