Gürültü, bir çevre kirliliğidir, bir ruh kirlenmesidir diye yazmıştım çok önceleri. Gürültüden patırtıdan, şehir magandalarından, çevreyi rahatsız eden sokak düğünlerinden, düğün konvoylarından şikâyet etmiştim.
Hız yarışı yapan egzozu sökülmüş motosikletlerden, trafik kurallarını hiçe sayan Şahincilerden, yollarda S çizerek tehlike saçan otomobil sürücülerinden dert yanmıştım.
Şehirde yaşamanın, medenî olmanın birbirimizi rahatsız etmeden, elimizle, dilimizle kimseyi incitmeden mümkün olacağını, sessizliğin, sükûnetin güzelliğini, kafa dinlemenin gerekliliğini de yazmıştım.
Ama koca şehirde gürültü anarşisi devam ediyor, koca gürültüleri gören yok duyan yok. Önlem alan yok. Ne Valilik ne Kaymakamlıklar ne Belediyeler ne de Emniyet Teşkilâtı hiç biri gürültüyü engelleyecek radikal kararlar alamıyor, gürültü yapanlar göz ardı ediliyor. Yetkililer adeta üç maymunu oynuyor.
Şımaranın şımarıklığı, arsızın arsızlığı, ahlâksızın ahlâksızlığı, magandanın magandalığı yanına kâr kalıyor. Sanki ödüllendiriliyor.
Geçen yıllarda, Büyükşehir Belediyesinin düzenlemiş olduğu bir Uçurtma Şenliği'nde Belediye Başkanı Tahir Akyürek'in düğün konvoylarından, şikâyetini duyunca hayret etmiştim. Öyle ya, bu şehri yönetenler arasında O da vardı. Kimi, kime şikâyet ediyordu?
Önceki gün kıymetli arkadaşım Hüseyin İncili'den bu konuda aldığım bir e-mail, hayli düşündürücü geldi.
Hüseyin İncili kardeşim, çok okuyan, düşünen, tefekkür eden, Bosna Hersek Mahallesi'nde ikâmet eden, tek başına kocaman bir fabrikanın muhasebesini yürüten gerçekten münevver bir insan olarak Vali Bey'e yazdığı bir yazıyla sokak düğünlerinden şikâyetçi olur. Sokak düğünleri önlemek için de güzel bir teklifte bulunur.
Sayın Valim diye başlayan mektubunda 2015 Konya'sına köy muamelesi yapılması yakışık almıyor. Sokak düğünlerine izin verilerek, insanların gürültü kirliliğine maruz bırakılmasında amaçlanan maslahat nedir ki? diye sorar.
Ben bizim mahallemizden örnek vereyim, Bosna'dan, 4-5 okulumuz var, salonları olan, bunların salonları 300-500 TL'na gecelik kiraya verilse, şu sokak zulmü engellense, olmaz mı? diye sorarak güzel bir teklif ortaya atar.
Arkasından Ben ve ailem bu şirret gürültüden, şımarıklıktan mutazarrırız. Bize zarar verenlere ve buna izin verenlere hakkımızı helâl etmiyoruz. HESAP GÜNÜ YAKANIZA YAPIŞMAK İSTEMEM. Saygılarımla diyerek, biraz da sitemkâr bir şekilde sözlerini sonlandırır.
Valilikten cevap gecikmez, gelir: Belirtmiş olduğunuz konu hakkında inceleme yapılmak üzere ilgili birimlerimiz bilgilendirilmiştir denilerek şu açıklama yapılır: Sokak düğünlerinin yasaklanması ile ilgili alınmış kanunî bir karar bulunmamakta olup, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın 03.06.2008 tarih ve 2008/8 no.lu genelgesinin İ bendi gereği çok hassas kullanımların bitişiğinde, alt ve üstündeki alanlarda, konser, gösteri, miting, tören, festival, düğün ve benzeri açık hava faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi yasaklanmıştır.
