Kimi zaman eksildik sevdiklerimizin gidişiyle. Kimi zaman çoğaldık, hayatımıza birilerinin girişiyle..
Bazen ağladık, bazen güldük. İncindik, istemeden incittik. Bazen de affetiklerimiz de oldu, vazgeçtiklerimiz de…
Bak bitiyor bir yıl daha..Kopacak ömür yaprağından bir yaprak daha…
Azaldık çoğalırken aslında. Bak koca bir yıl daha bitiyor.
Yetişmek ne mümkün zaman hızına, bir rüzgar gibi esip geçiyor………
Ve 2026 yılına girerken yaşanmışlıklarımız filim gözümün önüne geliyor.
**
Bizim zamanımızda yani bizim kuşakta şimdiki gibi konfeksiyon yani hazır giyim pek yaygın değildi. Anam rahmetli Hadim İlçemizde dokunan Hadim Bezi denilen bezlerden çocuklarına yani bizlere gömlek, işlik, göynek, don, entari, pijama, pantolon diker giyerdik.
Ayrıca aynı çeşitli renklerde bu bezlerden nevresim, sofra altı yahut sofra mendili, çarşaf dikerdi. Hala benim evimde annem rahmetlinin gelinlerine verdiği sofra bezlerini hatıra olarak saklıyorum.
İlkokula gideceğimde babam rahmetli Hacı Ramazan Erkoyuncu’nun oğlu manifaturacı Hacı Ahmet Erkoyuncu’dan kahverengi kadife kumaş aldı. Adem Yavuz Caddesinde Dinlendikli Çekirdeklerin dükkanlarında terzilik yapan Dorlalı köylümüz olan terzi Kazim Sarıoğlu’na dikmesi için verdi.
--- Kazim çocuklar okula gidecekler o zamana kadar çocuklara pantolon dikiver. Dedi. Kazim Amca boynundaki mezro ile benim ölçümü aldı.
---Bana bak Ahmet deftere kaydını yapıyorum; Dorlalı Eşref Yıldız Ustanın oğlu Ahmet Yıldız yazıyorum. Hadi şu destiyi al Çarşı Camiinden su doldur getir bakalım. Dedi. Ben ilk defa pantolon diktirmenin sevinciyle koşa koşa Çarşı Cami şadırvanından destiyi doldurup terzi dükkanına getirdim. Bana;
--- Haydi şimdi doğru evinize git. Pantolonu diktiğimde alırsın. O gün eve sevinçle gittim. Ancak, içim içime sığmıyor çok meraklanıyordum acaba benim pantolonum nasıl olacaktı? Çarşıya bir vesile bulup gidiyor önce Nuri Ağabeyimin dükkanına uğruyor sonra doğru terzi dükkanına gidiyordum. Terziye;
--- Kazim Amca benim pantolunu diktin mi? Diye sorunca terzi Kazim Amca bana;
--- Al şu destiyi Çarşı Camiinden doldur gel. Ben destiyi alıp koşa koşa Çarşı Camiinin Şadırvanında destiyi doldurup getiriyorum. Terzi bana;
--- Daha senin pantolonu dikmedim. Diktiğimde sana haber veririm o zaman götürürüsün tamam mı? Ben boynumu büküp doğru eve gidiyordum. Böyle bir gün beş gün derken günler haftaları aştı hala bizim pantolan dikilmedi. Ne zaman pantolonu sorsam elime destiyi tutuşturur Çarşı Camiinden su doldur gel! Diyordu. Bir gün canıma tak dedi çarşıya giderken tren yolundan eteğime taşları doldurdum. Terziye geldim bütün ciddiyetimle;
---- Terzi Kazim Amca benim pantolonu diktin mi, dikmedin mi? Diye sordum;
--- Dikmedim desem ne yapacan emmi oğlu?
