Gazeteciliğin bir kamu hizmeti olduğu, tabiri caizse dördüncü kuvvet olduğu düşünüldüğünde eleştirmek, işini yapmaktan öte bir durum değil! Ancak, bugün geldiğimiz noktada eleştirinin rengi çok değişmiş durumda. Öyle bir çemberin içindeyiz ki; eleştirdiğimiz bir kişiyi, kurumu farklı bir yönüyle takdir edemiyoruz. Bugün bir yüzünü övdüğümüz kurumun açığını eleştirdiğimizde ‘ne oluyor’ deniliyor. Bir şey olduğu yok, biz de sadece işimizi yapıyoruz yahu!
Bir ‘taraf’ı eleştirmek, bizi diğer tarafın adamı, karşının taksisi yapmıyor; en azından bu işi hakkıyla yapan kişileri. Nihayetinde eleştirmek kolay, neyi eleştirdiğimizi düşünüp toplum yararı gözettiğimizde un elekten geçecek.
Aynı konu, övgü için de geçerli. Birileri şehir adına iyi kararlar alıyor, -kime göre, neye göre- doğru bir adım atıyorsa bana göre, bu da pek tabi başında yer almalı. Şimdiden sinyalleri yakmış olayım ki eleştiriler ve pek tabi övgüler de yer alacak yazılarımda.