A Milli Takımımız, UEFA Uluslar Ligi'nde oynadığı dört karşılaşmayı kaybediyor ve sıfır çekiyor, TFF Başkanı susuyor!
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu tutuklanıyor, TFF Başkanından “tıs” yok!
Hemşerisi, Üst Klasman Hakemi Yasin Kol ve yardımcısı tutuklanıyor TFF Başkanı ortalarda yok!
Şaibeli bir lig oynanıyor, ama sevgili Federasyon Başkanı salağa yatıyor, iyi mi?
xxx
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu sonunda konuştu…
Konuştu konuşmasına da, açıklamalarının bazı bölümlerini okuyunca insan ister istemez duruyor…
Özellikle de şu sözleri insanın tüylerini diken diken ediyor…
Televizyon televizyon gezenler…
Sağda solda yazanlar…
Sosyal medyada ahkâm kesenler…
Algı operasyonu yapanlar…
“Bütün bu olayların sorumlusu gazetelerde yazanlar, televizyonlarda konuşanlar, sosyal medyada borusunu öttürenler” demeye getiriyor Hacıosmanoğlu…
Pardon Sayın Başkan!
Ortada Türk futbolunu temelinden sarsan bir soruşturma varsa, gazeteci ne yapacak?
Susacak mı?
Soru sormayacak mı?
Yazmayacak mı?
Türkiye Futbol Federasyonu’nu yönetenlere “Burada neler oluyor?” demeyecek mi?
Bunun adı ahkam kesmek değil, kamuyu bilgilendirmek…
Bunun adı gazetecilik.
xxx
Şunu baştan söyleyelim…
Soruşturma kapsamındaki insanların suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verecek olan Türk adaletidir…
Daha öncede söyledim ve yine söylüyorum…
Kimsenin peşinen mahkum edilmesini de doğru bulmam…
Ama başka bir şey var…
Adli sorumluluk başka, idari sorumluluk başka…
İşte üzerinde durulması gereken nokta da burası…
İbrahim Hacıosmanoğlu, “15, 20, belki 30 yıllık futbol kokuşmuşluğunu iki yıllık başkanlığıma mal etmeyin” diyor…
Eyvallah…
Haklı da olabilir…
30 yılın hesabını iki yıllık başkana yüklemek elbette doğru değil…
Lakin, Hacıosmanoğlu’nun işaret ettiği bu yıllarda Akçaabat Sebatspor’da yöneticilik, Trabzonspor’da başkan yardımcılığı ve başkanlık yaptığını da ıskalamamak lazım…
Dolayısıyla da, Trabzonspor’da yöneticilik ve başkanlık görevlerinde bulunmasından dolayı da, doğal olarak Kulüpler Birliği’nin üyesi oluyor…
Anlayacağınız 20 yıldır futbolun içerisinde…
Geçtik yirmi yılı…
Peki o iki yılın hesabını kime soracağız?
Bu iki yıl içinde Konyaspor’un ya da bazı Anadolu kulüplerinin puanları çalınırken, hakları gasp edilirken, kim muhatap alınacak?
Konyasporlu Maltepe Hasan ya da Fenerbahçe tribünlerinin Rambo Okan’ı da olmadığına göre, kimin kapısı çalınacak?
xxx
Türkiye Futbol Federasyonu’nun başında kim var?
İbrahim Hacıosmanoğlu…
Merkez Hakem Kurulu kime bağlı?
Türkiye Futbol Federasyonu’na, dolayısıyla Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu’na…
Hakem sistemi kimin çatısı altında işliyor?
Türkiye Futbol Federasyonu’nun…
O halde futbol kamuoyunun soru sormasından daha doğal ne olabilir?
Kimse sizden 30 yılın faturasını istemiyor Sayın Başkan…
Ama kendi döneminizde yaşananların cevabını istemek de puanları çalınan takımların hakkı…
Hem de sonuna kadar.
xxx
Ben yıllardır hakemlerin maçların önüne geçtiğini yazıyorum…
MHK’yı yazıyorum…
Konyaspor’un canının yandığı maçları yazıyorum…
Bir değil, iki değil…
İnsanlar dönüp, “Bu kadar da tesadüf olur mu?” diye soruyor.
Konyaspor-Kayserispor maçında yaşanan VAR çizgisi tartışmasını bu ülke konuşmadı mı?
Konyaspor’un 90. dakikada attığı nizami gol VAR marifetiyle iptal edilmedi mi?
O maçta AVAR görevi yapan üst klasman hakemi Emre Kargın, golün nizami olduğunu söylediği için, bu gencecik hakeme zulüm etmediniz mi?
Konyaspor-Kasımpaşa maçının ardından yaşananları görmedik mi?
Fenerbahçe maçındaki tartışmalı kararları yazmadık mı?
Bunları yazarken ne denildi?
Hakem hatası…
İnsan hatası…
Tesadüf…
Futbolun içinde olur…
Olabilir…
Ben bugün de çıkıp, “Konyaspor’a karşı organize bir yapı vardı” diyemem…
Allah’tan korkarım…
Elimde böyle bir hüküm verecek belge yok…
Ama şimdi ortaya çıkan soruşturma nedeniyle geçmişte sorulan soruların yeniden incelenmesini istemek kadar doğal bir şey de yok...