---Ne yapacam kapını pencereni eteğimdeki taşlar ile kıracam. Ne bu yav bir aydır gelip gidiyorum. Her gelişimde elime desti veriyor ve Çarşı Camiinden su getir diyorsun. Senin diktiğin dikeceğin pantolonu falan istemiyorum diyerek kendimi dükkandan dışarı attım. Kalfaları beni tutdular;
--- Gel ahmet pantolonun dikildi. Dediler..Tren yolu kenarından topladığım hepsi bir ayar,atıp vurmaya ayarlı eteğimizdeki taşları yere döktüler. Demek ki, işin halledilirse eteğindeki taşları dökülmesi böyle oluyormuş.
Kazim Amca en sonunda çok geç de olsa askılı bir pantolanu dikmiş. Paketi alır almaz koşa koşa doğru eve gittim. Hemen giydim. Ancak, biz lastikli dona alıştığımızdan askılı pantalonun giymesi çıkarması bizim merasim oldu. Alışıncaya kadar epey uğraştık. Özellikle okulda tenefüste tuvalete gideceğimde beni bir telaş alıyordu.
**
Ah benim canım anam ah senin yıllarca diktiğin donda, göynekte, gömlekte hiç terzi Kazim Amca gibi işi uzatıp bizi bıktırmazdın. Aslen Hadimli olan mahalleden aynı sokakda oturan komşumuz Maliyeci Mehmet Kuduz’un Hanımı Fatma Mariye Teyze Hadim kumaşı bezi her ne ise getirir getirmez hemen anam keser biçer makinanın başına geçtiği gibi hemen dikiverirdi.
O yıllarda genelde mecbur kalmadıkça hazır bez, kumaş alınmazdı. Mariye Teyze paralı parasız Hadim Bezini getirir annem de ihtiyacı kadar alırdı.
Bizim göynek, don, bijama, gömlekleri diker. Daha başka Çarşaf, nevresim, sofra altı, sofra mendili de dikerdi.
Baraj Mahallesinde aynı sokakta komşumuz Maliyeci Mehmet Kuduz’un hanımı Fatma Mariye Teyzenin anlattığına göre benim çocukluk yıllarımda Hadim Bezi Hadim İlçemizde özellikle Aşağı Hadimde her hanede dokunurmuş.
Adana’dan getirilen fabrika artığı ipliklerin özenle bin bir emekle hazırlanıp evlerde dokunmasıyla üretilen Hadim Bezi bizim ve ailelerimizin giyim kuşamı için olmazsa olmaz idi.
Şimdi konfeksiyon yani hazır giyim çoğalınca Hadim Bezi rağbet görmüyor. Şehre gidip hazır kumaşlardan alınıyor. Birçoğu kumaş da almıyor, kumaş alıp terziye diktirmeden çok hazır konfeksiyon ürünleri tercih ediliyor. Sentetik, elyaf insan sağlığına uymayan kumaşlar ve bu kumaşlardan dikilmiş fabrikasyon hazır giyim tercih ediliyor.
Hadim Bezi kumaşı ya saf yün ya da saf pamuk olurdu. İnsan sağlığına uygun zararı olmayan ürünlerdi. Gel de o günleri ve o giydiğimiz elbiseleri arama, öyle deği mi?
Öğrendiğim kadarı ile Hadim İlçemizde her hanede dokunan Hadim Bezi şimdilerde bir elin parmağı kadar sayıya düşmüş. Basında gördüğüm kadarı ile Hadim İlçesinde oturan 70 yaşında Müjgan Akdemir Teyze yıllardan beri Hadim halkının geçim kaynağı olan Hadim Bezi Dokumacılığını devam ettiriyormuş. Sanki ben birkaç yüzyıl öncesinden bahsetmiyorum. 40 Yıl öncesinde Çumra İlçemizde benim Baraj Mahallemde Hadim Bezi kumaşı alınıp satılıyor ve giyimde kuşamda kullanılıyordu.
İnşallah yetkililer özellikle başta Hadim İlçesi Yöneticileri zamanında sağlıklı üretim istihdam kaynağı olan Hadim Bezini kumaşını ve bu güzel geleneğin devam etmesi noktasında kurs ve benzeri girişimleri başlatarak tekrar geçmişte olduğu üzere Hadim Kumaşını yaşatılmasına vesile olur. Askılı pantolandan ta nereler geldik değil mi?