Bu günkü köşemi “Kütüphaneler Haftası” dolayısıyla kütüphanelerin önemine, kitap okumanın güzelliğine ve ayrıcalığına ayıracağım.

Kitap, Arapçada ketebe fiilinden türetilmiştir. Ketebe: 3. Şahıs geçmiş zaman yazdı anlamındadır. Kitap ise yazılmış şey, anlamında nesnedir; yani yazılan herhangi bir şeyin ismidir. Kelime, Türk halkı tarafından çok benimsenmiş ve kullanılmıştır. Kelime, Türkçede kelimenin sonunda yumuşak sessiz harf olmadığı için sonu “p” ile okunarak Türkçeleşmiştir.

Kitapların muhafaza edilerek konularına göre sınıflandırılıp en kısa zamanda ve faydalı bir şekilde okuyucuya buluşturulan mekânlar ise kütüphanelerdir. Hane Farsçada ev demektir. Kütüb ise kitaplar demektir. Her iki kelimede birleşerek ism-i mekân kelime gurubunu oluşturmuştur.

Kitap, insanı bilinmeyen bir dünyaya götüren, esrarlı hayatların, odaların kapılarını açan anahtardır. Her kitap içinde gizli bir hazine saklar. Okuyucu o gizliliği ortaya çıkardığı vakit kendine güveni artar, yapılmazı becerdiği için kendinde olağanüstü bir güç bulur.

Çocuklarımızın ufkunu açmak için kitabı sevdirmemiz gerekmektedir. Bunun için çocukların yaşına uygun kitapları seçmek ve çocuğun merakını ve ilgisini uyandırmak gerekir.  İlkokul 2-3 sınıflarda çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için bol resimli ve iri harflerle yazılmış, 20 sayfayı geçmeyen kitaplar tercih edilmelidir. Masallar, küçük küçük halk hikâyeleri, hayvan masalları, destanlar çocukların en çok ilgisini çeken kitaplardır. Samet Behrengi'nin hikâyeleri, Nasrettin Hoca fıkraları, Dede korkut hikâyelerinin tek tek resimli basımı kitaplar yine bu yaş gurubu çocukların okuması gereken kitaplardır. Aksi takdirde resimsiz, küçük harflerle yazılmış 50-60 sayfalık kitaplar bu yaş gurubunu sıkar ve okumaktan nefret ettirir.

4.ve 5. Sınıf yaş gurupları yine 55—60 sayfayı geçmeyecek şekilde bazı sayfaları resimli en az 14 punto ile yazılmış hikâyeler çocukların hizmetine sunulmalıdır. Çocukların okuyacağı kitaplar, öncelikle kendi milli kültürlerinin ürünleri olmalıdır. Körü körüne bir yabancı hayranlığı oluşmaması için çocuğun öncelikle kendi kimliğini bilmek ve karakterinin oluşmasına yardımcı olacak kitaplar seçilmelidir. Bizim tarihimizde destanlar yaratan o kadar çok kahramanlarımız var ki bunlar öncelikle ele alınmalıdır. Çekirdeğin hasar görmeden, mutasyona uğramadan sağlam bir şekilde oluşması için çocuklarımızın milli kültürden beslenmeleri gerekmektedir. Dede Korkut Hikâyeleri, Eski Türk kahramanları, Ömer Seyfettin'in Hikâyeleri, Ziya Gökalp'in Altınışık'ı, Bin Bir Gece Masalları, Kemalettin Tuğcu serisi, Nasrettin Hoca fıkraları, I. Dünya savaşı ve Milli Mücadele kahramanları ile ilgili kitaplar bu yaş gurubunun ilgisini çeker.

Ortaokul çağında ise kitapların sayfa adedi biraz artırılmalı, 120-150 sayfayı bulan hikâye kitapları çocuklara okutulmalıdır. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Abdullah Ziya Kozanoğlu, Reşat Nuri Güntekin'in hikâyeleri ve karmaşık olmayan kısa soluklu romanları yine bu çağ çocuğunun okuyacağı kitaplardır.

Lise çağına gelmiş çocuklar ise hem Türk klasiklerinden hem de dünya klasiklerinden örnekler okumalıdırlar. Türk klasiklerinden Yakup Kadri, Reşat Nuri, Hüseyin Rahmi, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Mithat Efendi, Recâizâde Mahmut Ekrem, Namık Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın; Cumhuriyet dönemi yazarlarından ise Halide Nusret Zorlutuna, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, Bekir Büyükarkın, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Ziya Gökalp, Peyami Sefa, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif, Arif Nihat Asya, Hüseyin Nihal Atsız, Yahya Kemal gibi yazarların kitapları çocuklara tanıtılmalı, sevdirilmelidir. Yabancı yazarlardan ise Tolstoy, Dostevyeski, Turganyev,  Monteskiyö, Volter, J.J. Russo, Şekspir vs. yazarların kitapları okunmalıdır.

 Çocuklar lise çağında hem kendi klasiklerini hem de yabancı klasikleri okudukları zaman mukayese gücü artacağından kullanılabilir bir bilgi birikimine sahip olabileceklerdir. Eleştiri mantığı gelişecek, ilme merakları artacaktır.

Netice bir kitap, bir çocuğu canavar yapabileceği gibi insanlığa son derece faydalı bir sosyolog, filozof ve edebiyatçı da yapabilir. Bunun için kendi milli kültürlerini zedelemeden çocuklar yaşlarına uygun kitapları okumalıdır.

Öğretmenlerimize ve kütüphanecilerimize bu hususta büyük görevler düşmektedir. Çocuğa hem millet olma bilincini geliştirecek kitaplar verilmeli hem de onlara ileriki mesleki hayatına yön verecek kitaplar verilmelidir. Çocuğun hayal dünyasını zenginleştirecek, 500 kelimeyle değil de en az 5000 kelime ile konuşabilecek kitapların okunması son derece elzemdir.

Kütüphanecilerimiz sadece senenin belirli bir haftasında değil, her ay belirli periyotlarla okullarda okuma günlüğü düzenlemeli, çocukları kütüphaneye çekmenin yollarını araştırmalıdır. Kültür bakanlığı destekli projelerle çocuklar arasında dereceye giren çocuklar mükâfatlandırılmalı, okumaya özendirilmelidir.

Ne dersiniz uçurtmanın iplerine takılıp göklere yolculuk etmeye var mısınız?

Haydi, çocuklar kitaba, kütüphaneye! Yeni bir dünya keşfetmeye!

NOT: 31 Mart Salı günü Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Hocanın ve Seyit Küçükbezirci'nin saat 14'te İl Halk Kütüphanesinde Kütüphane ve Kitap konusunda konuşmaları vardır. İlgilenenlere duyurulur.