“Ağladım tükeninceye kadar gözyaşlarım

Namaz kıldım sönünceye dek kandiller

Usanıncaya kadar rükû ettim

Muhammed'i sordum sende kaybolan

Ey Kudüs, ey nebilerin çıktığı şehir

                                                       (Nizar Kabbani)

Nizar Kabbani’nin gözlerinden kocaman yaşlar akıtarak şiir yazdığı Kudüs’te İsrail zulmü hız kesmeden devam ediyor.

Her ibadet vakti, her Cuma namazı Müslümanlara karşı şiddetin doruğa çıktığı zaman. Müslümanların eli kolu bağlı İsrailliler için ise her şey serbest. Deyim yerinde ise “taşlar bağlı, köpekler serbest”.

İlk kıblemiz, ikinci mescidimiz, üçüncü haremimiz. İsa’nın beşiği. Muhammed (S.A.V)’in miracı. Hz, Ömer’in Fethi, Selahattin Eyyubi’nin rüyası, peygamberler şehri Kudüs.

Üç semavi dinin kutsalı. Kıyamet kilisesi, Süleyman Mabedi ve Mescid-i Aksa’nın ev sahibi.

Kudüs’ün tarihine kısaca bakacak olursak, Hz. Davud zamanında bir devlet kurulur ve başkenti Kudüs olur. Daha sonraki dönemde Babil hükümdarı Nabukadnezar isyan eden Yahudileri sürgün etti ve Süleyman Mabedini yıktı.

Roma Komutanı Titus tarafından Yahudiler ikinci kez sürgün edildiler. Süleyman Mabedi yıktırıldı.

Hz. Ömer zamanında Kudüs fethedildi.

Emevilerden I. Velid zamanında Mescid-i Aksa tekrar inşa edildi.

Selahattin Eyyubi, Hıttin savaşı ile haçlıların elinden Kudüs’ü fethetti.

1516 yılında Kudüs Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlının eline geçti.

1838 tarihinde İngiltere, Kudüs’te konsolosluk açtı.

1897 Basel Kongresinde Filistin de Yahudiler bir devlet kurma kararı alıyorlar.

1917 Osmanlı Devleti Gazze Savaşını kaybeden Osmanlı Filistin’den çekildi.

1918-1948 İngiltere Mandası. İsrail Devletinin ayak sesleri.

1948 İsrail devleti kuruluyor.

1967 Arap-İsrail savaşı Kudüs’ün tamamı İsrail İşgalinde.

1983 Filistin topraklarının işgaline karşı Birinci İntifada.

2000 İkinci İntifada.

Bugün İsrail tüm uluslararası ve alınmış kuralları çiğneyerek Kudüs’ü başkent ilan etmiştir. Birçok ülke buna karşı çıkmaktadır.

Müslümanlar olarak, “Nehirden Denize Özgür Filistin” için her türlü çabayı göstermemiz tartışılmaz görevimizdir.

Selahattin Eyyubi :”Allah’ın evi esaret altındayken Selahattin kendi evinde nasıl yatar? ”Diyor.

Biz genelde Filistin, özelde Kudüs için neler yapabiliriz?

·         Kudüs bilincini önce kendimizden başlamak üzere çevremizde diri tutmalıyız.

·         Şahıs olarak güçlü mümin olmayı, millet olarak da düşmanları yıldıracak bir güce erişmeyi hedef haline getirmeliyiz.

·         Sahip olduğumuz ne varsa; mal, mülk, bilgi, ilgi vb. imkân ve değerleri bu uğurda –herkes kendi gücü nispetinde- seferber etmeliyiz.

·         Kudüs-i şerif ziyaretlerini yapmalıyız ve teşvik etmeliyiz. Filistinli kardeşlerimize durumumuza uygun maddi- manevî destekler vermeliyiz.

·         Dua ederek ilahi rahmeti talep etmeliyiz.

Yazımızı Cahit Zarifoğlu’nun şu cümlesi ile bitirelim : “Kudüs… Bir sınav kâğıdı… Her Mümin kulun önünde…”

Selam ve dua ile..