Halkı rahatsız edecek ve sağlığını bozacak şekilde gürültü oluşması halinde İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı ekipler tarafından ses ölçüm cihazları ile gürültü kirliliği ölçümü yapılmakta olup, düğün sahipleri tarafından, düğün tarih ve saatleri ilgili kaymakamlıklara ve Polis Merkezi Amirlikleri'ne bildirilen, düğünlerin takibi ile aşırı gürültü yaparak yüksek sesle müzik çalan, ses veya gaz tabancaları ile patlayıcı ve parlayıcı ( havai fişek, ses fişekleri, maytap ve benzeri) maddelerin kullananlar ve trafiğin aksamasına sebep olanlar ile saat 24.00'den sonra devam edenler hakkında, 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu ile 5729 sayılı Gaz ve Ses tabancalarının kullanımı hakkındaki kanun kapsamında görevli ekiplerimizce yasal işlem uygulanmaktadır.
Düğün merasimleri, müzikli kutlamalar ve yapılan diğer taşkınlıklar sırasında silah ve patlayıcı madde atılması, davul çalınması gibi olumsuz durumlarla ilgili vatandaşlar tarafından 155 Polis İmdat telefonuna yapılan şikâyet ve İhbarlarda belirtilen bölgelere ekip sevk edilerek gerekli denetimler yapılmaktadır.
Sağlık, mutlu ve başarılı günler diliyoruz diyerek gerekli olan açıklama yapılır.
Ama nedense sokak düğünleriyle ilgili önleyici hiçbir şey yapılmaz ya da yapılamaz. Sokak magandaları, düğün magandaları halkı rahatsız etmeye, korkutmaya hatta öldürmeye devam ederler.
Çünkü her yerde sokaklarda nedense birileri kanuna değil de kitabına uydurarak yapacağını yapmaktadır.
Çünkü verilen para cezaları çok komiktir. Cezalar caydırıcı olmaktan uzaktır. İş işten geçtikten sonra, insanlar rahatsız edildikten sonra verilen cezanın ne hükmü vardır? Birilerinin keyfine, binler insanın huzuru feda edilmektedir.
Bunun için Hüseyin İncili kardeşimiz de haklı olarak aşağıdaki cümlelerle üzüntüsünü ve öfkesini devam ettirir:
Yazılı anayasası bile olmayan gelişmiş ülkeler var, batı görmüş biri olarak sen benden daha iyi bilirsin. Cevabi mektup az gelişmiş olan organımızın beyin olduğunu gösteriyor.
KANUN yoksa ben bir şey yapamam diyen acziyete baksana! Benim-senin zarar görüp görmediğini gelip ölçeceklermiş; yani biz bilmeyiz alet bilir!
BAŞLI BAŞINA BİR GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ OLUŞTURAN EZANDAN ŞİKÂYETÇİ OLURSAN MÜFTÜLÜĞE BAŞVURCAKMIŞSIN
Yani ANAMI EDEN KADI, KİMİ KİME ŞİKÂYET EDEYİM?
KANUN olsa idi, ben zaten kanuna muhalefetten yargıya şikâyet ederdim.
Sen idare olarak hiçbir insiyatif kullanamıyorsan sana ne ihtiyaç var? Osmanlı'da kadılar aynı zamanda kaymakam /muhtar idiler. Dönelim o sisteme, şehri baş hâkim yönetsin
Hüseyin İncili kardeşime teşekkür ediyorum. Eline yüreğine sağlık...
Biz de ülkemizde yaşanan bu düzensizlikleri yazmaya ve anlatmaya devam edeceğiz. İnsanımızın huzuru ve mutluluğu için varsın birileri rahatsız olsun.
GÜNÜN SÖZÜ
İKİ ŞEY YIKAR İNSANI: DOSTUNDAN GELEN İHANET, DÜŞMMANINDAN GELEN MERHAMET. Hz. Mevlâna