Kaldı ki, Emre Kargın, MHK Başkanı ile ilgili suç duyurusunda bulundu…
Haberiniz var mı?
xxx
Sayın Hacıosmanoğlu’nun bir başka sözü daha da dikkat çekici…
“Yan yana geldiğimizde bana tek kelime edemeyen insanlar” diyerek, aba altından sopa gösteriyor!
Bir kere Türkiye Futbol Federasyonu, Konya’daki Kuşçu kahvesi değil…
Mesele kimin kime yüz yüze ne söyleyebildiği meselesi hiç değil…
Mesele şaibesiz Türk futbolu ve Adalet…
Federasyon başkanlığında ölçü yumruğu masaya ne kadar sert vurduğunuz değil, yönettiğiniz kurumun ne kadar şeffaf olduğudur…
“Hayatım boyunca dik durdum” demek kıymetlidir…
Ama futbol kamuoyunun bugün ihtiyacı olan şey kişisel cesaret ya da ağır abi görüntüleri değil…
Bunlar kolay söylemler…
Hele hele, “Kurtlar Vadisi” ya da “Deli Yürek” veya “Çukur” gibi dizilerden sonra, bu tür ağır abi söylemler, 7’den 77’ye herkesin ağzında sakız olduktan sonra, çokta alıcısı yok, bu tür sokak ağızlarının!
Zor olan futbolda yaşananlarla ilgili sorulara cevap vermek…
Hakem yapılanmasında denetim mekanizması neden işlemedi?
Klasmanlarla ilgili ortaya atılan iddialar daha önce federasyona ulaştı mı?
Ulaştıysa ne yapıldı?
Ulaşmadıysa neden ulaşmadı?
Hakem atamalarında hangi denetim sistemi vardı?
Soruşturmanın ardından geçmiş sezonlardaki tartışmalı uygulamalar yeniden incelenecek mi?
Kulüplerin itirazları dosya dosya açılacak mı?
Federasyon kendi içerisinde bağımsız bir inceleme başlatacak mı?
Kamuoyuna sonuçları açıklanacak mı?
İnsanların beklediği bunlar.
Bunları soran gazeteciyi “algı yapıyor” diyerek bir kenara koymak en kolay yol.
xxx
Bir de “Türk futbolunun itibarını korumak ve marka değerini artırmak” meselesi var…
İtibar gerçeklerin konuşulmasıyla zedelenmez…
Gerçeklerin üzerinin örtüldüğü düşüncesi oluşursa zedelenir…
Bugün Türk futbolunun ihtiyacı sessizlik değil, şeffaflıktır…
Çünkü artık birkaç kötü hakem kararı tartışmıyoruz…
Bir sistem tartışılıyor…
Bir yapı tartışılıyor…
İnsanların futbola olan güveni tartışılıyor…
Kulüpler milyonlarca Euro harcıyor…
Başkanlar servetlerini ortaya koyuyor…
Taraftar cebindeki son parayla kombine alıyor…
Şehirler takımlarının peşinden gidiyor…
Böyle bir ekonominin ve böylesine büyük bir sosyal yapının yönetiminde “Bize güvenin” demek tek başına yetmez.
xxx
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun söylediği bir şeye ise katılıyorum…
Türk futbolunun sorunları bugün başlamadı…
Bu yapı yıllardır problemli…
Hakem tartışmaları dün çıkmadı...
MHK tartışmaları dün başlamadı…
Federasyonlara yönelik güvensizlik de yeni değil...
Tam da bu nedenle önünde tarihi bir fırsat var…
Eğer gerçekten Türk futbolunun temizlenmesini istiyorsa…
Kim olduğuna bakmadan…
Dostmuş, arkadaşmış, federasyon içerisindenmiş demeden…
Dosyanın gittiği yere kadar gitmesine destek olacak…
Kendi dönemindeki hatalar varsa onların da üzerine gidecek…
Kaldı ki, var…
Gerekirse kendi yönetimini de sorgulayacak…
İşte o zaman “gövdemi taşın altına koydum” sözünün bir karşılığı olur…
Yoksa herkes konuşur.
xxx
Son sözüm şu; sayın Hacıosmanoğlu…
Gazetecilere kızmayın…
Soru soranlara da kızmayın...
Sosyal medyada eleştiri yapan herkesi aynı torbaya koymayın…
Elbette algı yapan vardır…
Elbette fırsat kollayan vardır…
Elbette rol kapmaya çalışan da vardır...
Ama yıllardır bu futbolun içinde olan, yanlış gördüğünde yazan insanları da “ahkâm kesenler” diye tarif etmek haksızlık olur…
Çünkü bugün savcılığın soruşturduğu bazı başlıkları, futbol kamuoyu yıllardır konuşuyor…
Bizim görevimiz soru sormak…
Sizin göreviniz cevap vermek…
Ve şu anda Türk futbolunun ihtiyacı olan şey ne kavga ne meydan okuma ne de hamaset…
Türk futbolunun ihtiyacı olan şey çok açık: Gerçekler ortaya çıksın…
Sorumlular kimse hesabını versin…
Ve…
Bir daha hiç kimsenin “Acaba?” demek zorunda kalmayacağı bir futbol düzeni kurulsun…
Gerisi teferruat.